Efkan Vural'ın Yazıları
21 Ocak 2021 Perşembe
18 Ocak 2021 Pazartesi
HAFTANIN AYETİ
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
"İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor."
15 Ocak 2021 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 15.01.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MİRAS: HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK
MİRAS: HER HAK SAHİBİNE HAKKINI VERMEK
Muhterem
Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Anne babanın ve yakınların miras olarak
bıraktıklarından erkeklere pay vardır; yine anne babanın ve akrabanın miras olarak
bıraktıklarından kadınlara da pay vardır; azından çoğundan, belli pay.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Her
kim öldükten sonra geride mal bırakırsa, o mal mirasçılarınındır.”[2]
Aziz
Müminler!
İslam’ın titizlikle üzerinde
durduğu haklardan biri de mirastır. Dinimiz, hayatın her alanında olduğu gibi,
miras paylaşımında da adaleti öngören ayrıntılı hükümler getirmiştir. Mümin,
ahiret yolculuğuna uğurlanırken geride bıraktığı maldan, önce cenaze masrafları
karşılanır. Sonra, eğer varsa borçları ödenir. Ardından üçte biri aşmamak
kaydıyla mirasçıların dışındakilere yönelik vasiyeti yerine getirilir. Bütün
bunlardan sonra ise miras varislere intikal eder.
Kıymetli
Müslümanlar!
Miras taksim edilirken her hak sahibine hakkının verilmesi, kadın-erkek, büyük-küçük hiç kimsenin mağdur edilmemesi esastır. Kadınlara miras verilmemesine yönelik örf ve âdetler, dinimize göre adaletsizliktir, zulümdür, asla meşru değildir. Allah’a ve O’nun indirdiği Kur’an’a iman eden her Müslüman, mirastan payına düşene rıza göstermeli ve kardeşlerinin hakkına el uzatmaktan sakınmalıdır. Nitekim Rabbimiz mirasla ilgili hükümleri beyan ettikten sonra bizleri şöyle uyarır:
“İşte
bu, Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse,
Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar.
İşte bu büyük başarıdır. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun
koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun
için alçaltıcı bir azap vardır.”[3]
Değerli
Müminler!
Mirasın emanet olduğunu, miras ve
kul hakkı arasında ince bir sınır bulunduğunu unutmayalım. Hırslarımıza
yenilerek o sınırı asla çiğnemeyelim. Miras söz konusu olduğunda merhameti, insafı,
adaleti ve hakkaniyeti elden bırakmayalım.
13 Ocak 2021 Çarşamba
Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):83-RAÛF
(Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):
Allah'ın en güzel isimleri olan
"Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de er-Raûf’dur.
Sözlükte
“şefkat ve merhamet etmek” mânasındaki re’fet kökünden
türeyen raûf kelimesi “kalbi dayanamayacak derecede merhametli”
demektir.
Raûf ;Çok şefkat ve merhamet gösteren, çok
esirgeyen, kolaylık sağlayan.
Allah,
bütün insanları kuşatan lütfu, onları şuurlu birer canlı olarak yaratıp
yetenekler vermesi, Allah’a karşı işledikleri suçlardan dolayı hemen
cezalandırmayıp tövbe etmelerine fırsat tanımasıdır.
Allah mümin kullarının kusurlarını bağışlaması
ve işledikleri iyi amellere fazlasıyla mükâfat vermesidir
Bazı
esmâ-i hüsnâ âlimlerinin raûf isminin muhtevasını incelerken kullandıkları
üslûp, annenin evlâdına karşı taşıdığı derin şefkat duygusu arasında paralellik
kurduklarını göstermektedir. Anne yüreği evlâdına ağır bir işin yüklenmesine ve
onun tahammülü güç bir sıkıntıya mâruz bırakılmasına nasıl rıza göstermezse Allah’ta
şefkate lâyık olan insanların maddî ve
mânevî sıkıntılara uğramasına müsaade etmez.
Raûf, kullarına kolaylık sağlayan demektir. Çünkü Yüce Allah
kullarına kaldıramayacakları ibadetler ve yükler yüklememiştir. Yaşlılık,
hastalık ve zayıflık gibi hallerde onları birçok ibadetlerden muaf tutmuştur.
Allah'ın
yarattığı tüm canlılar kusursuz, üstün bir yaratılış ve kompleks bir yapı
sayesinde yaşamlarını sürdürmektedir. Bu, O'nun merhametinin ve rahmetinin
bir delilidir. Çünkü hiçbir canlı kendisi için en uygun, en elverişli şekilde
yaşamak için güç sarfetmemiş, sadece Allah'ın üstün aklına teslim olmuştur.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı
ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
"…O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir." (Tevbe, suresi,117.ayet.)
"…Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir." (Bakara suresi, 43.ayet)
“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.” (Bakara Suresi 207. Ayet)
Allah’ın
lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok
merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu? (Nûr Sûresi,20. Ayet)
“Herkesin,
iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır
bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir
mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah
kullarına çok şefkatlidir.” (Âl-i İmrân Suresi 30. Ayet)
“O, sizi karanlıklardan
aydınlığa çıkarmak için kulu (Muhammed’e) apaçık ayetler indirendir. Şüphesiz Allah,
size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.”( (Hadid Sûresi,9. Ayet)
(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
(Devam
edecek)
HAFTANIN AYETİ
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:
8 Ocak 2021 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 08.01.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:FÂTİHA SÛRESİ: KUR’AN’IN MUKADDİMESİ
FÂTİHA SÛRESİ: KUR’AN’IN
MUKADDİMESİ
Muhterem Müslümanlar!
Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.s) sahâbe-i kirâmdan Ebû Saîd b. Muallâ’ya,
“Mescitten çıkmadan önce sana Kur’an-ı Kerim’deki en büyük sûreyi bildireceğim.
” demişti. Namazın ardından ona şöyle buyurdu:
“Bu sûre, yedi ayetten oluşan,
namazlarda tekrar tekrar okunan Fâtiha sûresidir.”[1]
Aziz
Müminler!
Fâtiha sûresi, mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in mukaddimesidir. Peygamberimiz bir hadisinde
“Fâtiha’yı okumayanın namazı yoktur.”[2]
buyurduğu için bizler namazlarımızın her rekâtında bu sureyi okuruz. Kulun Rabbi ile gönülden hasbihali olan Fâtiha sûresini her okuduğumuzda Cenâb-ı Hakk’ın
“Kuluma dilediği verilecektir.”[3]
nu bilerek huzur buluruz.
Kıymetli
Müslümanlar!
Fâtiha sûresine,
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.” diyerek Besmeleyle başlarız. Biliriz ki
Allah’ın adı anılmadan başlanan her iş, eksiktir, yarımdır, bereketsizdir.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْـعَالَم۪ينَۙ ayetini okuduğumuzda, kâinatı yaratan
ve yöneten Rabbimize sonsuz hamdimizi, şükrümüzü, övgümüzü ve saygımızı
sunarız.
اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ Biliriz ki O, lütuf ve ihsan sahibidir.
Rahmeti bol, merhameti çoktur.
مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ Hesap gününün yegâne hâkimi O’dur.
Kullarını ahirette hesaba çekecek olan Allah, mutlak adalet sahibidir.
اِيَّاكَ
نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ
Bizler yalnız
Allah’a kulluk eder ve sadece O’ndan yardım dileriz. Zira O’ndan başka
sığınacak, dayanacak, güvenecek hakiki bir merci yoktur.
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ
الْمُسْتَق۪يمَۙ
صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ
عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ
İlâhî
Ya Rabbi! “Bizi dosdoğru yola, kendilerine iman ve hidayet nimeti verdiğin
kimselerin yoluna ilet. Gazabına uğramış olanların ve sapıtanların yoluna
değil.”[4] Âmîn!
Değerli Müminler!
Fâtiha ile başlayan Yüce
Kitabımızı okumak, anlamak ve yaşamak için büyük bir özveriyle çalışalım. Bu
vesileyle, hepinizi Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından başlatılan “Haydi
Türkiye, Evden Kur’an Öğrenmeye” seferberliğine davet ediyorum. Başkanlığımızın
internet sayfasından başvurarak bulunduğunuz yerden çevrim içi derslerle Kur’an
öğrenebilir, Kur’an’ın nurunu ailenize ve hayatınıza yansıtabilirsiniz. Ayrıca,
okullarımızda Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı ve Temel Dini Bilgiler
dersleri, seçmeli dersler arasında yer almaktadır. Yavrularımızı, bu dersleri
seçmeleri için teşvik edelim.




