11 Şubat 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

  Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:    


                    لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ، حَتَّى يُحِبَّ ِلأَخِيهِ ماَ يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

 “Sizden biriniz, kendisi için arzu ettiği bir şeyi din kardeşi için arzu etmedikçe, gerçek mü’min olamaz”.

                                                              Buharî: İman 7; Müslim: İman 71

Diyanet İşleri Başkanlığının 11.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi: İSLAM’I TEMSİL SORUMLULUĞUMUZ

                            İSLAM’I TEMSİL SORUMLULUĞUMUZ




Muhterem Müslümanlar!

Sevgili Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin üzerinden yedi yıl geçmişti. Ashabıyla birlikte sefere çıkan Allah Resûlü (s.a.s), Hayber’in önüne geldiğinde İslam sancağını Hz. Ali’ye verdi ve ona şöyle dedi:

“Onların bulunduğu bölgeye varıncaya kadar sükûnetle yürü! Sonra onları İslâm’a davet et ve Allah’a karşı sorumluluklarını onlara haber ver! Vallahi senin vasıtanla Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, en değerli kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır.[1]

Aziz Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu nasihati bizlere öğretmektedir ki Allah katında en güzel amel, bir insanı İslam’la buluşturmaktır. Müslüman, İslam’a güzel bir şekilde davet etmekle yükümlüdür. Bu ise İslam’ı doğru anlayıp yaşamayı ve halimizle güzel temsil etmeyi gerektirir. 

Kıymetli Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s), din-i Mübin-i İslam’ı önce kendisi yaşıyor, sonra ashabına tebliğ ediyordu. Sadece anlatmakla yetinmiyor, davranışlarıyla İslam’ın güzelliklerini ortaya koyuyordu. Adalet ve hakkaniyeti, şefkat ve merhameti, ülfet ve muhabbeti, cömertlik ve yardımseverliği ile örnek oluyordu. Sahabe-i kiram da İslam’ı bizzat ondan öğreniyor ve öğrendiklerini hemen kendi hayatlarına aktarıyordu. Sonraki nesiller de aynı yolu takip ettiler. Bu sayede İslamiyet hızla yayıldı ve nice gönüller İslam’la şeref buldu. Anadolu’nun, Afrika’nın, Uzakdoğu’nun, Balkanların ve daha nice toplulukların İslamiyet ile tanışmasında müminlerin sözlerinden daha çok örnek hayatlarıyla verdikleri mesajlar etkili olmuştur.

Değerli Müminler!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız...”[2]

O halde, insanlığa önder ve örnek bir ümmet olduğumuzun bilincinde olalım. Dinimizin yüce hakikatlerini özümseyip hayatımızda uygulayalım. İnandığımız gibi dosdoğru yaşayalım. Her işimizde ihlas ve samimiyeti kuşanalım. İman ve ibadette, ilim ve hikmette, ahlak ve takvada Resûlullah’ı örnek alalım. Sözlerimizle birlikte yaşantımızın ve güzel ahlakımızın insanlarda iz bıraktığının idrakinde olalım. Unutmayalım ki birçok insan İslam’ı Müslümanların hal ve hareketlerine göre değerlendirmekte ve tercih etmektedir. Dolayısıyla İslam’ı hakkıyla temsil edemeyen her Müslüman, farkında olmadan en büyük zararı İslam’a vermiş olmaktadır.

Hutbemi Peygamberimizin şu hadisiyle bitiriyorum:

Dikkat edin, size mümini tanıtıyorum; o, insanların canı ve malı hususunda kendisine güvendiği kişidir. Müslüman; elinden ve dilinden insanlara zarar gelmeyen kimsedir…[3]

 



[1] Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 34.

[2] Âl-i İmrân, 3/110.

[3] Tirmizî, Fiten, 9.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

9 Şubat 2022 Çarşamba

HAFTANIN AYETİ

  Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ

"Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve güzel nimetleri kendinize haram kılmayın! Haddi de aşmayın; çünkü Allah haddi aşanları sevmez."

                          (Maide 87.Ayet)

6 Şubat 2022 Pazar

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):92-NÂFİ'

 Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler): 

                                         en-NÂFİ'




Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de en-Nâfi’dir.

Sözlükte “fayda vermek” anlamındaki nef‘ kökünden türeyen nâfi‘ kelimesi “fayda veren” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “dilediği mahlûka hayırlı ve faydalı şeyi veren” manasına gelir.

En- Nâfi ,Tüm mahlukata hayır ve menfaat verici şeyler yaratan, kulları için faydalı, fayda veren şeyleri yaratan, devamlı olarak bütün mahlukata hayır ve fayda sağlayan, faydalı şeyler yaratan demektir.

En- Nâfi, devamlı olarak, bütün mahlukata hayır ve fayda sağlayan, faydalı şeyler yaratan demektir.

En- Nâfi, İstediğine fayda sağlayan, O'nun takdiri olmadan kimseye yarar verilemeyen.

Nâfi’ “Dilediği kullarına fayda veren.”

En- Nâfi, Fayda veren, hayır ve menfaat verici şeyler yaratan anlamına gelmektedir.



Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“…Onlara şöyle de: “Size bir zarar gelmesini isterse veya size iyilik etmeyi murat ederse, sizin için Allah’a karşı herhangi bir şey yapmaya kimin gücü yeter? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir;”( Fetih Suresi 11. Ayet)

De ki: “Ben kendim için, Allah’ın dilediği dışında ne bir fayda elde edebilirim ne de zarardan kurtulabilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım elbette bundan çok faydalanırdım, başıma kötülük de gelmezdi. Ben yalnızca inanan bir toplum için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”  (A’râf Suresi 188. Ayet)

“Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâlâ şükretmezler mi?” (Yâsîn Suresi 73. Ayet)

“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.” (Yûnus Suresi 106. Ayet)

“Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır…” (Mü'minûn Sûresi, 21. Ayet)

“Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, O'dur.” (Furkân Suresi 47. Ayet)

O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.              (Furkân Suresi 48-49. Ayetler)

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

4 Şubat 2022 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

         Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:  

 

"Şüpheli şeyleri bırakıp şüpheli olmayan


 şeylere  yönel."


                                             (Tirmizî, "Kıyâmet", 60)

Diyanet İşleri Başkanlığının 04.02.2022 Tarihli Cuma Hutbesi: SÖZ VE DAVRANIŞLARIMIZDA DOĞRU OLALIM

                  SÖZ VE DAVRANIŞLARIMIZDA DOĞRU OLALIM




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz, doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında sıddîk olarak tescillenir. Yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında yalancı olarak tescillenir.”[ii]

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere, dosdoğru bir ömür geçirmemiz için bizlere gönderilmiştir. Yüce Rabbimiz, niyet ve inancımızda, söz ve davranışlarımızda doğru ve dürüst olmamızı emretmiştir. Bununla birlikte İslam, yalanı ve yalana götüren her türlü davranışı asla tasvip etmez. Şaka bile olsa yalan söylemeyi, insanları eğlendirmek için dahi yalan konuşmayı hoş karşılamaz.

Kıymetli Müslümanlar!

Doğruluk, imanın özü, müminin şiarıdır. Yalan, toplumun huzurunu bozan, insanları birbirine düşüren kötü bir hastalıktır. Doğruluk, ailede güveni tesis eder, sevgi ve saygıyı kalıcı kılar. Bin bir emekle kurulan yuvaları dağıtan ise bir yalandır. Doğruluk, ticaretin bereketi; yalan ise felaketidir. Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.[iii] Doğruluk, mal ve mülkü hayırlı kılar. Yalanla kazanılan maldan hayır gören yoktur.

Değerli Müminler!

Maalesef, günümüzde yalanın en çok ve en hızlı yayıldığı yerlerin başında sosyal mecralar gelmektedir. Oysaki gerçek âlemde haram olan yalan, sanal âlemde de haramdır. Hakikat dünyamızdan kopmadan, sanal ortamlara mahkûm olmadan sosyal medyada doğruluğu hâkim kılmak da biz müminlere düşen bir vazifedir. Duyduğumuz her haberi araştırmadan paylaşmak, bilerek veya bilmeden yalanın yayılmasına sebebiyet vermek, büyük bir vebaldir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s), “Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter!”[iv] buyurmaktadır.

Aziz Müslümanlar!

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”[v] Evet, doğruluk önemlidir. Ancak bundan da önemlisi doğru kimselerle beraber olmaktır. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in dikkatlerimizi çektiği şu sözü çok önemlidir: “Kişi dostunun dini üzerinedir.”[vi]

Öyleyse geliniz, hem sosyal hayatta hem de sanal âlemde arkadaşlarımızı doğru kimselerden seçelim. Kalbimizi doğruluğun merkezi kılalım. Özümüz ve sözümüz doğru, davranış ve tavırlarımız tutarlı olsun. Unutmayalım ki sözü doğru olanın işi doğru olur. İşi doğru olanın kalbi doğru olur. Kalbi doğru olanın dini doğru olur. Dini doğru olanın varacağı yer ise ancak cennettir.

Hutbemi Hucurât suresinin 6. ayetinin mealiyle bitiriyorum:

“Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”[vii]



[i] Hûd, 11/112.

[ii] Buhârî, Edeb, 69.

[iii] Tirmizî, Büyû’, 4.

[iv] Ebû Dâvûd, Edeb, 80.

[v] Tevbe, 9/119.

[vi] Tirmizî, Zühd, 45.

[vii] Hucurât, 49/6.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

1 Şubat 2022 Salı

AYIN SÖZÜ

                                                   Ayın Seçme Sözü ve Yorumu

“İyi görüneceğine,iyi ol.  Crispus Sallustius

Her hangi bir varlığın veya bir eşyanın dış  görünümüne bakarak onun cinsi

 ve kalitesi hakkında kesin bir bilgiye ulaşamayız. Bunların sağlam ve kaliteli

 oluşlarını kullanarak ve elde edilen verim ile anlayabiliriz. Kalite ve değeri

 belirlerken dış görünüşüne göre karar vermemiz uygun olmaz. Bu durum her

 çeşit madde ve eşya için aynıdır.

Gıda ve diğer temizlik ürünlerinin de görünüş ve ambalajlarına  göre kaliteli

 olduğunu bilemeyiz. Ancak bunları kullanarak kaliteli olup olmadıklarını

 anlaya biliriz.

İnsanların da  iyi bir kişi olup olmadıklarını görünüş ve sözlerinden anlaya

 bilmemiz mümkün değildir. Onların dış görünüşü , sözleri  ve yapmacık

 tavırları bizi aldatabilir.

Onların erdemli, iyi, dürüst ve samimi olmalarını takındıkları hareket ve

 yaptıkları işlerle anlayabiliriz.

Hayatımız boyunca her zaman gerçekçi olmak gerekir. İyi bir kimsenin içi ve

 dışı her daim bir olur. Bu kimseler ikiyüzlülükten  ve gösterişten uzak

 olurlar.

Gerçek ne ise öyle olmak lazım. İçinden ayrı dışından ayrı bir durum

 sergileyen kimseler münafıktır. İnsanların en tehlikelileri iki yüzlü ve

 münafık olanlarıdır. Bu kimseler bir yüzüyle dost gözükür diğer bir yüzüyle

 de düşmandır.

Gerçek Mü'min; göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünendir.

İyi ve güzel görünmek isteyen biri, iyi olmak zorundadır. Yani iyi görünmek

 değil, doğrudan iyi olmak lazım.

Crispus Sallustius ne güzel de söylemiş:

“İyi görüneceğine, iyi ol.

İnsanın iyi ve kaliteli oluşu hal, hareket ve yaptıklarıyla belli olur. 

İyi bir kimse;

Samimi ve içten olur.

Nasıl görünüyorsa öyle olur.

Olduğu ve göründüğü gibi hareket eder.

Yalancı ve iki yüzlü değildir.

Dinimizde kutsal sayılan ve manevi bir çok hazineyi içinde barındıran bu

 günlerde girmek üzere olduğumuz "Üç Aylar" da samimi ve dürüst

 davranmaya gayret edelim.

Özellikle yaptıklarımızda Allah'a karşı samimi olmalıyız.

Allah'a karşı samimi olan kimseler insanlara karşıda samimi olurlar.

İyi görünenlere değil; iyi olanlara ne mutlu...

Efkan VURAL


 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: