3 Aralık 2020 Perşembe

İslam Öğretisi-17

                                            İSLAM ÖĞRETİSİ

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-13

Allah’ın en güzel isimleri olan doksan dokuz  ismini  açıklamaya devam ediyoruz.

65-VÂCİD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Vâcid’dir.

Vâcid kelime anlamı açısından ‘İstediğini istediği zaman bulan; hiçbir şeye muhtaç olmayan’ anlamına gelmektedir.

El-Vâcid: Hiçbir şey kendisine gizli kalmaz.

El-Vacid: Kendisine acizlik ve fakirlik ârız olmayan, mutlak zengin olan.

 El-Vâcid: Her istediğini isteği zamanda bulan. El-Vacid: Kerem ve ihsanı bol olan, her şeyi var eden O'dur.

Vâcid , bulan, vücuda getiren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan anlamına gelir. Yüce Allah istediği şeyi, istediği canlıyı istediği zaman bulur, hükmünü hemen yerine getirir. Bir şeyi bulmak için, meydana getirmek için O’nun zamana, mekana, plana veya başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Hiçbir canlı O’ndan gizlenemez. Hiçbir şey O’ndan kaçamaz. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Her şey O’na muhtaçtır.

Cenab-ı Hakk’ın, herhangi bir şeyi ele geçirmek için; zaman kollamaya bunu sağlamak amacıyla önlem almaya ihtiyacı yoktur. Her şey daima O’nun huzurundadır. Dilediği an hükmünü infaz eder ve bunda da O’nun için hiçbir zorluk söz konusu olmaz. Ne lütfunu hemen kullarına ulaştırmada, ne de cezasını yerine getirmekte O’nun için bir güçlük bulunmaz.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.” (Yâsîn Suresi 82. Ayet)

“Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?” (Duhâ Suresi 8. Ayet)

“Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz.” (Hicr Suresi - 21 . Ayet)

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih Sûresi,7. Ayet)

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır.” (Fâtır Suresi 15. Ayet)

“Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.” (Sebe’ Suresi 2. Ayet)

“(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.” (Yûnus Suresi 61. Ayet)

66-MÂCİD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Mâcid’dir

Mâcid Allah’a nispet edildiğinde “yetkinliğin karşıtı olan her türlü nitelikten münezzeh, lütuf ve ikramı bol” anlamına gelir.

Mâcid; şânı ve kadri büyük; kerem ve cömertliği bol demektir.

El-Mâcid: Kadri ve şanı büyüktür.
El-Mâcid:  Şanı yüce, kerem ve iyilikleri bol olan O'dur.

 El-Mâcid: Azamet ve şerefle vasıflandırılmış, şanlı, şerefli, şanı yüce ve keremi bol olan, şanı büyük, kerem ve cömertliği sonsuz olan demektir.

Allah Teâlâ, yardımı, ihsânı bol olandır. O’nun kullarına olan kerem ve cömertliği ifadeye sığmaz, ölçüye gelmez. Bir taraftan kullarını iyi işler yapmaya muvaffak kılar; öbür taraftan onları güzel sıfatlara sahip olduklarından dolayı  över. Kusurlarını af eder, onları bağışlar.

Mevla’nın kullarına verdiği nimetler ölçüsüzdür. Çünkü O, sevdiği kullarına ölçüsüz verir, karşılıksız ikram eder ve dilediği an onları mağfiret eder.  Zira O’nun ihsanı boldur. Bunu bilmek ve O’na şükretmek lazımdır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“(O), Arşın Sahibi’dir, Mecid’dir (çok yüce ve şereflidir).”

 (Bürûc Sûresi,15. Ayet)

“(Melekler) dediler ki: “Allah’ın emrine mi şaşırıyorsun? Ey ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize!” Muhakkak ki O, Hamîd’dir (çok övülen, çok hamdedilendir), Mecîd’dir (şanı, yüce olandır).”( Hûd Suresi 73. Ayet)

Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah Yüce'dir.” ( A'râf Sûresi,54. Ayet)

67-VÂHİD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Vâhid’dir.

Vâhid ve ahad kavramları Allah hakkında kullanıldığında, “bölünmesi (tecezzî, inkısâm) ve sayısının artması (tekessür) mümkün olmayan bir, tek, yegâne varlık” mânasını ifade eder. Buradaki birlik, herhangi bir sayı dizisinin ilk basamağı anlamında değildir; Allah’ın cüzlerden teşekkül eden birleşik (mürekkeb) bir varlık olmadığı, benzeri ve dengi bulunmadığı mânasını taşır.

El-Vâhid: Bir ve tektir.

Vâhid,bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması demektir.

Vâhid: Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla eşi ve benzeri olmayan bölünmez ve parçalanmaz olan tek olan Zat demektir.

Allah Teâlâ, tektir, bölünüp parçalara ayrılmaz. Benzeri yoktur. Allah’ın bir olması sayı bakımından değildir, büyüklük ve yücelik açısındandır. O, bölünmesi ve artması mümkün olmayan tek bir varlıktır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.” (İhlâs Sûresi,1. Ayet)

“Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Bakara Suresi 163. Ayet)

“De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf Suresi 110. Ayet)

“Sizin İlah’ınız tek bir (ilahtır). (Saffât suresi, 4)

“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.” (Enbiyâ Suresi 25. Ayet)

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur." (Sâd Suresi 65. Ayet)

“O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.”

(İbrahim Suresi 48. Ayet)

 68-SAMED

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de es-Sameddir.

Sözlükte “bir şeye yönelmek” anlamındaki samd (sumûd) kökünden türeyen samed “ihtiyaçların giderilmesi için kendisine başvurulan kimse” demektir.

Allah’a nisbet edildiğinde “ihtiyaçlarını gidermesi için herkesin başvurduğu, yaratılmışlara özgü acz ve ihtiyaçtan münezzeh ebedî ve bâkī yüce varlık” mânasına gelir

Es-Samed: Herkesin kendisine ihtiyacını arzettiği, fakat kendisi kimseye muhtaç olmayan.

 Es-Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şey kendisine muhtaç olan.

Samed; her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin hiç bir şeye muhtaç olmadığı; ihtiyaçların giderilmesi ve ızdırapların dindirilmesi için başvurulacak tek merci demektir.

Allah Teâlâ, yaratıkların her türlü ihtiyaçlarını gidermek için başvurdukları tek başvuru kaynağıdır. Her türlü yaratığın her türlü ihtiyacını en mükemmel bir şekilde karşılar ve giderir. Kendisi ise hiç bir şeye muhtaç değildir.

Samed ismi ile Allah’ın yetkin sıfatlara sahip bulunduğu ve yaratılmışlardaki âcizlik ve eksiklik içeren niteliklerden münezzeh olduğu anlatılmaktadır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“De ki: O, Allah birdir. Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.) O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” (İhlâs Sûresi,1-4. Ayet)

“En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.” (A’râf Suresi 180. Ayet)

“Onlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinirler; onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Doğrusu kudret bütün olarak Allah'ındır.” (Nisâ Suresi 139. Ayet)

“Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!”

( Neml Sûresi, 62. Ayet)

69-KÂDİR

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Kâdir’dir.

Sözlükte “gücü yetmek; ölçü ile yapmak, planlamak; kıymetini bilmek; rızkını daraltmak” anlamlarına gelen kadr (kudret) kökünden sıfat olup “her şeye gücü yeten” demektir

El-Kâdir: Gücü kuvveti ve kudreti her şeye yetendir.

 El-Kâdir: Dilediğini dilediği gibi yapan kudret sahibi O'dur.

El-Kâdir: Kudretlidir, her şeye gücü yeter.

Kādir dilerse yapan, dilemezse yapmayandır.

Âlimler kādir ismine genellikle “âciz olmayan, aklen imkân dahilinde olan her şeye kayıtsız şartsız gücü yeten” şeklinde anlam vermiş ve irade sıfatıyla ilişkili olduğunu belirtmişlerdir.

Gücü kuvveti, kudreti sonsuz olan O'dur. O her şeyi bilendir, her şeye kâdir olan demektir.

Yerde ve gökte ne varsa hepsine kudreti yetiyor ve artıyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz alemlerin tümüne ve onların hareketlerine  intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah’tır.

Hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz. Tüm alem mutlak kudrete ve iradeye sahip olan Allah tarafından yaratılmış durumdadır.

Her şey onun kontrolü altındadır ve istediğini istediği zaman yaratır ve elde eder.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“…Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Bakara Suresi 148. Ayet)

“Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mı? Evet, O her şeye kadirdir.” (Ahkâf Suresi 33. Ayet)

“De ki: "İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir'dir".” (Âl-i İmrân Suresi 29. Ayet)

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac Suresi 74. Ayet)

“Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.”(Kıyamet Sûresi,4. Ayet)

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

 

30 Kasım 2020 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

           Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:   



Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

                           (İsrâ Suresi 36. Ayet)

27 Kasım 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 27.11.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:FAYDASIZ İŞLERİ TERK ETMEK KULLUĞUN GÜZELLİĞİNDENDİR

 FAYDASIZ İŞLERİ TERK ETMEK KULLUĞUN GÜZELLİĞİNDENDİR



Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “(Müminler) boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve ‘Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size! Esen kalın. Bizim cahillerle işimiz yok’ derler.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Faydasız işleri terk etmesi, bir kişinin iyi Müslüman olmasındandır.[2]

Aziz Müminler!

Güzel dinimiz İslam, hayatımızın her safhasında faydalı, hayırlı ve anlamlı işlerle meşgul olmamızı emreder. Sözün en doğrusunu söylememizi ve en güzeline uymamızı tavsiye eder. Dünya ve ahiret hayatımıza faydası dokunmayan, vakit ve emek israfına yol açan beyhude işlerden uzak durmamızı öğütler.

Kıymetli Müslümanlar!

Sahip olduğumuz değerler ve Rabbimizin bize bahşettiği nimetler, gereksiz ve amaçsız yere harcanamayacak kadar değerlidir. Bu bilinci taşıyan her Müslüman, kendisine ve çevresine fayda vermeyen, boş işlerden uzak durur. Asılsız sözlere, fuzuli düşüncelere itibar etmez. Aklını ve yüreğini iyilik yolunda, Allah’ın rızasına uygun işlerde kullanır.

Değerli Müminler!

Kur’ân-ı Kerîm’e göre, kurtuluşa eren müminlerin en belirgin vasıflarından biri de kendilerini ilgilendirmeyen, mâlâyânî işlerden uzak durmalarıdır.[3]

Öyleyse, sözümüz, fikrimiz, vicdanımız ve ahlâkımızla kâmil bir mümin olmaya gayret edelim. Unutmayalım ki faydasız işlere olan uzaklığımız ölçüsünde Müslümanlığımız güzelleşecek, kulluğumuz Allah katında kıymet kazanacaktır. Kendi kusurlarıyla meşgul olmaktan başkalarının kusurunu göremeyenlere ne mutlu!



[1] Kasas, 28/55.

[2] Tirmizî, Zühd, 11; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk,1.

[3] Mü’minûn, 23/3.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:



26 Kasım 2020 Perşembe

HAFTANIN HADİSİ

 

     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


Ben ancak muallim olarak gönderildim…”


 

(İbn Mace, Sünnet, 1)




Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler): 80-TEVVÂB

                                                               et-TEVVÂB

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de et-Tevvâb’dır.

Sözlükte “geri dönmek, rücû etmek” anlamındaki tevb (tevbe, metâb) kökünden türeyen tevvâb “dönüş yapan, bu eylemi nicelik ve nitelik açısından çokça gerçekleştiren” mânasına gelir. Terim olarak tevvâb insan için kullanıldığında “çok tövbe eden”, Allah’a nisbet edildiğinde “tövbeleri çok kabul eden” demektir

Et Tevvab; kullarının yönelişlerini kabul edendir.

Et Tevvab; kendisine dönen kullarına af ve bağış kapılarını açandır.

Et Tevvab; Kullarının tövbesini kabul eden, günahları

 bağışlayandır.

Et Tevvab; Kullarına tövbe kapılarını açan,onları tövbeye

 sevk edecek sebepler yaratan.  Tövbe kapısını açık

 tutarak tövbe etme imkânı verendir. Samimi olarak

 günahlardan dönüp tövbe edenleri bağışlayandır.

Et Tevvab; Kullarını cezalandırmayıp mağfiret eden. Tevbe edeni hiç günah yapmamış gibi afv u rahmeti ile bahtiyar eder.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâla bilmezler mi?” (Tevbe Suresi 104. Ayet)

 “Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe

 eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah

 onun tevbesini kabul eder. Allah çok

 bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”   

         (Mâide Suresi 39. Ayet)

“Doğrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı iş işleyerek doğru yola gireni bağışlarım”( Tâ-Hâ Sûresi,82. Ayet)

Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.”( Furkân Suresi 70. Ayet)

“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”                                     (Bakara Sûresi128. Ayet)

“Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça

 ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul

 ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça

 esirgeyenim.”( Bakara Suresi 160. Ayet)



Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)şöyle buyurur:

“Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhârî, Daavât 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (47) İbni Mâce, Edeb 57)

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kul tevbe edince Allah Azze ve Celle birinizin kaybolan

 hayvanını bulduğu

andaki duyduğu sevinçten daha çok sevinir.”

 ( İbni Mace/Kitabu’z-Zühd 4247.)

 (Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)                                                                                     (Devam edecek)

Efkan VURAL


21 Kasım 2020 Cumartesi

Diyanet İşleri Başkanlığının 20.11.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:CENNET: MÜMİNLERİ BEKLEYEN SONSUZ NİMET

 

CENNET: MÜMİNLERİ BEKLEYEN SONSUZ NİMET




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak biz kullarına şöyle buyuruyor: “Şüphesiz iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. O azizdir, hikmet sahibidir.”[i]

İzzet ve celâl, ikram ve kemal sahibi olan Rabbimiz, bizlere dünya ile başlayıp ahirete uzanan bir hayat bahşetti. İmtihan durağı olan dünyada yapıp ettiklerimizin karşılığını, sonsuzluk yurdu olan ahirette mükâfat veya ceza olarak göreceğimizi bildirdi. İman edip faydalı işler yapmak için aklını, yüreğini, yeteneklerini, malını ve imkânlarını seferber edenleri cennetle müjdeledi. Ama hakkı inkâr edip hakikate sırtını dönerek kötülük yolunda ömrünü harcayanları acı bir azapla uyardı. 

Aziz Müminler!

Eşsiz nimetlerle bezenmiş olan cennet, barış ve huzurun daim olduğu ebediyet diyarıdır. Allah’ın rızasını gözeterek yaşayan, ibadetlerini ihlasla eda eden, güzel ahlâktan taviz vermeyen kulların ödülüdür. Rabbimize ve sevdiklerimize kavuşacağımız sevinç ve mutluluk yuvasıdır.

Değerli Müslümanlar!

Allah’ın sınırlarını aşmaktan sakınan müminlere, öldükten sonra yeniden dirildiklerinde amel defterleri sağ taraflarından verilir.                         


 
 “Selametle ve güvenle girin cennete!”[ii] diye nida edilir. Her türlü acı, keder, hastalık ve sıkıntıyı arkalarında bırakan cennetliklerin durumu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Nihayet oraya vardıklarında cennetin kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: Selam olsun size! Hoş geldiniz. Haydi, ebedi kalmak üzere buyurun girin cennete!”[iii] Artık ne hüzün ne hasret ne de zorluk vardır. Engin rahmeti ve cömertliğiyle kullarını karşılayan Yüce Allah, dünyadaki gayretlerinin karşılığını onlara eksiksiz biçimde lütfetmiştir.

Kıymetli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde çeşit çeşit cennet nimetlerini anlatarak müminleri iyiliğe teşvik eden canlı tasvirler vardır. Anlatmakla bitmeyen bu güzellikler hakkında Rabbimizin şöyle buyurduğunu Peygamberimiz bize nakleder: “Ben salih kullarım için cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hayal edemeyeceği birtakım nimetler hazırladım.”[iv]

O halde geliniz, yolları çetin de olsa cennete ulaşmak için sabır ve sebat göstermeye, hayır ve hasenat işlemeye devam edelim. Rabbimiz bizden razı, biz de Rabbimizden razı olarak cennete girmek için imanla ve umutla çalışalım.

Aziz Müslümanlar!

Tüm dünyada olduğu gibi toplum olarak bizler de salgın hastalıkla büyük bir mücadele içindeyiz. Maske, mesafe ve temizliğe riayet etmenin yanında sağlığımız için alınan tüm tedbirlere uymak hepimizin vazifesidir. Bu süreçte risk altında olan 65 yaş üstü muhterem büyüklerimizden ve kronik rahatsızlığı bulunan kardeşlerimizden namazlarını evlerinde kılmalarını istirham ediyoruz. Unutmayalım ki tedbirlere riayet ettiğimiz müddetçe hem bu çetin imtihanımızdan başarıyla çıkacak hem de mükâfata nail olacağız inşallah!



[i] Lokmân, 31/8-9.

[ii] Hicr, 15/46.

[iii] Zümer, 39/73.

[iv] Buhârî, Bed’ü’l-halk, 8.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK: