3 Ocak 2019 Perşembe

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)- 19- FETTAH


                                                             
   

                                                                 FETTAH

Allah’ın isimlerinden biri de el-Fettah’tır.

Fettah,İyilik kapılarını açan,bütün anlaşmazlıkların nihai hakemliğini yapmak suretiyle mutlak adaleti gerçekleştiren, hak ile batılı bir birinden ayırıp durumu açıklığa kavuşturan,mazlumlara yardım edip mü’min kullarına zafer veren manalarına gelir.
Gaybın anahtarları Allah’ın nezdindedir.

İslam bilginleri fettah ismine öncelikle “hakim”(kadı),manasını vermeyi tercih etmişlerdir. Yine islam alimleri  Fettah’ı kullarına rızık ve rahmet kapılarını açan, işlerinin ve teşebbüslerinin üzerindeki perdeleri kaldıran diye açıklanmıştır.

Bazı bilginlerde fettah  yardımıyla her kapalı şeyin açıldığı ve hidayetiyle her müşkülün çözüldüğünü söylerler.

Allah fettah  ismiyle, kıtlıktan sonra yağmur, fakirlikten sonra zenginlik vermek suretiyle maddi alanda  olabileceği gibi, üzüntüyü  sevince,sapıklığı hidayete,günahkarlığı tövbeye, mağlubiyeti zafere ve cehaleti ilme  çevirmek suretiyle manevi alanlarda da gösterebilir.

Yüce Allah kur’an’da  şöyle buyurmaktadır:

“Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” (En’am  suresi,59.ayet)

De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir.” (Sebe suresi,26.ayet)

“Biz sana apaçık zaferin kapılarını açtık.”(Fetih suresi,1.ayet)
“… Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır (ve) biz Allah’a güvenmişizdir: Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasındaki engelleri kaldır! Çünkü Sen, engel kaldıranların en hayırlısısın!”   (A’raf suresi,89.ayet)

“Senin için bağrını açmadık mı? Senden o yükünü indirmedik mi? O sırtında sana eziyet veren yükünü? Senin şanını yüceltmedik mi? Demek ki, her zorluğun yanında bir de kolaylık var.Evet o zorlukla beraber bir de kolaylık var! “(İnşirah suresi,1-6.ayetler)4
Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)
 (Devam edecek)

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Celal'in Penceresinden:


2 Ocak 2019 Çarşamba

TÜM HASTALARA DEVA KİTABI-Celal ÇELİK-Tanıtım-5

TÜM HASTALARA DEVA KİTABI-Celal ÇELİK-Tanıtım-5





Sizlere Celal ÇELİK’in yazdığı “Tüm Hastalara Deva Kitabı”nı tanıtmaya çalışmıştım.
Bugün de sizlere bu kitap ışığında bazı önemli görüş ve önerileri sıralamak istiyorum.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, sizlerde bu tanıtım yazısında gördünüz. Harika bir eser.
“Hastalar Risalesi” ni müellif  Bediüzzaman Said Nursi kaleme almıştır. Bu ve diğer risaleler zor şartlar altında,hapiste ve sürgün bölgelerinde yazılmıştır.
Böyle şartlarda risaleleri yazmak her babayiğidin işi olamaz.
İşte bu hastalık risalesi çok mühim bir risaledir.
Risaleyi defalarca okuyarak, bugüne anlaşılır bir şekilde ve açıklamalı olarak yayına hazırlayan Sevgili Yazar Celal ÇELİK, kitabı yattığı yerden,uzanarak,zorla oturarak ve çoğu kez tek parmakla bu mükemmel eseri bizlere  tekrardan kazandırdı. Adeta tozlu raflardan çıkarıp,insanlığa hizmete sunmuştur. Yazarımız da kendisinde bulunan Friedreich Ataksisi) (FA) hastalığıyla birlikte  zorlanarak eseri hazırladı.
İşte bu bakımdan Tüm Hastalara Deva Kitabı”  önem arzetmektedir.
Her iki müellif ve yazardan Rabbımız razı olsun. Ahiret aleminde yaptıklarının karşılığı olarak  cennet verilir ve orada Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)’e komşu olurlar İnşallah!
Tüm Hastalara Deva Kitabı”nda kısaca verilmek istenen mesajları sıralayarak yazıma son vermek istiyorum.
1-İman ehli kimselere hastalığın kazanımları anlatılıyor.
2-Hastalık ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir.
3-Hastalık ölümü ve ahireti düşündürür, dünya sevgisini azaltır.
4-Hastalık sabun gibi günah kirlerini yıkar.
5-Hastalığa sabretmek İnsana sevap kazandırır.
6-Hasta olan hasta oldum diye sızlanmasın;hastalık onun için bir nasihatçi ve yol gösterici bir rehber olur.
7-Asıl hastalık imansızlıktır. İmansızlık bedendeki hastalıktan milyon defa daha büyüktür.
8-Allah’a inananlar için ölüm rahmet kapısıdır. İnanmayanlar için ise karanlıklar kuyusudur.
9-Şükrederek sabreden hasta, takvalı insanların on yılda aldıkları sevabı iki yılda alabilirler.
10-Eğer hastalığın manası güzel bir şey olmasaydı, Allah başta Hz. Eyyub (A.S.)’a hastalık vermezdi.
11-Sen kendinden daha yukarıda olan sağlıklı kimselere bakıp şikayet etme. Belki sen kendinden sağlık bakımından daha aşağıdakilere bakıp şükretmelisin. Mesela elin kırık ise,kesilmiş ellere bak ki şükredesin.
12-Hastalık kalbi yumuşatır, şefkat ve empati hissini artırır.
13-Hastanın duası makbuldur. Hastalık acizliğini hissettirip içten dua ettirir.
14--Hasta insan çocukluğundaki gibi  aile ve akrabasından sevgi ve ilgi görür.
15--Hasta/Engelli insan gaflete ve nefsin arzularına düşmez.


Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü'z-zünub (günahlarınızı affettiren kefaret) yapsın. Âmin, âmin, âmin.
Risalenin Müellifi Bediüzzaman Said Nursi –Allah kendisinden razı olsun- Risaleyi  şu ayetle noktalar:
Yüce Allah şöyle buyurur:
"Dediler: Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler." A'râf Sûresi,43.ayet)
Yazar Sevgili Celal ÇELİK, kitabını şu cümleyle bitirir:
 Evet hastalık vererek beni gafletten uyandırıp imanla şereflendiren Allah’a sonsuz hamdolsun.


Evet, Sevgili Yazar Celal ÇELİK, kitabı Allah rızası için hazırladı. Hiçbir maddi menfaati gözetmemiştir. Onun niyeti,hastalara,engelli- engelsiz herkese,  hastalara bakanlara, engelli yakınlarına,  bir nebze yardım ve moral olması içindir. Kendisinden Allah razı olsun.

Ayrıca burada özellikle engelli yazarlara destek vermesiyle tanıdığımız yayıncı Fahrettin YÜKSEL’e de teşekkürü bir borç biliyorum. Allah kendisinden razı olsun.

Acizane kitabı düşünerek okuyabilirsek biz sağlıklı insanlar da buradan bir çok manevi zenginlikler kazanabilir.
Mümkünse hepinizin bir hasta veya engelli arkadaşı olsun ki, hayatı daha iyi anlamlandıralım.
Şükürler olsun Rabbıma bana Engelli Celal ÇELİK’le arkadaş olmayı nasip etti.
Bu kitapla haşır neşir olmayı Allah bana onun  vesilesiyle nasip etti.
İyi ki, sizi tanıdım Celal kardeşim,
Allah’ emanet olunuz.
(SON)
Efkan VURAL



Kitabı almak isteyenler olabilir, sipariş edebilirsiniz:


İnteraktif ortamdan okumak isteyenler aşağıdaki linkten takip edebilirler.


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

1 Ocak 2019 Salı

TÜM HASTALARA DEVA KİTABI-Celal ÇELİK-Tanıtım-4


TÜM HASTALARA DEVA KİTABI-Celal ÇELİK-Tanıtım-4





Sizlere Celal ÇELİK’in yazdığı “Tüm Hastalara Deva Kitabı”nı tanıtmaya devam ediyorum. Kitap’ta 25 deva açıklanmaktadır. Bugün sizlere 20.deva’dan  25. devaya kadar olan kısmı özetlemek istiyorum.





                                   YİRMİNCİ DEVA


Ey derdine derman arayan hasta! Hastalık iki kısımdır.
Bir kısmı asıl gerçek,bir kısmı kuruntu ve hayal. Şafi olan (şifa veren) Allah her derde bir deva vermiştir.

Tedavi olmak maksadıyla ilaç kullanmak uygun olan bir davranıştır. Fakat tesiri ve  şifayı Cenab-ı Haktan bilmek gerekir. Derdi o verdiği gibi şifayı da o veriyor.

Uzman mütedeyyin bir doktorun tavsiyelerini yerine getirmeli. Birde genel olarak beslenmeye,perhize dikkat etmek gerekir.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “...Mütedeyyin hekimin meşru dairedeki tavsiyeleri, helaldir. Dindar olmayan doktor, demek meşru daire dışında da tavsiyede bulunuyormuş. Nitekim TV’de görmüştüm, bir doktor her akşam yemekte bir bardak şarap içmek kalbe iyi gelir, dedi. Halbuki spor yapın, yürüyüş yap, müzik dinle, vs. diyebilirdi.”

Hastalığın ikinci kısmı olan vesvese hastalığının en etkili ilacı önemsememektir. Çünkü vesveseye önem verdikçe büyür, önemsenmez ve üzerinde durulmazsa küçülerek dağılır.

Nasıl ki, arılar iliştikçe insanın başına üşüşürler, onlara aldırmazsan dağılırlar. Vesvese de böyle bir şey.

Aşırı vesvese insanın psikolojisini bozar. Bunun içinde uzman bir hekime görünmek gerekir. Eğer yarım hekim veya insafsıza rast gelinirse evham daha da artar. Zengin ise malı gider; yoksa aklı gider veya sağlığı gider.

YİRMİ BİRİNCİ  DEVA

Ey hasta kardeş! Sizin bedeninize acı var. Fakat kalbinizi bir lezzet kuşatıyor.

Etrafında bulunan kişiler,hastalık nedeniyle sana şefkat gösteriyorlar, sana sevgiyle bakıyorlar. Elbette onlara karşı senin bu acı ve sızı pek ucuz düşer.
Hastalığından dolayı senin hizmet etmen gereken kişiler (anne-baba-abi-abla) şimdi sana hizmet ediyorlar. Efendilerine efendi oldun.
Hastalık sayesinde  bir de insanların şefkatiyle bir çok dost ve arkadaş edindin.

Yazar Celal ÇELİK der ki;Hastalığım ilerledikçe bunu daha yakından hissediyorum. Annem babam kardeşlerim bana hastalığımı unutturuyorlar. Annem yattığım yerde çorba içiriyor. Babam tuvalete götürüyor. Kardeşim her hafta gelip banyo yaptırıyor. Yeğenlerim etrafımda koşturuyorlar. Dostlarım sık sık hediyelerle ziyaret ediyorlar. Bu güzel sevgiyi sağlayan şey hastalıktır. Bu sevgi ve ilginin yanında, hastalığın verdiği sıkıntı çok hafif kalıyor.”

Hem çok meşakkatli işlerden, hastalık nedeniyle paydos emri aldın, istirahat ediyorsun. Elbette senin elemin bu manevi lezzetlere karşı şikayete değil, teşekkür etmeye sevk etmelidir.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “Nitekim tekerlekli sandalyede çalışırken çok yoruluyor, izin alamıyordum. Hastalığım sebebiyle 1999’da yirmi gün babamla hastanede yatmıştık ve böylece dinlenmiş oldum ve bu açıdan hastalanmama sevinmiştim.”

YİRMİ İKİNCİ  DEVA

Yazar Celal ÇELİK der ki; “Acizane bendenizi en çok vuran bu Devadır. Bu devada Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri benim gibi yatalak hastalara çok güzel bir moral veriyor ve mü’min için nüzul mübarek sayılıyor, diyor...”
Ey nüzul (felç) gibi ağır bir hastalığa müptela olan kardeş!

Önce sana müjde ediyorum ki, Mü’min için nuzül (felç) mübarek sayılıyor. Bunu bir çok Allah dostlarından işitiyordum.

Allah dostları, Allah’a ulaşmak için şu iki önemli şeyi yaparlar:
Birincisi: Ölümü düşünmektir. Allah dostları, dünya fani olduğu gibi kendilerinin de vazifeli bir misafir olduğunu düşünerek ebedi bir hayat için çalışırlar.

İkincisi:Nefsin kötülüğünden kurtulmak için, çilelerle ve  nefis terbiyesi ile nefsi emmarenin (kötülüğü emreden istek ve arzu) öldürülmesine çalışırlar.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “Allah bizi bu dünyada imtihan etmek için yaratmıştır. Neyle imtihan olacağız? İçimizdeki nefis denen düşmanla mücadele ederek. Nefis sürekli zevk ister. Yat, uyu, ye, iç, eğlen, gez, …, şehvet ister, bizi asla ibadet ettirmek istemez.”

Ey sağlığının çoğunu kaybetmiş hastalar!

Allah size kendi isteğiniz dışında  evliyanın Allah’a ulaştığı iki esası verdi. Bununla rezil heveslerden ve nefsi arzulardan uzak durdunuz.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “En başta demiştim, fakiri en çok vuran bu devadır diye. Bu paragrafta nedeni yazıyor. Bu iki şey olan ölümü düşünmek ve riyazet hali bana istemeden verilmiş. Yani sürekli yatakta yatıyorum ve her an ölüm gelebilir diye ölümü hiç aklımdan çıkarmıyorum. Böylece bu hastalık beni sürekli gaflete karşı uyanık tutuyor. Elhamdülillah.”

Ve yine Celal ÇELİK açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Bayramda ziyaretime gelen misafirlerden ilahiyatçı komşumuz, Hastalığına sakın üzülme, Celal sana özeniyorum, dedi. AVM’lerde, iş yerlerinde, caddede vs. artık haram ve günahlar sel gibi akıyor. Allah seni sevmiş, adeta korumaya almış. Ahlaksız konuşmaları duymuyorsun, dekolte görüntüleri mecburen görmüyorsun, dedi. İnşallah bu hastalığınla ibadet yapmış oluyorsun, dedi. Zaten namazımı kılıyorum, dedim. Celal, ibadet sadece namaz, oruç, zekat değildir. İbadet iki türlüdür. Allah’ın yap dediğini yapmak ve yapma dediğini yapmamaktadır. Sen, Allah‘ın ‘Namaz kıl‘ emrine, aynı zamanda ’Gözünüzü haramdan koruyun‘ emrine de uyuyorsun. İkisinden de çok sevap alıyorsun, dedi. Yani, HARAMA BAKMAYARAK namaz kılmış gibi sevap alıyorum, dedim. Aynen öyle Celal kardeşim, dedi.
İşte ağır nuzül (felç) hastalığıyla az bir zamanda Allah’ın veli dostlarının çileleri gibi, hastalıktan istifade edilebilir. O vakit o ağır hastalık çok ucuz düşer.

YİRMİ ÜÇÜNCÜ DEVA

Ey kimsesiz, garip ve çaresiz hasta!

Senin bu halini gören en katı kalplilerin bile gözleri yaşarıyor ve şefkatle bakıyorlar. İşte senin mahsun halin, en katı kalplileri bile yumuşatıyorsa, Rahmanür Rahim olan Allah nasıl şefkat etmesin. Elbette eder. Ve sen imanından gelen teslimiyetin ve bu hastalığının verdiği güçsüzlüğünle, her halini bilen merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ın merhametli bakışını çekersin. O rahmet ki, bir parıltısı ile bütün anneler yavrularına şefkat gösterir. O rahmetin küçük bir yansıması ki, her bahar yeryüzünü nimetler ve çiçeklerle donatır. Bu ise yani Allah’ın merhametli bakışını çekmek; her şeye bedeldir.

Sen böyle bir merhametli Allah’ın rahmetini kendine çekiyorsun. Üzülme, Allah var, gam yok, diyor. Asıl acınması gereken garip, inançsız, imansız olandır; veya imanı olsa da namaz, oruç, zekat, sadaka, gibi ibadetlerin yapılması konusuna önem vermeyendir.

YİRMİ DÖRDÜNCÜ DEVA

Ey, hasta çocuklara ve yaşlı ihtiyarlara hizmet eden hasta bakıcıları!
Sizin önünüzde çok önemli bir ahiret ticareti var. İsteyerek ve azmederek  o ticareti kazanın.

Çocukların hastalıkları, onlara dünyada ileride sıkıntılara dayanabilmek için bir şırınga misali Allah’ın terbiyesidir. Bu hastalıklardan dolayı çocuklar büyüdüklerinde günahlarına kefaret olacaktır. Ahirette de yükselişlerine sebep olacaktır.

Çocukların bu hastalıkları sebebiyle anne ve babalarının amel defterlerine sevap yazılacaktır. Bilhassa çocuğunun sağlığını kendi sağlığına tercih eden annenin amel defterine sevap yazılacağı hakikat ehli evliyalarca bildirilmiştir.

Hasta yaşlılara bakmak çok büyük sevaptır.

Yaşlıların ve bilhassa anne babanın dualarını almak ve kalplerini hoşnut etmek, onlara karşılıksız hizmet etmek hem bu dünyadaki mutluluğa ve hemde ahiretteki mutluluğa kavuşturacağı hadislerle sabittir.

Yaşlı anne ve babasına itaat eden bahtiyar bir evlat, kendi evladından da aynı vazifeyi görür.

Bedbaht bir evlat eğer, anne babasının kalbini kırıp üzse, ahiretteki azaptan başka, dünyada da çok felaketlerle cezasını gördüğü bilinmektedir.
Evet, ihtiyarlara, çocuklara,akrabaya bakmak ne kadar mecbursa; her hangi bir din kardeşimizde bakıma muhtaçsa onlara da hizmet etmek dinimizin gereğidir.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “Sadece yaşlı akrabaya değil, muhtaç hastalara da büyük bir şevkle hizmet edin, diyor. Çünkü ayetle sabit, müminler kardeştir.”


YİRMİ BEŞİNCİ DEVA

Bediüzzaman, 25.deva’da tüm hastalara sesleniyor. (Tabii ki, hasta olan ve hasta olmayan herkese sesleniyor)

Ey hasta kardeşler!

Her derde deva olan, hakiki kutsal ilaç isterseniz; imanınızı ortaya çıkarıp geliştiriniz. Yani tövbe istiğfar ile namaz ve kullukla, iman ve imadan gelen ilacı kullanınız. Bu iman ilacı herkes için geçerlidir.

Yazar Celal ÇELİK der ki; “Kulluktan maksat ibadettir. İbadet sadece namaz, zekat, oruç, hac değildir. Sadaka vermek, bir gönlü hoş etmek, fakiri yedirmek, hasta ziyareti, insanlarla iyi geçinmek, hatta tebessüm etmek vs. de ibadettir.”

Dünyanın geçici zevklerine ilgi gösterip, gaflete dalanlar dünya gibi büyük manevi hastalıklı bir vücuda sahiptirler.

İman ilacı ile dünya gibi yara bere içinde olan manevi vucüduna, birden şifa verip yaralardan kurtarıp hakiki şifa verdiğini pek çok risalede ispat etmişizdir.

İman ilacı Allah’ın yapılmasını emrettiği farz olan ibadetleri mümkün oldukça  yerine getirmekle tesirini göstermektedir.

Gaflet, nefsi arzular, meşru olmayan şeyler iman ilacının tesirini engeller.
Yazar Celal ÇELİK der ki; “Yatalak engelliyim. Yattığım yerde teyemmümle sadece farz değil, sünnet ve nafile namazları da kılıyorum. Şeker hastasıyım. FA ve şeker zorlasa da farz ve nafile oruçları tutuyorum. Elimden geldiğince sadaka veriyorum. Bu ibadetler ile imanım öyle arttı ki, hastalığımı hiç kafama takmıyorum. Bu da geçer Ya HU! , diyorum. Bu kısacık dünya hayatım hastalıkla geçiyor ama inşallah cenneti kazanırsam çektiklerimin mükafatını alacağım, ve inşallah Allah’ın Cemalini  göreceğim diyerek moral buluyorum. Yani iman ilacım tesir ediyor. Eğer insan gaflete, zevk ve eğlenceye, nefsi arzuların peşine takılırsa iman ilacı tesir etmezmiş.

Hastalık gafleti kaldırıyor, iştahı kesiyor, haram ve günah olan şeylere gitmeye engel oluyor,ondan istifade ediniz.

Hakiki imanın kudsi ilaçlarını  ve nurlarını tevbe ve istiğfarla, dua ve niyazla kullanınız

Yazar Celal ÇELİK der ki;Benim Friedreich Ataksisi (FA) hastalığım 100 binde bir görülen bir hastalıktır. Allah’a binlerce hamdolsun. Yüz bin insanın içinden beni seçti. Bu hastalığım sayesinde bu imana kavuştum. Gafletten uyandım, sabır, şükür ve ibadet ederek cennetteki derecemi yükseltmeye çalışıyorum, çünkü orada 70-80 yıl değil, sonsuza dek kalacağız inşallah. Sürekli tövbe, istiğfar ederek ve baklavalı dualar ederek yani iman ilacını kullanarak inşallah derecemi yükseltiyorum.(Ağlamak bana baklava gibi lezzet veriyor)
Bediüzzaman Said Nursi, risalesini  şu cümle ile tamamlar:

Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü'z-zünub (günahlarınızı affettiren kefaret) yapsın. Âmin, âmin, âmin.

Yazar Celal ÇELİK de: AMİN, amin, amin inşallah! Der.

Bediüzzaman Said Nursi Risaleyi  şu ayetle noktalar:

Yüce Allah şöyle buyurur:

"Dediler: Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler." A'râf Sûresi,43.ayet)




Yazar Sevgili Celal ÇELİK, kitabını şu cümleyle bitirir:
 Evet hastalık vererek beni gafletten uyandırıp imanla şereflendiren Allah’a sonsuz hamdolsun.

(Devam edecek)

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:




31 Aralık 2018 Pazartesi

2019'da olsun veya olmasınlar




2019'da olsun veya olmasınlar

2019 yılı yarın başlayacak İnşallah.Yeni yılın tüm insanlığa hayırlı ve uğurlu olmasını Yüce Allah’tan diliyorum.

2019 yılında ve yaşayacağımız tüm yıllarda, kıyamete kadar olmasını istediğimiz ve olmamasını arzu ettiğimiz şeyleri sıralamak istiyorum.

Önce olmasını istediğimiz şeyler:

Allah kurtuluşumuzu sağlayacak hakiki imanı nasip etsin.

Kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz daim olsun.

Tam bağımsızlığımız ve özgürlüğümüz kaim olsun.

Milletimiz güçlü kuvvetli olsun.

Ordumuz her zaman muzaffer olsun.

Polisimiz her daim başarılı olsun.

Tüm güvenlik güçlerimiz her daim uyanık olsun.

Devlet adamlarımız dirayetli ve sağlıklı olsun.

Devletimiz herkese eşit davransın.

Adalet mülkün temeli olsun.

Huzur ve güven oluşsun.

Barış olsun.Herkes barış içinde yaşasın.

Dürüstlük herkesin karakteri olsun.

Empati yapmak suretiyle başkalarını anlamak ilkemiz olsun.

Dostluk ve arkadaşlıklar menfaat gözetmeden olsun.

Atama ve görevlendirmeler,tarafsız ve liyakat'a dayalı olsun.

Rüşvet ve yolsuzluktan uzak bir yönetim anlayışı olsun.

Herkes  güzel ahlaklı ve hoşgörülü olsun.

Herkes çalışarak helal kazanç elde etsin.

Devlet ve millet tasarruflu olsun .

Hiç bir zaman kul hakkı yenmesin.

Trafik kurallarına uymak, davranış haline gelsin.

Herkes görevini titizlikle yapsın.

Büyüklere saygılı davranılsın.

Kadınlara saygı duyulsun.

Komşu kakkı'na riayet edilsin.

Akraba ziyaretlerine önem verilsin.

Hastalara ziyaret yapılsın.

Yetim ve yoksullara yardım edilsin.

Zerre miktarınca bile olsa yapılanların karşılıksız kalmayacağı şuuru oluşsun.

Gerçek Allah korkusu yüreğimizi kaplasın.

Engelliler normal görülsün ve onlarla arkadaşlıklar kurulsun.

Öğrenciler derslerinde ve sınavlarında başarılı olsun.

Terör ve Teröristler temizlensin.

Allah’ın yardımı hepimizin üzerine olsun.

Şimdi de olmasınlar:
2019 yılında aşağıda sıralayacağımız şeyler de olmasın:

Hiç kimse nefsinin  istek ve arzularının esiri olmasın.

Kötülük olmasın.

Güvensizlik olmasın.

Kaza bela,afet  vb. olmasın.

Haksızlıklar olmasın.

Terör olmasın.

Savaş olmasın.

Boşanma olmasın.Aileler dağılmasın.

Tecavüz ve öldürmeler olmasın.

Hırsızlık olmasın.

Trafik terörüyle ölenler olmasın.

Yangın ve afet olmasın.

İhmal davranışlar olmasın.

Fitne ve fesat olmasın.

Yalan ve dolandırıcılık olmasın.

Aldatma olmasın.

İkiyüzlülük ve münafıklık olmasın.

Zulüm ve işkence olmasın.

Ülkelerin haksız yere saldırıları olmasın.

Orta doğuda ateş,kan ve zulüm olmasın artık!


Bir çok şeyin olmasını veya olmamasını isteyebiliriz.
Bunlar herkes tarafından istenen şeylerdir.

Herkesin istediği şeyleri maalesef, kişisel olarak bizi ilgilendirenleri yapmıyoruz.

Bu istekleri ne kadar yerine getiriyoruz ne kadarını yapmıyoruz diye hiç bir zaman nefis muhasebesi yapmıyoruz.

Yeni yılda bir kez daha düşünelim. Nelerin olmasını istiyoruz nelerin olmamasını istemiyoruz.

Üzerimize düşenleri yapmaya varmısınız.....
Hadi gayret.....

Karınca kadarınca....

Her gün veya her hafta bir davranışımızı düzeltelim...

Yanlışları bırakalım....

Doğruları yapalım...

Allah rızası için.....

Dinimiz için.....

İnsanlık için...

Lütfen bir şeyler yapalım...

2018’den daha iyi bir 2019’u yaşayalım, İnşallah!

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Celal'in Penceresinden:
Of-Havadis Gazetesi:
Milliyet Blog: