18 Nisan 2019 Perşembe

Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Öğretisi-6


Allah’ın İsimleri(Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-2

Allah’ın en güzel isimlerini açıklamaya devam ediyoruz.

                                        4-MELİK



Allah’ın isimlerinden biri de Melik’tir. Melik, malik ve sahip olmak, elinin altında bulundurup tek başına tasarruf etmek,görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi olmak.
Yüce Allah nas suresinde şöyle buyurur: ” İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine)”

malik olma,kudret ve tasarrufu altında bulundurma anlamındaki mülkün sadece Allah’a mahsusu olduğunu bildiren bir çok ayet vardır.

Allah her şeyin mülkiyetini kendi elinde bulundurur.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.” Yasin suresi,83.ayet)
“Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, aziz ve hakim olan Allah’ı tesbih eder.” (Cuma suresi,1.ayet)

“O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), ...” (Haşr suresi,23.ayet)

Yüce Allah’ın yegane Malik olduğu bilincine ulaşan kimsenin ,herhangi bir mahluka boyun eğmesi gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.

Mülkün tek sahibi Yüce Allah’tır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“O din/hesap gününün Mâlik’idir.”(Fâtiha 1:3)
“...Sûr’a üfleneceği gün de bütün varlık ve mutlak hakimiyet O’nundur...” (Enam,73.ayet)

                                   5- KUDDÜS




Allah’ın isimlerinden biridir. Sözlükte tertemiz, pak kusurdan arınmış demektir.

Kuddüs, Allah’ın her türlü eksiklik ve kusurdan münezzeh olmasıdır.

Allah Kuddüs’tür;  bütün kusur ve noksanlıklardan uzaktır. Âcizlikten, zaaftan ve bütün eksikliklerden münezzehtir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Göklerdekiler ve yerdekilere, Melîk, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cum’a sûresi, 62/1)

“...Oysa biz (Melekler) sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler...” (Bakara suresi,30.ayet)
  Bu ismin başka  bir anlamı  ise, bütün yarattıklarını maddi ve manevi kirlerden temizleyendir.

O, hiçbir şeyden etkilenmez, hiçbir şey O’na tesir edemez. “Kuds” kökünden gelen; Rûhu’l-Kudüs ve  Beytü’l-Makdis gibi terkipler, Kur’ân-ı Kerîm’de temiz ve pak olma yönleriyle yer alırlar.

Kuddüs kavramı genellikle tesbih kavramlarıyla birlikte  kullanılmıştır. Zat-i ilahiyeyi her çeşit kusur ve eksikliklerden  tenzih etmeye dayanmıştır.

Kalbimizi ve  ruhumuzu bütün kötü ve çirkin duygu ve düşüncelerden temizleyip,Yüce Allah’a olan sağlam inancımızla O’na kulluğumuzun gereğini yapmalıyız.


                                         6- SELÂM


Allah’ın isimlerinden biridir. Allah’ın her türlü eksiklik ve kusurdan, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olması,selametin kaynağı olup esenlik veren şeklinde açıklanmıştır.

Bu ismin üç manası vardır. Selamete çıkartan.Selamette olan, yani zatının tüm hata ve kusurlardan münezzeh olması, Kullarına cennette selam veren demektir.

Allah Selam'dır. Bu isim ile yarattıklarına tecelli edince onları düşmanlarından, sıkıntılarından, tehlikelerden, musibetlerden ve her türlü kederlerden selamete çıkartır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir),... (Haşr suresi,23.ayet)

“Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).” (Yasin,58.ayet)

“Bütün âlemlerden Nuh'a selam (esenlik) olsun! “ (Saffat suresi,79.ayet)

“İbrahim’e selâm (esenlik) olsun.” (Saffat suresi,109.ayet)
Allah’ın cennet ehline selam vereceği belirtilmiştir.  Farz namazlardan sonra: “Allahümme ente selam ve minke’s-selam” söylenir. Burada  Allah’ın selam olduğunu ve selamın (huzur ve esenliğin) O’ndan geldiğini belirtmiş oluruz.

                                    7- MÜ’MİN


Allah’ın isimlerinden biri de el-Mü’mindir.

Allah’ın kullarının imanını ve samimiyetlerini tasdik eden,onların sıdkını tasdik eden,Peygamberlerine mucizeler vermek suretiyle onların doğruluğunu ispat eden manalarına gelir.

Mü’min kelimesi, “korkulardan ve endişelerden emin olmak, inanmak ve tereddütleri kaldıran, korku içinde bulunanlara emniyet sağlayan” anlamlarına gelir.

Mü’min ismi, kulun en seçkin ve en kapsamlı  ismidir. Cenab-ı Hak kulunu o kadar seviyor ki, kendine mahsus olan ismi kuluna vermiştir. Tam anlamıyla müminlik sıfatlarını taşıyan insan için, dünyada ve âhirette huzur vardır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir)...(Haşr suresi 23.ayet)

“İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.”  (Enam suresi,82.ayet)

“İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.” (Al-i İmran suresi,68.ayet)

                                8- MÜHEYMİN



Allah’ın isimlerinden biri de el-Müheymin’dir.

Allah’ın kainatın bütün işlerini idare etmesidir. Bir anlamı da Allah’ın kendisine güvenilen, başkalarını korku ve endişeden koruyup güvenlerini sağlayan anlamındadır.

Her söylediği ve her yaptığında güvenilen ve asla zulmetmeyen. Bütün kullarını hükmü altına alan.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir), Müheymin’dir (koruyup gözetendir),...” (Haşr suresi,23.ayet)

“Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu?...”  (Ra’d 33.suresi,ayet.)

“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.”(Mücadele suresi,7.ayet)

Allah her şeye vakıf olur.
Allah her şeyi hakimiyeti altında bulundurur ve korur.

                                         9- AZÎZ



Allah’ın isimlerinden biri de el-Aziz’dir

İzzet, azamet, şeref ve onur sahibi. Mağlup edilmeyen, mağlup edilmesi mümkün olmayan, daima galip gelen, sonsuz izzet sahibi olan.

Allah’ın kudret ve kuvvetinin devamlı olduğunu ve yaratıklardaki gibi değişikliğe uğramadan süreklilik arz etmektedir.

 Allah öyle bir kudrete sahiptir ki her şeye gücü yeter, hiçbir şekil ve surette aciz bırakılıp yenilgiye uğraması ya da haksızlığa uğratılması mümkün değildir.

Bir çok ayette Allah’ın  el-Aziz ismi geçmektedir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur.” (Taha suresi,8. Ayet)

“Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler” (Münafikun suresi,8.ayet)

“ Onun Eşi ve Benzeri Yoktur.” (İhlas suresi,4.ayet)

“Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.” (Şuara suresi,217.ayet)


                              10- CEBBÂR


Allah’ın isimlerinden biri de el-Cebbar’dir.

Allah Cebbar'dır. Cebbar isminin Allah hakkında şu manaları vardır:

 Allah’ın dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olması. Kullarının işlerini yoluna koyması ve eksikleri gidermesi. 
 Kırık, dökük ve bozuk olan şeyleri onarması ve dertlere derman vermesi.Her şeyi tasarrufu altına alması  iradesini her durumda yürütmesi. Çok büyük ve azametli biri olması.
 Cebbarın manası bozulan,nizamından çıkan her şeyi yerine göre zor kullanarak ıslah etmektedir.Allah yaratılmışların halini iyileştiren,hakkı galip getiren,her güçlüğü kolaylaştıran,her kırığı onarandır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“O Allah ki; O’ndan başka İlâh yoktur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir), Müheymin’dir (koruyup gözetendir), Azîz’dir (yücedir), Cabbar’dır (istediğini zorla yaptıran),...” (Haşr suresi,23.ayet)

“Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.” Kaf suresi,45.ayet)

Semada yıldızlar kendi iradeleriyle değil Allah’ın cebri ile şimdiki düzeni almışlardır. Kâinatın küçük bir misali olan insanın da, bütün organlarının şekilleri, bedendeki yerleri, ve görevleri cebir ile tayin ve tespit edilmiştir. Ama ilâhî hikmet, bu dünya imtihanında insana hür bir irade bahşetmiş ve tercih ettiği fiillerde  onu serbest bırakmıştır. Fakat, emrine isyan edenleri cebri ile Cehennemine sokacağını da önceden haber vermiştir.

Cennet ve Cehennemin yolları cebir ile tayin edilmiştir. Yani neyin helâl neyin haram olduğunu  Allah bizzat tayin ve tespit etmiştir. Ama, doğru ve yanlışı,iyi ve kötüyü  Cennet ve Cehennemi seçip seçmemekte insanı serbest bırakmıştır.

 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

(Devam edecek)


Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:
Celal'in Penceresinden:
Of-Havadis Gazetesi:
Milliyet Blog:

Diyanet İşleri Başkanlığının 12.04.2019 Tarihli Cuma Hutbesi:İMANIN HAYATIMIZDAKİ YANSIMALARI


İMANIN HAYATIMIZDAKİ YANSIMALARI 

Muhterem Müslümanlar!

 İman, Allah’ın varlığına ve birliğine, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna yürekten inanmaktır. Rahmet Peygamberinin insanlığa tebliğ ettiği tüm hakikatleri kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmektir. 

Aziz Müminler! 

Hz. Âdem’in dünyasında iman, cennetini yitirse de onu yeniden kazanabilmek için umudunu kaybetmemek, mücadeleden vazgeçmemektir. İstikamet yürüyüşünde ayaklar kaysa da, yolun sonuna varabilmek için yeniden ayağa kalkma azmidir. İman, Hz. Nûh’un atölyesinde kurtuluş gemisi inşa etmektir. Zira sadece Rabbine güvenerek iman gemisine binen mümin, selamet yurduna demir atacak ve ebedi kurtuluşa erecektir.
 İman, Hz. Eyyûb’un çilehanesinde dermandır. Hz. Dâvûd’un mahkemesinde adalettir. Hz. Süleyman’ın mülkünde ilim ve hikmettir. Bazen darlıkla bazen de varlıkla imtihan edilen kul, bu imtihanları başarıyla geçebilecek kabiliyete sahip olduğunu unutmamalıdır. Çünkü Allah, kişiyi ancak gücünün yettiğiyle yükümlü kılar. Her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylık ihsan eder.

 Kıymetli Müminler! 

İman, Hz. Yûsuf’un iffet ve edebinde, Hz. Yakub’un sabır ve duasında gizlidir. İman, canıyla imtihan olan evlat Hz. İsmâil’in, cananıyla imtihan olan baba Hz. İbrâhim’in teslimiyetlerinin kaynağıdır. Muhammed Mustafa (s.a.s) gibi, sağ eline güneş, sol eline ay verilse dahi asla taviz verilmeyen ve vazgeçilmeyen büyük bir davadır iman. 

Değerli Müslümanlar!

 İman, kuru bir söz ve hayata yansımayan bir duygu değildir. İman, gönülde başlayıp bütün bedene yayılan ve fiiliyata dökülen eşsiz bir güçtür. Hayatın bütün yönleriyle iman arasında sıkı bir bağ vardır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bu gerçeğe şöyle işaret etmektedir: “İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü ُ ا ّللَ الَ ِ َه إ لَ ِ إ َال’ Allah’tan başka ilâh yoktur’ sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir.”1

 Muhterem Müminler! İman, kişinin özüne yansır. Hayatına anlam katar. Ona bir istikamet çizer. Kendisiyle, ailesiyle, toplumla ve bütün varlık âlemiyle iyi ilişkiler kurmasını sağlar. Yaratılış gayesine uygun bir yaşama bilinci aşılar.

 İman, kişinin söz ve davranışlarına yansır. Mümin, dilinden ve elinden herkesin güvende olduğu güzel ahlaklı kişidir. Konuştuğunda doğruyu söyler. Halis niyetli, mütevazı, dürüst ve merhametlidir. Ancak bu şekilde sırât-ı müstakîme yani dosdoğru yola ulaşacağını bilir.

 İman, müminin yüzüne yansır. Tebessümü sadaka bilen mümin, etrafına sevgi ve şefkat nazarıyla bakar. İman, müminin geçimine yansıyınca bereket, yuvasına yansıyınca mutluluk, bütünüyle hayatına yansıyınca da kurtuluş olur. 

Aziz Müslümanlar!

 Gönülden iman etmek ve bu imanın gereklerini yerine getirerek yaşamak hem mümin olmanın hem de ahirette mükâfata nail olmanın tek yoludur. O halde, dünyayı selamet, ahireti de cennet yurduna dönüştürecek muhteşem bir imkan olan imanımızı salih amel ve güzel ahlakla süsleyelim. İnandığımız değerleri yaşamaya ve yaşatmaya gayret edelim. 

Hutbemi, Yüce Rabbimizin iman edip, imanına uygun davranışlarda bulunanlara vaat ettiği şu müjdeyle bitiriyorum: “Erkek ya da kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yaptıklarına karşılık olarak en güzeliyle vereceğiz.” 

1 Nesâî, Îmân, 16.
2 Nahl, 16/97.
KAYNAK: 
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 
Diyanet Hutbeleri1
Diyanet Cuma Hutbeleri

11 Nisan 2019 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-33 -HALîM


                                                   HALîM



Allah’ın isimlerinden biri de el-Halim’dir.

el-Halim, Acele ile ve kızgınlıkla hareket etmeyen. Allah kullarına cezada acele etmez. Onların pişman olup tevbe etmeleri için mühlet verir.  Allah’ın insanları cezalandırmaya gücü yetse bile onlara ceza vermeyendir. Kulları ona isyan etse bile hemen öfkelenmeyendir.

Halim, yumuşak ahlaklı, güler yüzlü demektir. Öfkesiz ve sabırlı demektir. Cenab-ı Hak ne kadar yumuşak bir kudrete sahiptir ki günah yapan ve sabahtan akşama kadar O'nu inkar etmekle uğraşan kullarına acele olarak azap etmiyor ve onlara mühlet veriyor. Bu da bizim için büyük bir nimettir. Belki aklederiz de tövbe ederiz. Rabbimiz de bizi bağışlar. 


Hâlim, günahları bağışlayan ve cezalandırmada acele etmeyen, öfkesine yenilmeyendir. 


Allah, Halim'dir. Cezaları erteleyen veya tamamen kaldırandır. Cezaların kaldırılması yalnızca, cezayı hak etmiş bazı müslüman günahkarlara yönelik olup, inkarcıların bununla bir ilgisi yoktur. 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir.”( Fâtır Suresi 45. Ayet)

“Muhakkak ki İbrâhîm (a.s), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir.”( Hûd sûresi 75. Ayet)

“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.” (İsrâ Suresi 44. Ayet )


“Allah onları hoşnut olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz Allah Alîmdir (her şeyi bilir) Halîmdir, (Kullarına yumuşak davranır.)” (Hac Suresi 59. Ayet)

 (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:


Celal'in Penceresinden:



8 Nisan 2019 Pazartesi

SEÇİLEN TÜM YEREL YÖNETİCİLERE BİR KAÇ SÖZ



SEÇİLEN TÜM YEREL YÖNETİCİLERE BİR KAÇ SÖZ



31 Mart Yerel Seçimleri yapıldı. Seçim öncesi önemli iki ittifak kuruldu. İttifakı oluşturan  partilerin  başkanları,belediye başkan adayları, meclis üyeleri ve muhtarlar birbirleri hakkında çok şeyler söylediler.

Seçim kampanyası sırasında vatandaşlara çeşitli vaatlerde bulunuldu. Çeşitli faaliyet ve projeler anlatıldı. Onlarca açık ve kapalı toplantılar yapıldı.

Artık bunlar geride kaldı. Şimdi bundan sonraki 5 yıllık bir süre var.

İşte bu süre zarfında görevi üstlenen ülkemizdeki tüm yerel yöneticilere bir vatandaş olarak birkaç söz ve birkaç önerim olacaktır.

 Seçilen belediye başkanları ve muhtarlar,kendilerine oy versin veya vermesin  seçildikleri yerlerdeki herkesin başkanı veya muhtarıdır.

Seçilen yöneticiler ayrımcılık oluşturacak davranışlardan uzak olmalıdırlar. Çünkü kamu görevi yapmaktadırlar.
Yerel yönetimlere seçilen kamu görevi yapacak olan belediye başkanlarına,meclis üyelerine ve muhtarlara bazı önerilerim olacaktır. Bunlar:

    1-Ayrımcılık yapmayınız. Partizan davranmayınız Menfaatçilere karşı uyanık olunuz.

    2- Dürüst ve güvenilir olunuz.

   3-Halk ile beraber olunuz, halkın güven ve sevgisini kazanınız.

   4-Çalışkan ,üretken ve verimli olmaya çalışın.

   5-Etrafınızda çalışanları yüreklendiriniz.

   6-Milletimizin değerlerine saygılı olun.

   7-Kardeşlikten,sevgiden ve hoşgörüden ayrılmayınız.

   8-Herkesin gönlünde taht kurunuz.

   9-Kul hakkına riayet ediniz.

  10-Kamunun malını israf etmeyiniz. Gereksiz harcamalardan uzak durunuz.İsraftan  özellikle uzak durunuz.

  11-Kamu malını harcarken dikkatli olunuz. Kamu malının  yetim ve fukaranın malı olduğunu düşünerek hareket ediniz.
12-Çevrenize  iyi görünmek için harcama yapmayınız. 
Gerçek ve zorunlu ihtiyaçları belirleyin. Stratejik plan doğrultusunda acil olan şeyleri  yapınız.

13-İhalelere fesat karıştırmayın. Çevrenize güven aşılayınız.

14-İşe alınacak elemanlar için liyakata önem veriniz. Ayırım yapmayınız.

15-Çalışanlarınıza  ve halka tepeden bakmayınız.

16-Daha dün seçmenin ayağına gidip oy istediğinizi hemen unutmayın. Yani o güzel insanları hiçbir zaman hatırınızdan çıkarmayın.

17-Uygulamalarınızda ve davranışlarınızda  taraf olmayınız. Tarafınız her zaman adalet olsun.

18-Harcamalarda adaletli olunuz. Mahalleler ve ilçelerde yapılan proje ve faaliyetler konusunda eşit olmaya çalışın.

19-Şeffaf olunuz. Harcamalarınızı,gelir ve giderlerinizi paylaşınız.

20-Dedikodulara mahal verecek iş ve işlemlerden uzak olunuz.

21-Parselasyon ve imar çalışmalarında geçekçi olunuz. Menfaatçılara dikkat ediniz.

22-Her zaman hesap verebilir olunuz.En büyük hesap sorucunun  Allah olduğunu unutmayınız.

Yüce Allah en ince noktasına kadar yapılan her şeyin karşılığını ödül yada ceza olarak verecektir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.” (Zilzâl Suresi - 7-8 . Ayetler)

Yine Yüce Allah dünyada yaptığımız en küçük şeyleri bile karşımıza çıkaracaktır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

     (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi     ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Lokman Suresi 16. Ayet)

Buna göre yaptıklarımıza ve yapacaklarımıza dikkat edelim.

 İnsanların karşısına tekrar çıkacağımızı unutmayalım.
Asıl  olan,Yüce Allah’ın karşısına çıkıp hesap vereceğimizi kulağımıza küpe edelim.

Efkan VURAL


5 Nisan 2019 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 05.04.2019 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN HAYIRLI BİR KOMŞUDUR


MÜSLÜMAN HAYIRLI BİR KOMŞUDUR



Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Allah katında komşuların en hayırlısı, komşusuna en güzel davranandır.”[2]

Aziz Müminler!

Komşuluk, sosyal hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Komşularımız, her gün karşılaştığımız, huzur ve güven veren selamına alıştığımız, ihtiyaç duyduğumuzda yanı başımızda bulduğumuz insanlardır. Köyümüzün, mahallemizin, ilçemizin, şehrimizin ve ülkemizin de komşuları vardır. Her türlü komşuluk ilişkisinde esas olan ise, hakkaniyet, nezaket, saygı ve merhamettir. Ahlakî erdemlere sahip, insanî değerlere saygılı, komşusunun şeref ve haysiyetini koruyan bir komşu, dünya hayatının en büyük nimetlerinden birisidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Komşuların birbiri üzerinde öyle çok hakkı vardır ki, Sevgili Peygamberimiz
“Cebrâil, bana komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki, neredeyse komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim”[3] buyurur. Komşuya iyilik yapmak ve güzel davranmak, Peygamberimizin ifadesiyle, mümin olmanın gereğidir.[4]
Mümin, imanından aldığı olgunlukla, komşusunu yalnız ve yardımsız bırakmaz. Maddi ya da manevi her türlü ihtiyacında komşusuna destek olur. Öyle ki, mümin bir kadın, yemek yaparken bile çorbanın suyunu biraz fazla koyarak komşusunu gözetmenin Peygamber tavsiyesi olduğunu bilir. Acı tatlı gününü paylaşmak, hastalandığında ziyaret edip, öldüğünde cenazesinde bulunmak, aile fertlerine sahip çıkmak her müminin komşuluk vazifesidir.   

Değerli Müminler!

Ne hazin bir durumdur ki, günümüzde aynı apartmanın çatısı altında yaşayan, akşam olunca aynı duvara sırtını yaslayan nice komşu, birbirini tanımamaktadır. Komşular birbirlerinden bir selamı bile esirgemekte, yaşanan acılar günlerce sonra duyulmakta, sevinçler dört duvar arasında kalmaktadır. Günümüz insanı, dünya telaşı içinde koşarken ruhunu ve gönlünü ihmal etmekte, dertlerine derman olabilecek komşuluk ilişkilerini gözden kaçırmaktadır. Komşuluğun zayıflamasıyla birlikte, maalesef birbirimizi tanıma, anlama, hoş görme, affetme gibi güzel vasıflarımız da kaybolmaktadır.

Aziz Müminler!

Geliniz bu Cuma vakti, müminler olarak komşuluk ahlakına ve hukukuna ne derece riayet ettiğimizin muhasebesini yapalım. Komşularımıza sıcak ve samimi bir selam verip, çocukların hatırını sormayı, gençlere güler yüz göstermeyi ihmal etmeyelim. Komşularımızın kederine ve sevincine ortak olalım.
“Komşusunun, şerrinden emin olmadığı kimse cennete giremez”[5] buyuran Peygamber Efendimizin ne kadar ciddi bir uyarıda bulunduğuna dikkat kesilelim. Elimizden ve dilimizden komşularımızın zarar görmemesi için azami derecede hassasiyet gösterelim. 
Peygamberimizin “Komşusu açken tok yatan kimse hakkıyla iman etmiş sayılmaz”[6] hadisini mihenk kabul edelim. En son hangi komşumuzu ziyaret ettik ya da hangi komşumuzu evimizde ağırladık? Kendimize soralım.

Aziz Müslümanlar!

Komşularla iyi ilişkiler kurmak, tıpkı ibadet etmek gibi, imanımızın gereğidir. Komşuluk ilişkilerimizde sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışma duygusunu hâkim kılmak, ahlakımızın gereğidir.
Kendimiz için iyilik adına ne istiyorsak komşumuz için de onu isteyelim. Kendimize yapılmasını arzu etmediğimiz kötülükten komşumuzu da muhafaza edelim. Bedenlerimizle birlikte kalplerimiz de komşu olsun.




[1] Nisâ, 4/36.
[2] Dârimî, Siyer, 3; Tirmizî, Birr, 28.
[3] Tirmizî, Birr, 28.
[4] İbn Mâce, Zühd, 24; Tirmizî, Zühd, 2.
[5] Müslim, Îmân, 73.
[6] Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, X, 7.


KAYNAK: 
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

4 Nisan 2019 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-32 - HABîR



 HABîR

Allah’ın isimlerinden biri de el-Habir’dir.

El-Habir Her şeyin iç yüzünden haberdar olan, gizli veya açık, her şeyi bilen, haberdar olan demektir.

Allah her şeyden haberdardır. Hiçbir halimiz O’ndan gizlenemez. Her şeyin iç yüzünü bilir, en gizli yaptıklarımıza  vakıf olur. Sadece yaptıklarımızı değil, gönüllerimize düşenleri, aklımızdan  geçenleri, nefsimizin sesini, niyetlerimizi ve en gizli hallerimizi bilir…


O öyle bir Allah’tır  ki, gece veye gündüz demeden  hiçbir şey ondan saklı kalamaz. Gözle görülmesi mümkün olmayan bir mikrop O’ndan gizlenemez. Bir yaprak O’ndan habersiz düşemez. Bir zerre O’ndan saklanarak hareket edemez.
Hz. Lokman da evladına bu ismin tecellisini şöyle anlatmaktadır:

“Yavrucuğum! Yaptığın bir hardal tanesi ağırlığında olsa, bir kaya içinde veya göklerde yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir! Şüphesiz Allah Latif’tir ve Habir’dir.”(Lokman suresi,16.ayet)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.” (Haşr Suresi 18. Ayet)

“İşte o gün (anlayacaklar ki), rableri onlardan tam mânasıyla haberdardır!”
 (Âdiyât Suresi ,11 . ayet)

“Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.”( Mülk Suresi 14. Ayet)

“Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Münâfikûn Suresi 11.ayet)

“De ki: “- Allah, sizinle benim aramda şâhid yeter. Muhakkak ki o, kullarının yaptığından haberdardır, bütün hallerini görendir.” (İsrâ Suresi 96. ayet)

“Gözler O’nu idrak edemez, halbuki O gözleri idrak eder. O en ince şeyleri bilir ve her şeyden haberdardır.” (En'âm Suresi, 103 . ayet)

“Ölümsüz ve daima diri olan Allah´a güvenip dayan. O´nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını O´nun bilmesi yeter.” (Furkân Suresi 58. ayet)

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:


Celal'in Penceresinden: