23 Ekim 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 23.10.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:MEVLİD-İ NEBİ

 MEVLİD-İ NEBİ




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Andolsun ki Allah, müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp tertemiz yapan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.”[i]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiştir. Bana isyan eden, Allah’a isyan etmiştir.”[ii]

Aziz Müminler!

Yüce Allah, Hz. Âdem’den itibaren müjdeleyici ve uyarıcı olarak nice peygamber göndermiştir. Peygamberler aracılığıyla insanları tevhide ve kulluğa, hakkı benimseyip erdemli yaşamaya davet etmiştir. Peygamberler asırlar boyunca Allah’ın dinini tebliğ etmiş, iyiliğin yayılması ve kötülüğe engel olunması yolunda insanlığa örnek olmuştur. İlâhî vahiy alan bu şerefli elçiler zinciri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile nihayete ermiştir.

Kıymetli Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem Efendimiz, insanlığın umudu, müminlerin sevgilisi, âlemlerin rahmet vesilesidir. Kur’an-ı Kerim’i bize aktaran, anlatan ve yaşayarak öğreten odur. Dünyada huzur ve güvenin, ahirette sonsuz mutluluğun anahtarı, onu model almak ve onun gibi yaşamaya gayret etmektir. Zira o, bize şöyle seslenir: “Kim Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı ve peygamber olarak Muhammed’i kabul ederse, imanın tadını alır.”[iii]

Değerli Müminler!

İmanın manasını bize anlatan, mümin olmanın gereği olarak namazdan oruca, hacdan zekâta her bir ibadetimizi nasıl yerine getireceğimizi bize gösteren Sevgili Peygamberimizdir. İyi bir insan, salih bir kul, olgun bir mümin olmayı bize öğreten odur. Nitekim o kendisini şöyle anlatır: “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”[iv]

Son Peygamber’in hayatına baktığımızda görürüz ki, iman ve ibadet ancak güzel ahlakla kemale erer. Sünnet namazları kılmak nasıl ondan bize miras kalmışsa, samimi ve dürüst olmak, can taşıyan her varlığa şefkat ve merhamet göstermek, adaletten ayrılmamak, ailenin değerini bilmek ve mümin kardeşliğinin hakkını vermek de aynı şekilde onun sünnetidir.


Muhterem Müminler!


Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, Habib-i Kibriya Muhammed Mustafa (s.a.s)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Gecesini idrak edeceğiz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlid-i Nebi Haftasını kutlayacağız. Başkanlığımız bu yıl Mevlid-i Nebi Haftasının temasını “Peygamberimiz ve Çocuk” olarak belirlemiştir. Bu vesileyle Peygamberimizi daha yakından tanımaya, anlamaya ve bilhassa çocuklarla iletişimini yeniden hatırlayarak hayatımıza taşımaya gayret edeceğiz. Mevlid-i Nebi gecemizi tebrik ediyor, haftamızın İslâm âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.


[i] Âl-i İmrân, 3/164.

[ii] Müslim, İmâre, 33.

[iii] Müslim, İman, 34.

[iv] İbn Hanbel, II, 381.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:
Diyanet Hutbeleri1
Diyanet Hutbeleri2


22 Ekim 2020 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler):77-VÂLȊ

                                                                             VÂLȊ




Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Vâlî’dir.

El Vali;Kainata hakim olup onu yöneten.

El Vali; varlıkların yegâne hükümranıdır.

El Valî; varlıkların üzerinde tek söz sahibidir

El Vali; devamlı sürette rızık verendir.

El-Valî; idare eden, kudret sahibi, icraat yapandır.

Allah,evren içerisinde yaşanan her olayı sürekli olarak kontrol edendir. Aynı

 zamanda bu büyük evreni yaratandır. Yarattıklarının işlerini yerine koyandır.

 Varlıklar üzerinde tek hakimdir ve istediği şekilde onlar üzerinde tasarrufta

 bulunandır. O ki dirilten ve aynı zamanda öldürendir. Hiçbir şey O’nun

 tasarrufunun dışında gerçekleşmez.

Her şeyi yöneten Allah’tır. Kontrol Allah’a aittir.

 Her şey emri ve iradesi altındadır. Herşey’i bilir. Ondan habersiz mülkünde

 hiçbir şey cereyan etmez. Âdile mükâfatını, zâlime cezasını eksiksiz verir.



Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

 “Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.

Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na

 döneceksiniz.”(Yasin Suresi,82-83.Ayetler)

“Göklerde ve yerde bulunanlar (her şeyi) O'ndan isterler. O, her gün (her an) yeni bir

 iştedir.”( Rahmân Suresi 29. Ayet)

Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur...”

( Ra’d Suresi 11. Ayet)

“İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle

 onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah

 onların durumunu değiştirmez…” (Ra`d Suresi 11. Ayet)

“Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi

 çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl

 çevriliyorsunuz?”( En’âm Suresi 95. Ayet)

“… Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!”

(Hac Suresi 78. Ayet)

(Bu yazı, Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

 (Devam edecek)

Efkan VURAL

HAFTANIN HADİSİ

 


اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

21 Ekim 2020 Çarşamba

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَاداً لِكَلِمَاتِ رَبّ۪ي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ اَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ   

  رَبّ۪ي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِه۪ مَدَداً  

De ki: "Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar mürekkep ilâve etseydik dahi rabbimin sözleri bitmeden önce mutlaka deniz tükenirdi."

(Kehf Suresi - 109 . Ayet)

16 Ekim 2020 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 16.10.2020 Tarihli Cuma Hutbesi:CAMİ: ALLAH’IN EVİ, MÜMİNLERİN ESERİ

            CAMİ:ALLAH’IN EVİ, MÜMİNLERİN ESERİ



Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: 

“Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s)  şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah için bir mescit bina ederse, Allah da ona cennette bu mescidin bir benzerini bina eder.”[2]

Aziz Müminler!

Cuma gününün şu icabet vaktinde Rabbimize kulluğumuzu arz etmek üzere bir araya geldiğimiz camilerimiz Allah’ın evi, müminlerin eseridir. Yalnızlıktan bunalan ruhlarımıza şifa, hayat telaşıyla yorulan gönüllerimize devadır. Mahallelerimizin kalbi, şehirlerimizin ruhu, aziz milletimizin ve ümmet-i Muhammed’in güvenli yuvasıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Salgın hastalıkla mücadele sürecinde millet olarak paylaşmanın, dayanışmanın, merhamet ve kardeşliğin en güzel örneklerini verdik. Allah yolunda yardımlaşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadık. Bugün de Başkanlığımızın öncülüğünde yurt içinde ve yurt dışında inşası devam eden camilerimiz için bir yardım seferberliği başlatıyoruz. Dua ve desteklerinizle bu camilerimizi bir an önce tamamlayıp ibadete açacağız. İnşası biten camilerimizde ezanlar yükselecek, mümin gönüller omuz omuza saf tutacak, alınlar secdeyle buluşacak inşallah. Cuma namazının ardından siz kıymetli cemaatimizi az çok demeden bu hayır yarışına katılmaya davet ediyorum.

Cenâb-ı Hak, yardımlarımızı, infak ve sadakalarımızı dergâh-ı izzetinde kabul buyursun. Her türlü kaza ve beladan bilhassa salgın hastalıktan bir an önce kurtulmamıza vesile kılsın. Hak Teâlâ Hazretleri, geçmişten günümüze camilerimizin imar, inşa ve ihyasına öncülük eden, destek olan, yardımda bulunan, ibadet aşkıyla camilerimize hizmet eden kardeşlerimizden dâr-ı bekâya irtihal edenlere rahmet eylesin. Hayatta olanlara sağlıklı ve huzurlu bir ömür nasip eylesin.

[1] Tevbe, 9/18.
[2] Müslim, Zühd, 44.

 Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
KAYNAK:
Diyanet Hutbeleri1
Diyanet Hutbeleri2


15 Ekim 2020 Perşembe

Kur’an ayetleri aydınlatıyor-6

                    Kur’an ayetleri aydınlatıyor

Bir kimseyi öldürmek herkesi öldürmektir.

Bir kimseyi diriltmek herkesi diriltmek gibidir.

İnsanın en temel hakkı yaşama hakkıdır. Tüm anayasalarda yaşama hakkı teminat altındadır.

Yaşama hakkı bu kadar mühim olmasına rağmen; maalesef dünyamızda insanın bir değeri

 yokmuş gibi yaşama hakları ellerinden alınmaktadır.

İsteyen istediği şekilde insanları öldürüyor ve yaşamlarına son veriyor.

Oysa, Allah insanı yaşaması için dünyaya göndermiştir. Allah insana bir ömür vermiştir. Elbette

 bu ömür sınırlı bir ömürdür. Her insan Allah’ın verdiği bu sınırlı ömre razıdır ve bunu yaşamak

 ister. Hiç kimse kolay kolay ölmeyi istemez.

Hayatın son bulması olan ölüm Allah’ın koyduğu bir yasadır. Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır.

İnsanları öldürmek insanlık suçudur. İnsan öldürme suçunu işleyenler insanlıktan çıkmış canavar gibidir.

Halbuki insanın asıl gayesi insanların ve bütün canlıların yaşamasını sağlamaktır.

İnsanlar menfaatleri uğrunda her türlü kötülüğü yapmaktan geri durmaz; Çoluk çocuk

 demeden herkesin canına kıyarlar.

 Bir kişiyi öldürmek bile, bütün insanlığı öldürmek gibidir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle aydınlatır:

Yüce Allah şöyle buyurur: “…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk

 çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini

 (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır…” (Mâide Suresi 32. Ayet)

İnsan, Allah’ın vermiş olduğu ömür ne kadar ise onu huzurlu bir şekilde yaşamak ister. Kimse

 kimsenin yaşamına son veremez. Hiçbir kimse başkasının yaşama hakkını engelleyemez.

İnsanların yaşama hakkını engelleyenler, insanlığın yüz karasıdır.

İnsanlık tarihi incelendiğinde her dönem öldürülen ve yaşamlarına son verilen yüz binlerce

 insanın olduğunu görmekteyiz.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de dünyanın pek çok yerinde insanların yaşama hakları ellerinden alınmaktadır.

İnsanların ölümüne seyirci kalan tüm dünya (insanlık alemi) her zaman olduğu gibi şimdi de sınıfta kalmıştır.

Yıllardır birçok coğrafyada (Uygur/Urumçi, Doğu Türkistan, Filistin, Suriye, Irak, Azerbaycan,

 Keşmir, Myanmar, Yemen, Sudan ve Arakan gibi birçok bölgede) zulüm ve işkencelere

 uğrayan milyonlarca insanın yaşamına son verilmektedir.

Allah zulüm ve işkence yapanları, masum insanların canına kıyanları rezil ve rüsvay yapacaktır.

Bunca insanın yaşamını elinden alanlar şunu anlamalıdır artık. Bir kişinin ölümü demek bütün

 insanların ölümü demektir.

Dinimizde değil insanı öldürmek bir hayvanı bile sebepsiz yere öldürmek yasaktır.

Dinimizde bir insanı yaşatmak ise bütün insanları yaşatmak demektir.

Allah’ım inananlara uyanış nasip eyle. Amin.

Efkan VURAL

 Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

 

HAFTANIN HADİSİ

        Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا


وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ


Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

(Buhârî, Edeb, 57, 58.)