13 Kasım 2020 Cuma

Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-6

                             Hadis-i Şerifler aydınlatıyor-6

 Müslüman olan bir kişinin kimseye zararı dokunmaz.

İnsanların toplumdan uzak yaşamaları pek mümkün değildir. İnsanlar sürekli ihtiyaç içinde olurlar. İnsanlar birbirleriyle ilişkiler kurarak hayatı daha kolay geçirirler.

Doğanın zor koşulları karşısında başarılı olmak için insanlarla ve diğer varlıklarla beraber mücadele etmek şarttır.

Hayatımızı sürdürürken hiçbir varlığa zarar vermemeli ve eziyet etmemeliyiz. Bu bizim insanlığımız ve dinimizin gereğidir.

Bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların selamette kaldığı (zarar görmediği) kimsedir. ”(Buhari,İman,4.5)

Bu hadiste peygamberimiz inanan iyi bir Müslümanı bize kısaca şöyle tarif ediyor:

İyi bir Müslüman, yaşam sürecinde başkalarına zarar vermez. Herkes ondan emin olur. Herkes ona güven duyar.

Başka bir değişle iyi bir Müslüman diğer kimselerin zarar görmediği bir kişidir.

Allah’ın sevdiği bir kul olmak istiyorsak, hiçbir varlığa eziyet vermemeliyiz.

Yaptığımız hareketlerden kimse rahatsız olmamalı. Dinimiz bizden hep güzel ve iyi şeyler yapmamızı ister.

İnanan ve kendisine güven duyulan iyi bir Müslümana yakışan bazı örnek davranışları şöyle sıralayabiliriz.

1- Allah’ın emirlerini yerine getirmek, öğütlerine kulak vermek. Hz.Muhammed’in sünnetine tabi olmak.

2- Allah’tan korkmak, özü sözü bir olmak, dürüst olmak ve güvenilir olmak.

3-Yetim, yoksul, hasta ve kimsesizlerle ilgilenmek.

4-Engelli kişilerle normal ilişkilerimizi sürdürmek.

5-Vatanı sevmek ve korumak. Okumak ve ilim öğrenmek. Gösterişten uzak durmak, alçak gönüllü olmak.

6- Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak durmak. Haram yememek. Yalan  ve Çirkin sözlerden kaçınmak. İftira, dedikodu ve gıybet yapmamak.

7- Emanete ihanet etmemek. Verilen sözde durmak.

8- Herkese iyilik yapmak, yardım sever olmak. Cömert olmak, cimrilikten uzak durmak. İsraf etmemek, savurganlıktan kaçmak.

9- Komşu hakkına riayet etmek. Akraba ve yakınlarımızı ziyaret etmek. Hastaları ziyaret etmek.

10- Temiz ve düzenli olmak. Çevreyi korumak

11-Herkese selam vermek. Haksızlık ve ayrımcılık yapmamak.

12-Güzel ahlaklı olmak ve görgü kurallarına uymak.

13- Hayvanları sevmek, korumak ve onlara eziyet etmemek

14-Adaletli davranmak. Yapılan her şeyi Allah’ın gördüğüne inanmak.

15-Zerre miktarı bile olsa yapılan iyi ve kötü şeylerin karşılığının verileceğini bilmek.

16-Şefkatli ve merhametli olmak. Çocukları sevmek, onlara güzel terbiye vermek.

17-Sabırlı olmak. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek. İbadet etmek.

18- Her şeyde kul hakkını gözetmek. Trafik kurallarına uymak, başkalarının hakkına engel olmamak.

19- Kendin için istediğini başkası için de istemek. Kendin için istemediğini başkaları içinde istememek.

20-Söz taşımak ve iki yüzlülükten uzak olmak. İftira, dedikodu ve gıybetten kaçınmak.

İyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmak istiyorsak yukarıdaki sıraladığımız davranışları göstermeye çalışmalıyız. 

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

HAFTANIN AYETİ

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:   

6 Kasım 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 06.11.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜMİN SORUMLULUK SAHİBİDİR

 

MÜMİN SORUMLULUK SAHİBİDİR




Muhterem Müslümanlar!


Cenâb-ı Hak, insanı akıllı, saygıdeğer ve sorumluluk sahibi bir varlık olarak yaratmıştır. Yüce Rabbimiz, İslâm’ın ilkeleri arasında, her insan için doğuştan kazandığı haklar ve üstlenmesi gereken sorumluluklar belirlemiştir. İmanla başlayan bu sorumluluklara riayet edenleri, dünya ve ahiret mutluluğuyla müjdelemiştir.


elikle kendisine bütün varlığımızı borçlu olduğumuz Yüce Rabbimiz karşısında sorumluluk taşırız. O’na gönülden inanmak, sevgiyle bağlanmak, itaat etmek, emir ve yasaklarına titizlikle riayet etmek müminler olarak en önemli görevimizdir.


Sonra kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı yerine getiririz. Helâl, güzel, doğru, iyi olan ne varsa hayatımıza dâhil eder; haramdan, çirkinlikten, yanlış ya da kötü olan her türlü işten uzak durmaya çalışırız. Biliriz ki, Rabbimizin rızası da, O’nun bize emanet ettiği her bir canın huzuru da bizim sorumluluk duygumuzda saklıdır.


Değerli Müminler!


Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?”[1] Demek ki, sorumsuz, savruk, ilkesiz, idealsiz bir hayat, insana yakışmaz. Her davranışın, bu dünyada bir sonucu, ahirette de Allah tarafından verilecek bir karşılığı vardır.

 

Namaz kılmak gibi, merhametli olmak da müminin sorumluluğudur. Oruç tutmak gibi, dara düşene el uzatmak da insanî ve İslâmî bir görevdir. Zekât vermek gibi, her işi dürüst ve hilesiz yapmak da bizim kulluk vazifemizdir.


Kardeşlerim!


Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şerifinde iman sahibi olan insanları şöyle anlatır: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir bedene benzer. Öyle bir beden ki, bir uzvu rahatsızlandığında diğer uzuvları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıya ortak olur.”[2]


Geçen hafta, güzel İzmir’imizi vuran depremle hepimiz sarsıldık. Yüreklerimizde acı, dillerimizde dua, içimizde umutla hepimiz enkazın başında bekleştik. Rabbimizin inayeti ve devletimizin desteğiyle, milletçe yaralarımızı sarmak için seferber olduk.


Depreme engel olmak elbette mümkün değildir. Ancak unutmayalım ki, tedbir almak ve doğal afetlerin yol açacağı tahribatı en aza indirmek mümince bir sorumluluğun gereğidir. Allah aziz milletimizi her türlü felâketten muhafaza buyursun! Vefat eden kardeşlerimize rahmet eylesin. Kederli ailelerine sabırlar, yaralılarımıza acil şifalar ihsan eylesin.


Aziz Müminler!


Hutbemin sonunda bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki Çarşamba günü “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” temasıyla ülkemizin dört bir köşesinde belirlenen alanlarda fidan dikimi gerçekleştirilecektir. Ayrıca yaşadığı ortamı güzelleştirmek isteyen her bir vatandaşımıza Orman İşletme Müdürlükleri ve Orman İşletme Şefliklerince bedelsiz fidan verilecektir. Bu vesileyle yediden yetmişe bütün cemaatimizi, cennet vatanımızın ağaçlandırılmasına katkı sağlayacak bu etkinliğe davet ediyoruz.



[1] Kıyâmet, 75/36.

[2] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:

5 Kasım 2020 Perşembe

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


   اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ 

                  


           Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.


(Tirmizî, İlm, 14.)








Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):78-MÜTEÂLȊ

                                                                  MÜTEÂLȊ



Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Müteâlî’dir.

El-Mütealî ;“izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan” demektir.

El Müteali; yükseklik, yücelik sahibi, Şan ve Şeref sahibi, kuvvet ve kudret sahibi anlamlarına gelmektedir.

El Müteali; var olan veya var olması mümkün her Şeyin üstünde ve ötesinde olandır.

El Müteali; yükseklik ve hükümranlıkta kendisine eşit veya kendisinden üstün bir varlık bulunmayandır.

El-Müteali; mutlak anlamda yüce olan ve övgüye layık olandır.

El-Müteali; bütün olumlu özellikleri kendisinde toplayandır.

El-Müteali; eksiklik ve zafiyet ifade eden bütün menfi özelliklerden münezzeh olandır.

El-Müteali; kemal sahibi, ulu ve yüce varlık olandır.

El-Müteâlî; Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her halden pek yüce olan, yüceliği tasavvur edilemeyen. Her türlü benzetme ve tasavvurdan uzak ve üstün olan.

El-Müteâlî: En yüce olan, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce ve  bilinenlerin en üstünü; sonsuz ve sınırsız yüceliğe sahip olan. Noksanlıklardan

 yüce ve münezzeh olan, yaratılmışların, O’nun hakkında akıl ve idraklerinin  mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve

 tavırdan pek üstün olan  demektir. Yüceliği yayan, sonsuz ve

 sınırsız yücelik sahibi anlamına  gelmektedir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir…”

( Tâ-Hâ Suresi 114. Ayet)

Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, daha sonra da dirilten Allah'tır.

 O'na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.” (Rûm Sûresi,40. Ayet)

“…Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.” ( Bakara Suresi 255. Ayet)

“O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir.” (Ra’d Suresi 9. Ayet)

“Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve  denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki

 onu bilmesin. Yerin  karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş,

 hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir  kitapta (Allah’ın bilgisi

 dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” 

(En’âm Suresi 59. Ayet)

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet

 gününde bütünüyle  O’nun elindedir. Gökler de O’nun 

 kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak  koştuklarından

 uzaktır, yücedir.” (Zümer Suresi 67. Ayet)

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

30 Ekim 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 30.10.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK

                                            PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK




Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: Servet ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”[i]

Aziz Müminler!

Çocuk, bize bahşedilmiş nimetlerin en sevimlisidir. Yuvalarımızın en masum misafiri, hanelerimizin bereketidir. Onlar, hayatımızın neşesi, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle göz aydınlığımızdır. Amel defterimizi daima açık tutacak olan iyilik kaynağımızdır. En nadide emanetimiz, varlığı ve yokluğu ile imtihan vesilemizdir.

Kıymetli Müslümanlar!

Çocuklarımızla ilişkilerimize yön veren en değerli rehberimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimizdir. O, yaratılmışlar içinde en çok çocukları sevmiştir. En çok çocuklara açılmıştır onun merhamet yüklü yüreği. Çocukların başını okşayarak, onları bağrına basarak, öpüp koklayarak göstermiştir engin merhametini. Çocukları ve torunlarının yanı sıra etrafındaki tüm çocuklar onun şefkatinden doyasıya nasiplenmiştir. 

 

Değerli Müminler!

Resûl-i Ekrem, çocuklara değer verir, onlara değerli olduklarını hissettirirdi. Yanı başında çocuklara yer ayırır, bir şey ikram ederken önce çocuklardan başlardı. Yanlarından geçerken selâm verip hatırlarını sorardı. Bazen onlarla şakalaşır, hatta oyunlarına eşlik ederdi. Üzülmelerine, güven duygularının zedelenmesine müsaade etmezdi. Hangi hatayı işlemiş olursa olsunlar, onları sabırla dinler, öğütler verirdi. Kız çocuklarına ve yetimlere ayrı bir önem verir, onları en aziz emanet bilir, hor görülmelerine asla izin vermezdi. Peygamberimizin bütün gayreti çocukların şahsiyetli bir şekilde büyümeleri, imanlı ve güzel ahlaklı bir nesil olarak yetişmeleri içindi. 

Aziz Müslümanlar!

Bugün insanlık Peygamber Efendimizin çağları aşan örnekliğine her zamankinden daha fazla muhtaçtır. O halde “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.”[ii] buyuran Sevgili Peygamberimize kulak verelim. Özümüzle, sözümüzle, davranışımızla çocuklarımıza örnek olalım. Onları ilgimizden ve sevgimizden mahrum bırakmayalım. Şefkat ve merhametle, Allah’a kulluk ve sorumluluk bilinci ile yetiştirelim. Maddi ihtiyaçlarının yanında manevi ihtiyaçlarını da gözetelim. Unutmayalım ki çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi, verilen ahlak ve değer eğitimi dünya ve ahiretimiz için en hayırlı yatırımdır.



[i] Kehf, 18/46.

[ii] Tirmizî, Birr, 33; İbn Hanbel, IV, 77.

 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:
Diyanet Hutbeleri2