4 Nisan 2022 Pazartesi

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-16

 Allah’ın ilmi ve Hikmeti Sonsuzdur

Yüce Allah Kur’an’da kendisini biz kullarına tanıtmak için birçok ayette nice özelliklerinden bahseder. Kur’an’da Allah kendisinden ve sahip olduğu sıfatlardan söz ederken şu hususa önem vermektedir. Allah’ın sıfatları, sahip olduğu tüm özellikleri, yaptığı ve yapacağı her şeyde sınırsız güç, kuvvet ve yeteneğe sahiptir. O’nun için hiçbir sınırlama söz konusu değildir.

Mesela Allah için şöyle bir niteleme yapılabilir.

O her şeyi hiçbir şeye ihtiyaç duymadan görür ve işitir. O istediği bir şeyi anında yapar. O bir şeyin olmasını istediğinde o şeye sadece “ol” der, o da oluverir.

Sonsuz evreni O yönetir. Tüm canlıların rızkını O verir. Her şeyi yaratandır. Onun yaratması hiçbir zaman son bulmaz

O her şeyi bilir. İlmi ve hikmetini yazmakla bitiremeyiz.

Bu konuda Yüce Allah bizi şöyle aydınlatmaktadır:

Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: ”Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Sûresi,27. Ayet)

Bu ayette Yüce Allah bize kendi sözlerinin, kelimelerinin yani ilmi ve hikmetinin sınırsız olduğunu bildirir. Allah’ın ilmini ve hikmetini yazmaya kalksak, tüm ağaçlar kalem ve tüm denizler mürekkep olsa yine de O’nun ilmini ve hikmetini yazıp bitiremeyiz.

Allah’ın ilmi ve hikmeti öylesine geniş ve sonsuzdur ki, bu denizlere yedi katı daha eklense bile Allah’ın ilmini yine yazmaktan aciz kalırız.

Elbette bu ayette mecazi anlam vardır. Burada Allah bize şunu açıklamak istiyor. Allah diyor ki; benim sözlerim, benim ilmim ve hikmetim sonsuzdur. Her şeyin bilgisine ve hikmetine sahibim.

İşte bu ve benzeri ayetler ışığında Yüce Allah’a imanımızı oluşturup dine bağlanmalıyız.

Şunu unutmamalıyız, yaşantımız ve hayatımız Allah içindir. Ve O’nun yolundan gitmeliyiz. O’nun ilim ve hikmeti yolunda yürümeliyiz. Yani Kur’an ve sünnet yolunda olmalıyız.

Allah’ın bize bildirdiği kelimeleri (Kur’an ayetlerini) iyi okuyup anlamalıyız.                                                                                    Bugün dünyanın ve insanlığın sorunlarının çözümü Yüce Allah’ın sonsuz kelamında olduğunu bilmeliyiz.

Ne mutlu Allah’ın vahyine kulak verenlere…

Ne mutlu Allah’ın adaletini anlayıp, adaletli olmaya çalışanlara…

Ne mutlu Allah’ın hükmünü hayatına uygulayanlara…

Efkan VURAL

 

1 Nisan 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:   


مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ والعَمَلَ بِهِ فلَيْسَ لِلَّهِ

 حَاجَةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ


“Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse,  Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”

                    (Buhârî, Savm, 8, Ebû Dâvûd, Savm, 25)

Diyanet İşleri Başkanlığının 01.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:MERHABA YA ŞEHR-İ RAMAZAN

        MERHABA YA ŞEHR-İ RAMAZAN




Muhterem Müslümanlar!

Çoktandır buruktu gönüller, ıssızdı mabetler, ezanlar hüzünlü, hilalin boynu büküktü. Hasretiyle yanmış yürekler, özlemle yolunu gözlüyordu. Suya hasret toprağın yağmuru beklediği gibi bekliyordu müminler, onun rahmet ve bereket iklimini... Ve nihayet ruhlara neşe veren bahar rüzgârları gibi geldi. Kalplere ve vicdanlara esenlik veren bir muştuyla geldi Ramazan.

Hanelerimiz bu kutlu misafir için şenlendi. Mabetlerimiz, bu güzel buluşma için süslendi. Ezanlar coşkuyla yankılandı gök kubbede. Ve dudaklarımızda tatlı bir terennüm yükseldi: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan, hoş geldin.”

Kıymetli Müminler!

Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: 

“Ramazan, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin...”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Mübarek Ramazan ayı geldi. Yüce Allah bu ayda oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.”[ii]

Değerli Müslümanlar!

Ramazan-ı şerif, Rabbimizin rahmet ve ecir kapılarını ardına kadar açtığı hazine değerinde bir aydır. Bu mübarek ayda oruçlar tutulacak, iftar sofraları kurulacak. Neşeyle kalkılacak sahurlara. Büyükler de şenlenecek çocuklar gibi. Mabetler dolup taşacak, kubbeler mukabele sesleriyle çınlayacak. Ailece koşar adım gidilecek teravih için camilere. Huşuyla kılınacak namazlar. Ruhlar arınacak kirlerden. El açılacak yüce makama. Mağfiret ayında gözyaşlarıyla af dilenecek. Verdikçe bereketlenecek kazançlar. Muhtaçlar sevindirilecek. Yüzü gülecek gariplerin. Esenlik kaplayacak her yanı. Aydınlanacak karanlıklar, zincire vurulacak tüm şeytanlar.

Aziz Kardeşlerim!

Kur’an ayıdır Ramazan. Mevla’mızın bize en büyük rahmeti, Ramazanın ziynetidir Kur’an. Çokça okunacak ve anlaşılacak bu ayda. Bolca tefekkür edilecek, ölü hayatlarımıza hayat verecek ilkeleri. Murakabe edilecek yaşantımız. Gözden geçirilecek geçen ömrümüz. Hesabı yapılacak o pek çetin hesap gününün.

Ve paylaşma ayıdır Ramazan. Zekâtımızla, fitremizle, sadakamızla ve her türlü infakımızla Rabbimizin rızasını umacağız. Rabbimizin verdiğinden kullara vereceğiz ki artsın rızkımız, rahmet kuşatsın her yanı. Gülsün yüzler ve toplumda huzur egemen olsun.

Kardeşlerim!

Evvelinde rahmet tecelli etsin diye dört elle sarılalım Ramazana. Ortasında bereket olsun diye artıralım ibadetleri ve sadakaları. Ahirinde günahlardan azat olalım diye çoğaltalım tövbeyi ve istiğfarı. Niyazımız Yüce Mevla’mızdan; bir daha yaşatmasın bize buruk Ramazanları.

Ya Rab! Hamd sana, şükür sana. Eriştirdin bizi yine Ramazana. Müjdeler olsun kavuşanlara. Rahmet olsun kavuşamayanlara. Hastalarımız şifa, dertlilerimiz deva bulsun. Ramazan-ı şerifiniz, mübarek olsun.



[i] Bakara, 2/185.

[ii] Nesâî, Sıyâm, 5.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

28 Mart 2022 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-31

    Hadis-i Şeriften Mesaj Var:

İyilik üzere bulunmak ve kötülükten uzak durmak, insanın güzel erdemlerindendir. İyilik yapmak ve iyilik peşinde koşmak iyi bir mü’minin özelliklerindendir. Yine iyi bir mü’min kimseye hiçbir kötülük yapmaz. Hiçbir canlıya zararı dokunmaz.

Mü’min iyilik yaptığında mutlu olur, içi sevinçle dolar. Kötülük yapmış veya kötü olan bir şeye sebep olmuşsa çok üzülür. Yaptığı kötü davranış için pişman olur ve onu yok etmek için iyi şeyler yapmaya çalışır.

Bu konuda Sevgili Peygamberimizin bir hadisindeki mesajı şöyledir:

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur: “Kim bir iyilik yaptığında seviniyor, bir kötülük yaptığında üzülüyorsa o Mü’mindir.”(Ahmed b.Hanbel,IV,399)

Bu hadis ışığında Mü’min olan bir kimseye yakışan davranışlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1-İyilik yapmak.

2-İyi olanı tavsiye etmek.

3-Fakir, yoksul, düşkün olanlara yardım etmek.

4-Yetimlere kol kanat germek.

5-Komşu ve yakın akrabalarla ilgilenmek, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak.

6-Engelli, hasta, yaşlı ve yadıma muhtaç olanlarla ilgilenmek.

7-Hiçbir kimseye kötü davranmamak.

8-Kişileri inanç, itikat, mezhep, meşrep, siyasi ve politik olarak ayırımcılığa tabi tutmamak.

9-Davranışlarında, jest, mimik, ses ve sözlerinde kimseyi üzmemek.

10-Kendisine iyi davranmayanlarla da iyi ilişkiler kurmak.

Evet, iyilik etmek ve iyi olmak elimizde.

Kötülük yapmak ve başkalarını incitmekte elimizde…

Her türlü hareketimizde ölçülü ve dikkatli olmalıyız.

İyilik eden iyilik bulur.

Kötülük düşünen kötülük görür.

Ne mutlu kalbi güzel, niyeti güzel ve davranışları güzel olan kimselere…

Efkan VURAL

 

 

 

 

25 Mart 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

        Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ


Kalbinde minicik kibir olan kimse cennete giremez.

         Müslim, İman, 149. z Ebu Davud, Libas, 26. z Tirmizi, Birr, 61.


Diyanet İşleri Başkanlığının 25.03.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:AİLEMİZ: SEVGİ, RAHMET VE GÜVEN İKLİMİMİZ

            AİLEMİZ: SEVGİ, RAHMET VE GÜVEN İKLİMİMİZ




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının delillerindendir. Bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olandır. İçinizde ailesine karşı en hayırlı olan da benim.”[ii]

Aziz Müminler!

Bir bütünün diğerini tamamlayan iki yarısı, kadın ve erkek, evlenerek bir yuvayı paylaşır. İki ayrı yol, iki ayrı ömür birleşir. Nikâhla huzurlu bir aile kurar, hem bedeni hem de ruhu için sağlam bir sığınağa kavuşur. Aynı zamanda yeni sorumluluklar yüklenir. Allah’ın adı şahit tutularak kurulan aile, O’nun bahşettiği çocuklarla gelişir ve güzelleşir. Kadın, gözünün nuru ve gönlünün neşesi yavrularıyla anne olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşar. O artık, ayaklarının altına cennet serilen bir annedir. Erkek ise güzel ahlakla donanmış nesiller yetiştirmenin sorumluluğunda bir babadır artık. Anne baba olmak öyle yüce bir makamdır ki Cenâb-ı Hak kendisine kulluktan hemen sonra onlara iyi davranmayı emretmiştir her birimize…

Kıymetli Müslümanlar!

Aile, Rabbimizin eşsiz ve benzersiz kudretiyle bize sunduğu nadide bir nimettir. Bir toplumun temel çekirdeği ve dinamiğidir. İftihar vesilesi en büyük değer, en kıymetli hazinedir. Aile; iyinin-kötünün, doğrunun-yanlışın, güzelin-çirkinin öğrenildiği ilk mekteptir. Erdemlerin kazanıldığı, insanı insan yapan değerlerin miras olarak alındığı bir okuldur. Aile, maddi ve manevi tehlikelere karşı bir kaledir. Sevgi, rahmet ve güven iklimi, dünyadaki cennet huzurudur.

Değerli Müminler!

Aileyi aile kılan, ruhlar arasındaki münasebet, kalpler arasındaki muhabbettir. Aile olmak, duygu ve fikir bağı kurmak, gönül birliği etmektir. Eşini ve çocuklarını emanet bilinciyle kucaklamaktır. Huzurlu bir aile hayatı için emek vermek, fedakârlık göstermektir.

Aile olmak, aile hayatını sağlam temeller üzerine bina etmek, aileyi ayakta tutan değerlere sımsıkı tutunmaktır. Sadakat ve samimiyeti, hürmet ve merhameti elden bırakmamak “en hayırlı Müslüman” olmak demektir. Adaletli, affedici, sabırlı, vefalı olmaktır.

Aile olmak, sevince eş, hüzne kardeş olmaktır. Varlığı ve yokluğu beraberce yaşamak, dünyanın türlü sıkıntılarını birlikte göğüslemektir. Farklı bedenlerde bir can olmak, saadeti Hakk’ın rızasına uygun yaşamakta bulmaktır.

Aziz Müslümanlar!

Aileye yönelik değerlerin istismar edildiği, aile kurumunun nice tehlikelere maruz kaldığı ve itibarsızlaştırıldığı günümüzde, ailemizin kıymetinin farkına varalım. Aile hayatımızda ve bütün yaşantımızda yüce dinimiz İslam’ın hayat veren ilkelerinden bir an olsun ayrılmayalım. Göz aydınlığı yavrularımıza, hayat arkadaşı eşlerimize, varlık vesilesi anne babalarımıza huzur ve sükûnet veren bir aile ortamı sunalım.

Unutmayalım ki huzurlu bir aile, merhamete açılan ve şiddete kapanan kapı ile mümkündür. Yine unutmayalım ki şu kısacık dünya hayatında ailemizden daha fazla bizi düşünen, bize emek veren kimse yoktur. İyi davranışımızı, vicdanlı ve insaflı duruşumuzu en çok hak eden onlardır.



[i] Rûm, 30/21.

[ii] Tirmizî, Menâkıb, 63.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü