18 Şubat 2022 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 18.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi:PEYGAMBERİMİZİN AHLAKI KUR’AN’DI

                          PEYGAMBERİMİZİN AHLAKI KUR’AN’DI




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: 

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”[ii]


Aziz Müminler!


Allah Resûlü (s.a.s), iman ve ibadetin yanında ahlaken de insanların en kâmilidir.  Geliniz, bugünkü hutbemizde Peygamberimizin eşsiz ahlakını yeniden hatırlayalım. Onun ahlakıyla ahlaklanma ahdimizi tazeleyelim.

Kıymetli Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in ahlakı Kur’an’dı. Peygamberimiz, Kur’an neyi emretmişse onu hayatına aktarmış, neyi de yasaklamışsa ondan kaçınmıştır. Bir defasında “Ey müminlerin annesi, bana Resûlullah’ın ahlâkını anlatır mısın?” diye soran bir kişiye, Hz. Âişe validemiz şöyle cevap vermişti: “Sen Kur’an okumuyor musun? Onun ahlakı Kur’an’dı.”[iii]

Değerli Müminler!

Peygamberimiz (s.a.s), şefkatli ve merhametli bir aile reisiydi. Hane-i saadeti huzur ve muhabbet doluydu. O, yuvasına şiddet ve nefretin bulaşmasına asla izin vermezdi. Bir hadisinde en hayırlı kişiyi şöyle tarif etmişti:

“Sizin en hayırlınız, ailesine en güzel davranandır. İçinizden ailesine karşı en güzel davranan da benim.”[iv]

Aziz Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem (s.a.s), en güzel muallimdi. Hayatın her alanında faydalı pek çok şeyi ashabına öğretirken “Ben size, bir babanın evladına öğrettiği gibi öğretiyorum”[v] buyurmuştu. Çocuk eğitimine ise ayrı bir önem verirdi. Küçük sahabilerin, gönülleri camilere bağlı ve namaz aşkıyla büyümeleri için çaba gösterirdi. Bütün gayreti, onların imanlı ve güzel ahlaklı olmaları içindi. Anne babalara öğüdü çok açıktı: 

Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz.”[vi]

Kıymetli Müminler!

Allah Resûlü (s.a.s) aynı zamanda samimi, sadık ve vefakâr bir dosttu. Hz. Ali Efendimiz, onun arkadaşları ve dostlarıyla olan münasebetini şöyle anlatıyordu:

“Resûlüllah, her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve nazikti. Asla kötü huylu, katı kalpli, bağırıp çağıran, çirkin sözlü, kusur bulan ve cimri bir kimse değildi. Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelir, kendisinden beklentisi olan kimseleri hayal kırıklığına uğratmaz, onların isteklerini boşa çıkarmazdı…”[vii]

Değerli Müslümanlar!

Her sözümüzde, her işimizde Peygamberimizi örnek alalım. Evet, onun yüce ahlakını rehber edinelim ki bizlerin de ahlakı Kur’an olsun. Kulluk yolcuğunda ruhlarımız kemalini bulsun. Ailelerimiz dünyadaki cennetimiz olsun. Dost, arkadaş ve akrabalarımızla aramızda samimiyet, güven ve vefa köprüleri kurulsun. Dünyamız anlam bulsun, ahiretimiz ebedi huzurla dolsun. 

Unutmayalım ki “Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kitabıdır. Rehberliğin en güzeli, Muhammed’in rehberliğidir.”[viii]



[i] Ahzâb, 33/21.

[ii] İbn Hanbel, II, 381.

[iii] Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 26.

[iv] Tirmizî, Menâkıb, 63.

[v] İbn Mâce, Tahâret, 16.

[vi] Tirmizî, Birr, 33.

[vii] Tirmizî, Şemâil, 60.

[viii] Nesâî, Îdeyn, 22.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

14 Şubat 2022 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.

                                   En’âm Suresi 59. Ayet



13 Şubat 2022 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-49

                      Kur'an-ı Kerim'de Mesaj var

                      Savaşlarda Allah’ın Mü’minlere Yardımı

Allah’a tam olarak inanan ve O’na gerçek anlamda güvenen Mü’minlere Allah yardımını esirgemez. Herhangi bir iş konusunda elimizden geleni yaptıktan ve gerekli tedbirleri aldıktan sonra, işin başarıya ulaşmasını Allahtan ummak uygun bir davranış olur. Özellikle düşmanlara ve saldırılara karşı her türlü hazırlık, plan ve programlar dahilinde alınacak tedbirlerin teknik ölçülerde olmasına dikkat edilmek suretiyle sonucun başarıya ulaşması için Yüce Allah’tan niyaz edilerek mücadele verilmelidir.

Bu şekilde Yüce Allah’ın yardımı inananların üzerinde olacaktır.

Allah’ın bu konuda Kur’an’daki mesajı şöyledir:

Yüce Allah şöyle buyurur:

Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah(ın yardımı) savaşta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.” (Ahzâb Sûresi,25. Ayet)

Bu ayette Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında Allah’ın Mekkeli Müşriklere karşı Müslümanlara yardım ettiğini bildirmektedir.

Hz.Muhammed yaptığı tüm savaşlarda önceden yapılması gereken ne varsa hepsini yerine getirmiş. Toplantılar yapılarak savaş taktikleri ve savunma şekilleri belirlendi.

Bedir, Uhud ve Hendek savaşları düşman saldırılarına karşı yapılmıştır. Müslümanların düşman ordusuna karşı askeri gücü daha zayıftı. Bedirde 1000 Müşrik ordusuna karşı Müslümanlar 300 kişiydi. Uhud’da 3000 Müşrik ordusuna karşı 700 Müslüman. Hendek savaşında da 10000 Müşrik ordusuna karşı 3000 Müslüman.

Müşrikler sayıca her savaşta üç kat daha fazlaydı. Buna rağmen Allah Hz.Muhammed’i ve ordusuna yardım ederek onları yenilgiden kurtararak üstün duruma getirmiştir. Üç savaşta da Müşrikler bir netice alamadan geri dönmüşlerdir.

Geçmişte Yüce Allah Müslüman ordulara çeşitli biçimlerde her daim yardım göndermiştir. Tarihin birçok savaş sahnesinde bu yardımların geldiğine inanmaktayız.

Çanakkale savaşlarında, kurtuluş savaşında, Kıbrıs barış harekatın da ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde Allah doğrulara ve inananlara yardımını esirgememiştir.

Bugün ve her daim Allah’ın Mü’minlere yardım edeceğine tam olarak inanırsak ve gerekli tedbirleri alır, mücadeleyi eksiksiz yaparsak; Allah yardımını gönderir.

Önce tedbir almalıyız sonra tevekkül etmeliyiz.

Her zaman çalışıp mücadele etmeliyiz. Yardımı yalnızca Allah’tan istemeliyiz.

Ne mutlu üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren ve Allah’ın yardımına mazhar olanlara….

Efkan VURAL


 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

11 Şubat 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

  Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    


                    لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ، حَتَّى يُحِبَّ ِلأَخِيهِ ماَ يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

 “Sizden biriniz, kendisi için arzu ettiği bir şeyi din kardeşi için arzu etmedikçe, gerçek mü’min olamaz”.

                                                              Buharî: İman 7; Müslim: İman 71

Diyanet İşleri Başkanlığının 11.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi: İSLAM’I TEMSİL SORUMLULUĞUMUZ

                            İSLAM’I TEMSİL SORUMLULUĞUMUZ




Muhterem Müslümanlar!

Sevgili Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin üzerinden yedi yıl geçmişti. Ashabıyla birlikte sefere çıkan Allah Resûlü (s.a.s), Hayber’in önüne geldiğinde İslam sancağını Hz. Ali’ye verdi ve ona şöyle dedi:

“Onların bulunduğu bölgeye varıncaya kadar sükûnetle yürü! Sonra onları İslâm’a davet et ve Allah’a karşı sorumluluklarını onlara haber ver! Vallahi senin vasıtanla Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, en değerli kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır.[1]

Aziz Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu nasihati bizlere öğretmektedir ki Allah katında en güzel amel, bir insanı İslam’la buluşturmaktır. Müslüman, İslam’a güzel bir şekilde davet etmekle yükümlüdür. Bu ise İslam’ı doğru anlayıp yaşamayı ve halimizle güzel temsil etmeyi gerektirir. 

Kıymetli Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s), din-i Mübin-i İslam’ı önce kendisi yaşıyor, sonra ashabına tebliğ ediyordu. Sadece anlatmakla yetinmiyor, davranışlarıyla İslam’ın güzelliklerini ortaya koyuyordu. Adalet ve hakkaniyeti, şefkat ve merhameti, ülfet ve muhabbeti, cömertlik ve yardımseverliği ile örnek oluyordu. Sahabe-i kiram da İslam’ı bizzat ondan öğreniyor ve öğrendiklerini hemen kendi hayatlarına aktarıyordu. Sonraki nesiller de aynı yolu takip ettiler. Bu sayede İslamiyet hızla yayıldı ve nice gönüller İslam’la şeref buldu. Anadolu’nun, Afrika’nın, Uzakdoğu’nun, Balkanların ve daha nice toplulukların İslamiyet ile tanışmasında müminlerin sözlerinden daha çok örnek hayatlarıyla verdikleri mesajlar etkili olmuştur.

Değerli Müminler!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız...”[2]

O halde, insanlığa önder ve örnek bir ümmet olduğumuzun bilincinde olalım. Dinimizin yüce hakikatlerini özümseyip hayatımızda uygulayalım. İnandığımız gibi dosdoğru yaşayalım. Her işimizde ihlas ve samimiyeti kuşanalım. İman ve ibadette, ilim ve hikmette, ahlak ve takvada Resûlullah’ı örnek alalım. Sözlerimizle birlikte yaşantımızın ve güzel ahlakımızın insanlarda iz bıraktığının idrakinde olalım. Unutmayalım ki birçok insan İslam’ı Müslümanların hal ve hareketlerine göre değerlendirmekte ve tercih etmektedir. Dolayısıyla İslam’ı hakkıyla temsil edemeyen her Müslüman, farkında olmadan en büyük zararı İslam’a vermiş olmaktadır.

Hutbemi Peygamberimizin şu hadisiyle bitiriyorum:

Dikkat edin, size mümini tanıtıyorum; o, insanların canı ve malı hususunda kendisine güvendiği kişidir. Müslüman; elinden ve dilinden insanlara zarar gelmeyen kimsedir…[3]

 



[1] Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 34.

[2] Âl-i İmrân, 3/110.

[3] Tirmizî, Fiten, 9.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

9 Şubat 2022 Çarşamba

HAFTANIN AYETİ

  Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ

"Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve güzel nimetleri kendinize haram kılmayın! Haddi de aşmayın; çünkü Allah haddi aşanları sevmez."

                          (Maide 87.Ayet)

6 Şubat 2022 Pazar

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):92-NÂFİ'

 Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler): 

                                         en-NÂFİ'




Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de en-Nâfi’dir.

Sözlükte “fayda vermek” anlamındaki nef‘ kökünden türeyen nâfi‘ kelimesi “fayda veren” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “dilediği mahlûka hayırlı ve faydalı şeyi veren” manasına gelir.

En- Nâfi ,Tüm mahlukata hayır ve menfaat verici şeyler yaratan, kulları için faydalı, fayda veren şeyleri yaratan, devamlı olarak bütün mahlukata hayır ve fayda sağlayan, faydalı şeyler yaratan demektir.

En- Nâfi, devamlı olarak, bütün mahlukata hayır ve fayda sağlayan, faydalı şeyler yaratan demektir.

En- Nâfi, İstediğine fayda sağlayan, O'nun takdiri olmadan kimseye yarar verilemeyen.

Nâfi’ “Dilediği kullarına fayda veren.”

En- Nâfi, Fayda veren, hayır ve menfaat verici şeyler yaratan anlamına gelmektedir.



Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“…Onlara şöyle de: “Size bir zarar gelmesini isterse veya size iyilik etmeyi murat ederse, sizin için Allah’a karşı herhangi bir şey yapmaya kimin gücü yeter? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir;”( Fetih Suresi 11. Ayet)

De ki: “Ben kendim için, Allah’ın dilediği dışında ne bir fayda elde edebilirim ne de zarardan kurtulabilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım elbette bundan çok faydalanırdım, başıma kötülük de gelmezdi. Ben yalnızca inanan bir toplum için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”  (A’râf Suresi 188. Ayet)

“Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâlâ şükretmezler mi?” (Yâsîn Suresi 73. Ayet)

“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.” (Yûnus Suresi 106. Ayet)

“Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır…” (Mü'minûn Sûresi, 21. Ayet)

“Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, O'dur.” (Furkân Suresi 47. Ayet)

O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.              (Furkân Suresi 48-49. Ayetler)

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL