18 Kasım 2020 Çarşamba

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):79-BER

                                                                     el-BER



Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-

Ber’dir.

Berr; iyilik ve bahşişi çok olan; va’dini yerine getiren demektir.

El Berr; yarattıklarına karşı rahmet, mağfiret ve ihsanı bol

 olandır.

El Berr; söz ve hareketlerinde mutlak sadık olandır.

El Berr; bütün yaratıklarına rızık taksim eden, rahmetiyle muamele edendir.

El Berr; takva sahibi kullarına kat kat sevap verendir.

El Berr; güzel düşünce ve duygularından dolayı kullarını mükafâtlandırandır.

El Berr; kötülükten vazgeçtikleri için kullarını mükâfatlandırandır.

El Berr; isyan eden kullarını işledikleri günahlar oranında cezalandırandır.

El Berr; ibadet ederek kendisine yönelen kullarına yardım eden ve hidayetiyle muamele edendir.

Allah Teâlâ, kulları hakkında kolaylık isteyendir. Yaratıklarına karşı rahmet ve mağfireti; lütuf ve ihsânı bol olandır. Kullarının hep iyiliğini ister, kötülüklerini ve zorluk çekmelerini istemez. Yapılan kötülüklerin çoğunu bağışlar, örtbas eder.

Mahlukatına lütfu ve keremi bol olan Mevla’mız bize bol kazançlar ihsan eylemektedir. Bire on, bire yedi yüz ve bire karşı hesapsız. O’nun ihsanına nihayet yoktur. Sevaba on ve işlenen günaha karşı bir karşılık yazdıran Allah’ımızın bize ne kadar ihsanda bulunduğunu anlamak kolaydır. Bütün bunlar Rabbimizin birer ikramıdır. 
O, ihsanda bulunandır. Her iyilik ve ihsanın ana kaynağı O, olduğundan mutlak iyilik sahibi ancak ve ancak O’dur.
Allah Teala’nın ihsanı bütün kullarını kapsar. İyi kullarının sevaplarını artırır. Günahkarları affeder. Tövbe edenleri affeder.



Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir.” (Tûr Suresi 28. Ayet)

“Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”( Nahl Suresi 18. Ayet)

“Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.” (Âl-i İmrân Suresi 148. Ayet)

“Şüphesiz, iyiler Naîm cennetindedirler.” (İnfitâr Suresi 13. Ayet)

“Birbirlerine dönüp hallerini sorar, sohbet ederler. Şöyle derler: Doğrusu biz, geçmişte çoluk çocuğumuzun arasında, en mutlu olduğumuz anlarda bile Rabbimizin azabından çok korkardık. Fakat şükürler olsun ki Allah bize lütfetti de, alevleri iliklere işleyen o korkunç azaptan bizi korudu! Çünkü biz daha önce yalnız O’na kulluk eder, yalnız O’na yalvarırdık. Gerçekten O, evet O, lutf u ihsânı bol olandır, sonsuz merhamet sahibidir.”

( Tûr Sûresi 25-28. Ayetler)

Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. (En’âm Suresi 160. Ayet)

Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.) şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı: Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenâb–ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder. Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.

Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb–ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.

Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar.” (Buhârî, Rikâk 31; Müslim, Îmân 207, 259)

İşte, El-Berr olan yüce Allah dostlarım! İyiliğin, güzelliğin,

 vefanın tek kaynağı O’dur!

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

 

17 Kasım 2020 Salı

HAFTANIN AYETİ

                            Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:   


       رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ


«Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!»

                            (İbrâhim Suresi 40. Ayet)

13 Kasım 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 13.11.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:ABDEST: BEDENİMİZE SAĞLIK, RUHUMUZA HUZUR

 

ABDEST: BEDENİMİZE SAĞLIK, RUHUMUZA HUZUR





Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı mesh edin, topuklara kadar ayaklarınızı da yıkayın.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir.”[2]

Kıymetli Müminler!

İslam’a göre, temizlik, imandan gelen vazgeçilmez bir sorumluluktur. Güzel dinimiz, tertemiz bir bedene, huzura ermiş bir kalbe, günahlardan arınmış bir ruha sahip olmak isteyenleri abdeste davet eder. Böylelikle kulun maddî ve manevî yönden temizlenerek Allah’ın huzuruna pak ve nezih bir şekilde çıkmasını ister.

Değerli Müslümanlar!

Mümin, abdesti hem ibadet sevabı kazandıran hem de kendisini kirden ve mikroptan koruyan büyük bir nimet olarak görür. Dininin direği, ruhunun miracı olan namaza abdestle hazırlanır. Kur’an-ı Kerim okumadan önce abdest alır. Kâbe’yi abdestli tavaf eder. Böylece mümin, bir yandan en çok kirlenen uzuvlarını her gün en az beş kere temizler, diğer yandan da Peygamber Efendimizin şu müjdesine nail olur: Her kim abdest alır ve abdestini güzelce almaya özen gösterirse, günahla­rı vücudundan çıkar, hatta tırnaklarının altından süzülür gider.”[3]

Aziz Müminler!

Dünyayı kuşatan Kovid-19 salgınıyla millet olarak topyekûn mücadele ediyoruz. Bu mücadelede başarılı olmamızın yolu, temizlikten, maske ve mesafe kuralına uymaktan geçiyor. Unutmayalım ki, düzenli ve özenli bir temizlik konusunda abdest bizler için en güzel imkândır. Biz, çocukluktan itibaren abdest alışkanlığı ile büyüyen, tertemiz bir kültürün fertleriyiz. Dilimize yerleşen “abdest bozmak” tabiri bile, halkımızın gün boyunca abdestli bulunmaya ne kadar önem verdiğinin ifadesidir.

Bedenimize nezafet, ruhumuza sükûnet veren abdestimiz, salgın hastalıklar karşısında en güzel koruyucudur. Su ile gelen doğal temizlik sayesinde daha sağlıklı bir toplum olmamıza yardımcıdır. O halde, abdestin sağladığı hijyen ve ferahlığı hayatımızın bir parçası haline getirelim. Zira Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle,Allah, çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.”[4]



[1] Mâide, 5/6.

[2] Tirmizî, Tahâret, 1.

[3] Müslim, Tahâret, 33.

[4] Bakara, 2/222.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

HAFTANIN HADİSİ

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-6

                             Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-6

 Müslüman olan bir kişinin kimseye zararı dokunmaz.

İnsanların toplumdan uzak yaşamaları pek mümkün değildir. İnsanlar sürekli ihtiyaç içinde olurlar. İnsanlar birbirleriyle ilişkiler kurarak hayatı daha kolay geçirirler.

Doğanın zor koşulları karşısında başarılı olmak için insanlarla ve diğer varlıklarla beraber mücadele etmek şarttır.

Hayatımızı sürdürürken hiçbir varlığa zarar vermemeli ve eziyet etmemeliyiz. Bu bizim insanlığımız ve dinimizin gereğidir.

Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların selamette kaldığı (zarar görmediği) kimsedir. ”(Buhari,İman,4.5)

Bu hadiste peygamberimiz inanan iyi bir Müslümanı bize kısaca şöyle tarif ediyor:

İyi bir Müslüman, yaşam sürecinde başkalarına zarar vermez. Herkes ondan emin olur. Herkes ona güven duyar.

Başka bir değişle iyi bir Müslüman diğer kimselerin zarar görmediği bir kişidir.

Allah’ın sevdiği bir kul olmak istiyorsak, hiçbir varlığa eziyet vermemeliyiz.

Yaptığımız hareketlerden kimse rahatsız olmamalı. Dinimiz bizden hep güzel ve iyi şeyler yapmamızı ister.

İnanan ve kendisine güven duyulan iyi bir Müslümana yakışan bazı örnek davranışları şöyle sıralayabiliriz.

1- Allah’ın emirlerini yerine getirmek, öğütlerine kulak vermek. Hz.Muhammed’in sünnetine tabi olmak.

2- Allah’tan korkmak, özü sözü bir olmak, dürüst olmak ve güvenilir olmak.

3-Yetim, yoksul, hasta ve kimsesizlerle ilgilenmek.

4-Engelli kişilerle normal ilişkilerimizi sürdürmek.

5-Vatanı sevmek ve korumak. Okumak ve ilim öğrenmek. Gösterişten uzak durmak, alçak gönüllü olmak.

6- Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak durmak. Haram yememek. Yalan  ve Çirkin sözlerden kaçınmak. İftira, dedikodu ve gıybet yapmamak.

7- Emanete ihanet etmemek. Verilen sözde durmak.

8- Herkese iyilik yapmak, yardım sever olmak. Cömert olmak, cimrilikten uzak durmak. İsraf etmemek, savurganlıktan kaçmak.

9- Komşu hakkına riayet etmek. Akraba ve yakınlarımızı ziyaret etmek. Hastaları ziyaret etmek.

10- Temiz ve düzenli olmak. Çevreyi korumak

11-Herkese selam vermek. Haksızlık ve ayrımcılık yapmamak.

12-Güzel ahlaklı olmak ve görgü kurallarına uymak.

13- Hayvanları sevmek, korumak ve onlara eziyet etmemek

14-Adaletli davranmak. Yapılan her şeyi Allah’ın gördüğüne inanmak.

15-Zerre miktarı bile olsa yapılan iyi ve kötü şeylerin karşılığının verileceğini bilmek.

16-Şefkatli ve merhametli olmak. Çocukları sevmek, onlara güzel terbiye vermek.

17-Sabırlı olmak. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek. İbadet etmek.

18- Her şeyde kul hakkını gözetmek. Trafik kurallarına uymak, başkalarının hakkına engel olmamak.

19- Kendin için istediğini başkası için de istemek. Kendin için istemediğini başkaları içinde istememek.

20-Söz taşımak ve iki yüzlülükten uzak olmak. İftira, dedikodu ve gıybetten kaçınmak.

İyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmak istiyorsak yukarıdaki sıraladığımız davranışları göstermeye çalışmalıyız. 

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

HAFTANIN AYETİ

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:   

6 Kasım 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 06.11.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİN SORUMLULUK SAHİBİDİR

 

MÜMİN SORUMLULUK SAHİBİDİR




Muhterem Müslümanlar!


Cenâb-ı Hak, insanı akıllı, saygıdeğer ve sorumluluk sahibi bir varlık olarak yaratmıştır. Yüce Rabbimiz, İslâm’ın ilkeleri arasında, her insan için doğuştan kazandığı haklar ve üstlenmesi gereken sorumluluklar belirlemiştir. İmanla başlayan bu sorumluluklara riayet edenleri, dünya ve ahiret mutluluğuyla müjdelemiştir.


elikle kendisine bütün varlığımızı borçlu olduğumuz Yüce Rabbimiz karşısında sorumluluk taşırız. O’na gönülden inanmak, sevgiyle bağlanmak, itaat etmek, emir ve yasaklarına titizlikle riayet etmek müminler olarak en önemli görevimizdir.


Sonra kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı yerine getiririz. Helâl, güzel, doğru, iyi olan ne varsa hayatımıza dâhil eder; haramdan, çirkinlikten, yanlış ya da kötü olan her türlü işten uzak durmaya çalışırız. Biliriz ki, Rabbimizin rızası da, O’nun bize emanet ettiği her bir canın huzuru da bizim sorumluluk duygumuzda saklıdır.


Değerli Müminler!


Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?”[1] Demek ki, sorumsuz, savruk, ilkesiz, idealsiz bir hayat, insana yakışmaz. Her davranışın, bu dünyada bir sonucu, ahirette de Allah tarafından verilecek bir karşılığı vardır.

 

Namaz kılmak gibi, merhametli olmak da müminin sorumluluğudur. Oruç tutmak gibi, dara düşene el uzatmak da insanî ve İslâmî bir görevdir. Zekât vermek gibi, her işi dürüst ve hilesiz yapmak da bizim kulluk vazifemizdir.


Kardeşlerim!


Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şerifinde iman sahibi olan insanları şöyle anlatır: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir bedene benzer. Öyle bir beden ki, bir uzvu rahatsızlandığında diğer uzuvları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıya ortak olur.”[2]


Geçen hafta, güzel İzmir’imizi vuran depremle hepimiz sarsıldık. Yüreklerimizde acı, dillerimizde dua, içimizde umutla hepimiz enkazın başında bekleştik. Rabbimizin inayeti ve devletimizin desteğiyle, milletçe yaralarımızı sarmak için seferber olduk.


Depreme engel olmak elbette mümkün değildir. Ancak unutmayalım ki, tedbir almak ve doğal afetlerin yol açacağı tahribatı en aza indirmek mümince bir sorumluluğun gereğidir. Allah aziz milletimizi her türlü felâketten muhafaza buyursun! Vefat eden kardeşlerimize rahmet eylesin. Kederli ailelerine sabırlar, yaralılarımıza acil şifalar ihsan eylesin.


Aziz Müminler!


Hutbemin sonunda bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki Çarşamba günü “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” temasıyla ülkemizin dört bir köşesinde belirlenen alanlarda fidan dikimi gerçekleştirilecektir. Ayrıca yaşadığı ortamı güzelleştirmek isteyen her bir vatandaşımıza Orman İşletme Müdürlükleri ve Orman İşletme Şefliklerince bedelsiz fidan verilecektir. Bu vesileyle yediden yetmişe bütün cemaatimizi, cennet vatanımızın ağaçlandırılmasına katkı sağlayacak bu etkinliğe davet ediyoruz.



[1] Kıyâmet, 75/36.

[2] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK: