Ramazan-ıŞerif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan-ıŞerif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2021 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanlığının13.05.2021 Tarihli Ramazan Bayramı Hutbesi:KÜDÜS’ÜN ÖZGÜR OLDUĞU BAYRAMLARA

 

KÜDÜS’ÜN ÖZGÜR OLDUĞU

 BAYRAMLARA




Muhterem Müslümanlar!


Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da salgın hastalığın gölgesinde buruk bir bayram sevinci yaşıyoruz. Ancak bu bayram sabahında ulu mabetlerin altında buluştuk elhamdülillah. Rabbimizden dileğimiz odur ki tedbirlere riayet ederek geçireceğimiz bu bayram, coşkulu bayramlarımızın müjdecisi olsun. O’nun nusret ve inayet kapılarının ardına kadar açılmasına vesile olsun. 

“Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”[1] ayet-i kerimesi, Müslümanlar ve tüm insanlık için tecelli etsin.


Aziz Müminler!


Bayramlar, yıkılan gönülleri tamir etme, ülfet, ünsiyet ve muhabbet köprüleri kurma günleridir. Öyleyse, hastalığın yayılmasına sebep olmamak ve kul hakkına girmemek için bu bayram da ziyaretlerimizi erteleyelim. Ancak iletişim imkânlarımızı kullanarak ana babamızla, dost, akraba ve komşularımızla bayramlaşıp hallerini ve hatırlarını soralım. Bir arada olamasak da manen yanlarında olduğumuzu hissettirelim. Bayram günlerini küskünlükleri ve dargınlıkları sonlandırmak için fırsat bilelim. Ramazan-ı şerifte kazandığımız güzel alışkanlıklarımızı kaybetmemeye özen gösterelim.


Kıymetli Müslümanlar!


Bu bayram, mahzunuz; çünkü ismiyle mukaddes, çevresiyle mübarek kılınmış Kudüs yaralıdır. Mescid-i Aksâ’ya ve Filistinli kardeşlerimize karşı azgın ve zorba bir topluluğun barbarca saldırılarına şahit oluyoruz. Bu bayram hüzünlüyüz; zira hukuku, ahlakı, kutsal değerleri hiçe sayan işgalciler, Kudüs’ün kutsiyetini ve insanlık için değerini ihlal etmektedir. Çocuk, yaşlı, kadın demeden masum canları şehit etmekte, Müslümanların Kudüs’e giriş ve çıkışlarını, Mescid-i Aksâ’da ibadet etme hürriyetlerini engellemektedir. Hâlbuki Rabbimizin buyruğu son derece açıktır:

“Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada zillet, ahirette ise büyük azap vardır.”[2]


Değerli Müminler!


İnsanlığın en köklü mirasına şahitlik eden

 Kudüs, bir İslam  yurdudur. 

İslam’ın ilk kıblesi olan Mescid-

i  Aksâ,  Müslümanlara aittir.


 Kudüs meselesi,  sadece  Filistinlilerin

 değil bütün  Müslümanların ortak meselesidir.

 Dün  olduğu gibi bugün  de desteğimiz ve

 duamız, Filistinli  kardeşlerimizin yanındadır.

 Yüce Rabbim, bu bayram sabahının hürmetine

 bütün  mazlumlara, evlerinden ve yurtlarından

 çıkarılmış mağdurlara  kurtuluş nasip eylesin.

 Ümmet bilincimizi ve  iman  kardeşliğimizi

 pekiştirmeyi bizlere lütfeylesin. 

 Kudüs, Mescid-i  Aksâ ve işgal altındaki bütün

 İslam beldelerinin  özgürce  kutlayacağı gerçek

 bayramlara bizleri  kavuştursun. Bayramımız

 mübarek olsun.

Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum:

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.”[3]



[1] İnşirâh, 94/5,6.

[2] Bakara, 2/114.

[3] Müslim, Birr, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

3 Mayıs 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

               Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ


"Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakiri doyuracak fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

                                                         (Bakara,2/184)

26 Nisan 2021 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

             Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى

وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى

سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ

وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ


“Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır."

                                                        (Bakara,2/185)

16 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 16.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:ŞİFA AYI RAMAZAN

                                                    

                                                      ŞİFA AYI RAMAZAN




Muhterem Müslümanlar!


Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’an’la şifaya, teravihle

 huzura, zekâtla kardeşlerimize, itikâfla özümüze

 eriştiğimiz bir Ramazan ayına daha kavuştuk

 elhamdülillah.


Aziz Müminler!


Ramazan, sabır ve irademizle bizi takvaya eriştiren oruç ayıdır. Oruç, Rabbimizin bize bağışladığı kutlu bir nimet ve emanettir.  Her yıl bize gelen bir medeniyet, bir diriliş mucizesidir. Vücudumuz, duygularımız, beynimiz ve kalbimiz oruçla yenilenir. Bedenimiz oruçla sıhhat bulur. Kişiliğimiz oruçla mayalanır. Nefsimiz oruçla terbiye olur. Ruhumuz oruçla temizlenir. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurur: “Kim inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Ramazan, varlık âlemine eşsiz bir ufuk sunan Kur’an-ı

 Kerim’in indirildiği ve en çok okunduğu aydır. O Kur’an ki

 hayat ışığımız, gören gözümüz, çalışan kalbimizdir. Kur’an

 insana şifa, toplumlara şifa, medeniyetlere şifadır. O

 halde, Kur’an’la şifa bulalım. Yuvalarımızı ve gönüllerimizi

 Kur’an’la buluşturalım. Rabbimizin kelamını özenle

 okumaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.

 Mukabelelerimizle Peygamberimizin sünnetini ihya edelim.

 İhya edelim ki Kur’an ruhumuza işlesin, Kur’an’ın aydınlığı

 yüzümüzü kaplasın.

Değerli Müminler!

Ramazan, dinimizin direği olan namazla huzur bulduğumuz

 aydır. Öyleyse zikrimizi, şükrümüzü, tefekkürümüzü, dua

 ve niyazımızı namazla artıralım. Her türlü kötülükten,

 hayâsızlık ve fenalıktan namazla korunalım.  Yorulan

 ruhlarımızı, teravihle sükûnete erdirelim.


Aziz Müslümanlar!


Ramazan, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Geliniz, infak

 ve sadakamızla, hayır ve hasenatımızla malımızı

 bereketlendirelim. Zekât ve fitremizle kardeşlerimizin

 derdine derman olalım. Hüzünlerini dindirip sevinçlerini

 çoğaltalım. 

Yüce Rabbim hepimize Kur’an’la, oruçla ve namazla dirilmeyi nasip eylesin. Hutbemi Cenâb-ı Hakkın şu emriyle bitiriyorum: “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”[2]



[1] Buhârî, Îmân, 28.

[2] Hac, 22/77.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

11 Nisan 2021 Pazar

Ramazan Ayına ve Oruç İbadetine Hazır Olmak

 Ramazan-ı Şerif’e Hazır Olmak



Ramazan ayı ve oruç ibadeti dinimizde çok önemlidir. Ramazan mübarek üç ayların sonuncusudur. Ramazan rahmet bereket ve kurtuluş ayıdır.

Böyle kıymetli aya hazır olmak lazım.

Önemli işler için önceden planlama yapılır ve hazırlıklara başlanır. Büyük organizasyonlar ve açılışlar için günler öncesinde çalışmalar ve hazırlıklar yapılır.

Mesela bir film çekimi için önce senaryo üzerinde çalışılır. Set ve sahneler hazırlanır, oyuncular ayarlanır, seçilen karakterler rollerini  çalışırlar, çekim  ve bunun gibi bir sürü  çalışma yapılır.

İşte bunun gibi Ramazan ayı ve oruç ibadeti içinde birtakım hazırlıklar yapmalıyız. Ramazan ayının ve oruç ibadetini, maddi ve manevi güzelliklerini göz önüne alarak kendimizi hazırlamalıyız. Ruhunuzu ve bedenimizi Ramazan ayına ve oruç ibadetine yönlendirmeliyiz.

Ramazanı karşılamak ve Ramazan ayında neler yapabileceğimizi iyi planlayıp aklımızı, ruhumuzu ve duygularımızı derecesi büyük, maneviyatı yüksek olan bir atmosfere hazır hale getirmeliyiz.

Rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı olan Ramazanın her gününü iyi değerlendirmeliyiz.

Ramazan ayını ve oruç ibadetini büyük kılan nedir? Sorusuna karşılık şunları ifade edebiliriz.

Kur’an-ı Kerim bu ayda inmiştir. Kur’an ki, insanları hidayete ve kurtuluşa erdirecek tek ve son kutsal kitaptır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir…” (Bakara,2/185)

Ramazan ayının değerini artıran şeylerden biri de Yüce Allah’ın  faziletini çok üstün tuttuğu oruç ibadeti bu ayda yerine getirilir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı)…… Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.”(Bakara,2/184)

  “Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar,…           Oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar.” (Ahzap,33/35)

 Ramazan ayının kıymetini artıran önemli bir şey de içinde kadir gecesini barındırmasıdır. Kadir gecesi ki, bin aydan daha hayırlıdır.

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Doğrusu Biz, onu (Kurân'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi; bin aydan daha hayırlıdır.”(Kadir Suresi,1-3.Ayetler)

 Ramazan ayı rahmet, merhamet ve bağışlanma ayıdır. Ramazan ayında isteyen herkes affedilir. Cehennem kapıları kapanır, cennet kapıları açılır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulur.”
(Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc.,Cilt:6 Sh.252 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

 Oruç Müslümanı kötülüklerden ve günahlardan koruyan bir kalkan gibidir.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Oruç bir kalkandır.” (Buhari, Savm. 2)

 Oruçlu bir kimsenin fazileti çok üstündür.

Oruçlunun açlıktan kaynaklanan ağız kokusu bile Allah katında çok değerlidir.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu (açlık kokusu) Allah yanında misk kokusundan daha temizdir.”

(Buhari, Savm. 9,Müslim Sıyam 161,162)

 

Ramazan ayında tutulan oruç, bizim için ahirette büyük bir müjde ve

sevinç olarak karşımıza çıkacaktır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Oruçlu için sevineceği iki vakit vardır: İftar ettiği vakit iftarına sevinir, bir de Rabbine kavuştuğu zaman ki sevincidir.”
(Sahih-i Müslim,Kitab-i Siyam,Bab:30)

Oruç tutulan her güne karşılık Yüce Allah bizi cehennem ateşinden uzak tutacaktır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Her kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah o kimsenin yüzünü yetmiş yıl cehennemden uzak tutar”
(Sahih-i Müslim,Kitab-i Siyam,Bab:31)

Ramazan ayında tuttuğumuz oruçlar sayesinde kul hakkı hariç geçmişteki günahlarımız bağışlanacaktır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır”( Buhârî,  Savm 6.)

Oruç ibadetinde gösteriş yoktur. Oruç tamamen Allah rızası için tutulur.

Orucu tutup tutmadığımızı gerçek anlamda sadece Allah bilir.

İşte bunu için orucun sevabını Allah kat kat verecek. Ve oruçluları ayrı bir şekilde ödüllendirecektir.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Cennette reyyan denilen bir kapı vardır ki kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağırılır. Onlarda kalkıp giderler ve o kapıdan onlardan başkası giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse giremez.”

(Buhârî, Savm 4; Müslim Sıyam 166; Nesâî, Siyam 42; İbn-i Mace, Sıyam 1)

Ramazanda oruç tutmak için sahura kalkılır. Sahur yapmak ta orucun güzelliklerindendir. Orucumuzu tutarken acıkmamak ve susamamak  için sahurda yiyip içmeliyiz.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Sahur yapınız zira sahurda bolluk ve bereket vardır.” Buhârî, savm 20; Müslim, Siyam 45; Tirmizi , Savm 17. )

Ramazan ayında önemli bir ibadette Teravih namazıdır. Teraih namazı da Ramazana mahsustur. Teravih namazını da severek ve isteyerek kılarsak çok sevap kazanmış oluruz.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“Her kim inanarak ve karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek Teravih namazını kılarsa, geçmiş günahları affedilir.”(Müslim Selatüu’l-Müsafirin,174.)

Ramazan ayından sonraki ay olan Şevval ayında altı gün oruç tutarsak yıl boyu oruç tutmuş gibi sevap alırız.

Ramazan ayı dışında da zaman zaman oruç tutmak suretiyle ibadetimizi sürdürmeliyiz.

Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurmaktadır:

“ Her kim Ramazan orucunu tutar da sonra Şevval ayında (Ramazan’dan sonra bir ay içinde)altı gün oruç tutarsa bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur.”
(Sahih-i Müslim,Kitab-i Siyam,Bab:31)

Evet böylesi bir büyük ay olan Ramazan ayında kendimizi öncelikle hazırlamak ve bu ayı şöyle değerlendirmemiz mümkün olabilir:

1-Yüce Allah’a gerçek anlamda iman etmeliyiz.

2-Bu aya eriştiğimiz için şükretmeliyiz.

3-Allah için orucumuza niyet etmeliyiz.

4-Allah’ı çokça zikretmeliyiz.

5-Allah’ın bu ayda gönderdiği Kur’an-ı Kerim’i (okumasını biliyorsak) orijinal metninden okumalıyız. Ve Ku’an’ın Türkçe anlamını da okuyup düşünmeliyiz.

6-Yaşam tarzımızı Allah’ın kitabına ve Peygamberimizin sünnetine uygun hale getirmeliyiz.

7-Öncelikle farz ibadetlerimizi yerine getirmeliyiz. Sonrasında da diğer sevap kazandıracak ibadetlere devam etmeliyiz.

8-Allah’ı çokça zikredip anmalıyız.

9-Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınmalıyız. Ahlakımızı güzelleştirmeliyiz.

10-Vatanımızı sevmeli ve korumalıyız. Okumalı ve ilim öğrenmeliyiz. Gösterişten uzak durmalı ve alçak gönüllü olmalıyız.

11-Müslümana yakışmayan ve insanlığa sığmayan davranışlardan uzak durmalıyız.

12-Emanete ihanet etmemeliyiz. Verilen sözde durmalıyız.

13- Çok çalışmalıyız. Helal kazanç peşinde koşmalıyız. Yardım sever olmalıyız.

14-Cimrilikten ve İsraftan kaçınmalıyız.

15- Allah’tan korkmalıyız. Doğru, dürüst ve güvenilir olmalıyız. Yalan sözden ve yalancılıktan uzak durmalıyız.

16- Adaletli davranmalıyız. Yapılan her şeyi Allah’ın gördüğüne inanmalıyız.

17- Hayvanları sevmeli, korumalı ve onlara eziyet vermemeliyiz.

18-Yetimlere, yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeliyiz. Fıtır sadakasını (Fitre) vermeliyiz.

19-Dinimiz ile ilgili algılarımızı, inançlarımızı, düşüncelerimizi ve ibadetlerimizi gösterişten, menfaatten ve çıkar aracı yapmaktan uzak tutmalıyız.

20- İslam kardeşliği üzerinde olabilmeye çalışmalıyız. Birlik ve beraberlik içinde yaşamak zorunda olduğumuzu bilerek, birlikte yaşamaya gayret etmeliyiz…

Yukarda sıraladığımız maddelere daha fazla ekleme yapabiliriz.

Bu maddelerde zikredilen hususlara her daim ve özellikle  bu ayda uymaya çalışmalıyız.

Hareket alanımız bu ve benzeri konular olmalıdır.

Unutmayalım ki, Ramazan ayı ve oruç ile her daim ibadet halindeyiz.

Bu ibadet haliyle iyi davranışlar sergilemeyiz.

Dinimizin gereği olan şeyleri yapmaz isek; Ramazan ve oruca değer vermemiş oluruz.

Bu şekilde de tuttuğumuz orucun bir faydası olmaz.

Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurur:

”Kim yalan konuşmayı ve yalan dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.” Buhârî, Savm 8,Edep 51; Ebu Davud, Savm 25;

Oruç ve ibadetlerimiz bizi terbiye etmelidir. İbadetlerimiz bizi eğitmiyorsa, o ibadetler boştur.

Yine başka bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan susuzluk çekme açlıktan aşka bir kazancı olmaz. Nice gece kalkıp ibadet yapanlar vardır ki, Bu kalkmasından ötürü uykusuzluktan başka bir kazancı olmaz.” (İbn-i Mace; Siyam 21)

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Ramazan büyük bir ay, Oruç büyük bir ibadet.

Bu aya yakışır bir şekilde kendimizi ayarlayalım.

Kendimizi hesaba çekelim.

Kendimizi manen yenileyelim.

         Faziletlerle dopdolu olan bu güzel ayda af olmayı dileyelim Yüce Allah’tan…

Mübarek Ramazan ayınızı tebrik eder;

Ramazan ve oruç ayının tüm insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan dilerim.

Efkan VURAL

 

 

 

 

 

 

 

 

10 Nisan 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

         Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

“Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır,Cehennem kapıları kapanır,bütün şeytanlar da zincire vurulur.”


             (Sahih-i Buhari,Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc.,Cilt:6 Sh.252 D.İ.B.Yay.7.Baskı )

9 Nisan 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 09.04.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:RAMAZAN: KUTLU MİSAFİR

                            RAMAZAN: KUTLU MİSAFİR





Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin.”[1]


Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”[2]

Aziz Müminler!

Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi üç ayların sonuncusu, özlemle beklediğimiz Ramazan ayına yaklaştık. Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece ilk teravihimizi kılacağız ve sahura kalkacağız inşallah.

Kıymetli Müslümanlar!

Kutlu misafirimiz Ramazan, Rabbimizden bize gelen yüce bir davettir. Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i daha çok okumaya, tefekkür edip yaşamaya çağrıdır. Tuttuğumuz oruçlarla irademizi güçlendirmek ve nefsimizi terbiye etmek için en güzel fırsattır. Sahuruyla, iftarıyla yuvalarımızda huzur ve berekettir. Beş vakit namazın yanında kıldığımız teravihlerle bedenimize sıhhat, ruhumuza sükûnettir. Zekât, fitre ve sadakamızla; yakınlarımız, komşularımız ve bütün kardeşlerimizle aramızda muhabbettir. Bu ayda müminler olarak bize düşen en büyük sorumluluk, bu kutlu misafire gönlümüzde yer açmak, bu ilahi davete yürekten icabet etmektir.

Değerli Müminler!

Yorulan ruhlarımızı, Ramazan-ı şerifle teskin edelim. Bunalan gönüllerimize Rabbimizden inşirah dileyelim. Özümüze ve fıtratımıza yönelip kulluk şuurumuzu artıralım.  Sabır ve merhamet, kanaat ve şükür bilincimizi kuşanalım. Elimizi, dilimizi, gözümüzü, aklımızı, kalbimizi hâsılı ruh ve bedenimizi günahlardan korumaya söz verelim.

Aziz Müslümanlar!

Ramazan ayımız şimdiden mübarek olsun. Gönül ve zihin dünyamız Kur’an’la şifa bulsun. Bu mübarek ay, her türlü sıkıntı ve hastalıktan bilhassa yaşadığımız salgından kurtulmamıza vesile olsun inşallah.



[1] Bakara, 2/185.

[2] Müslim, Sıyâm, 1.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:


26 Mart 2021 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:

“Şâban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Gündüzünde oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmet nazarı ile bakar ve fecir oluncaya kadar şöyle buyurur: ‘Benden af dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Sıkıntıya uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim!..’”

                                                  (İbn Mâce, İkâmet, 191.)

Diyanet İşleri Başkanlığının26.03.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:BERAT GECESI: AF VE MAĞFIRET GECESI

Berat gecesi: Af ve mağfiret gecesi




Muhterem Müslümanlar!


On bir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin gölgesi üzerimize

 düştü. Yarın, Ramazan’ın muştusu olan Berat gecesini

 idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece hürmetine aziz

 Milletimize ve ümmet-i Muhammed’e hayır ve bereket

 ihsan eylesin. Berat Gecemiz mübarek olsun.


  Aziz Müminler!


  Yine böyle bir gece vakti Hz. Âişe validemiz uyanmış, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’i yanında göremeyince dışarı çıkıp aramaya koyulmuştu. Nihayetinde onu Bakî‘ mezarlığında, başını göğe kaldırmış, dua eder vaziyette bulmuştu. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), hem Hz. Âişe’nin merakını gidermek hem de Allah’ın rahmetinin bu gece ne kadar geniş olduğunu anlatmak için şöyle buyurmuştu:

“Şaban ayının yarısına denk gelen bu gece, Allah dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının yünlerinden daha fazla sayıda insanı affeder.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!


Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’de, ebedi kurtuluş

 beratını alanların ahiretteki durumu şöyle anlatılır: 

“İşte o vakit, kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki,

 ‘Alın kitabımı okuyun; Doğrusu ben, hesabımla

 karşılaşacağımı zaten biliyordum.’ Artık o, hoşnut

 olacağı bir hayat içindedir; yüce bir cennettedir.”[2]

Bu ayet-i kerimeden öğreniyoruz ki Allah’ın rızasını

 kazanıp cennetine kavuşmak, dünyadayken ahiret için

 hazırlık yapmakla; iman, ibadet ve istikamet üzere hayat

 sürmekle mümkündür.

Cenâb-ı Hakkın bize lütfettiği bu özel fırsat ve bereket ayları, geçmişin muhasebesini ve geleceğin planlamasını yapacağımız tefekkür vakitleridir. Nefsimizin bitmek bilmeyen isteklerine göre değil, Rabbimizin rızası doğrultusunda yaşamaya azmedeceğimiz karar vakitleridir. Hata ve günahlarımızdan tevbe edip, Rabbimizin af ve mağfiretine sığınacağımız dua ve niyaz vakitleridir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bize şu tavsiyede bulunmaktadır:

“Şâban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Gündüzünde oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmet nazarı ile bakar ve fecir oluncaya kadar şöyle buyurur: ‘Benden af dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Sıkıntıya uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim!..’”[3]

Değerli Müminler!

Hutbemin sonunda önemli bir hususu tekrar hatırlatmak

 istiyorum. Salgın hastalıkla mücadelemiz devam ediyor.

 Tedbirlere riayet konusunda bugüne kadar gösterdiğimiz

 hassasiyeti bundan sonra da aynı ciddiyetle devam

 ettirelim. Yüce Rabbimiz en kısa zamanda salgın

 hastalıktan kurtulmayı bizlere nasip eylesin.



[1] Tirmizî, Savm, 39.

[2] Hâkka, 69/19-22.

[3] İbn Mâce, İkâmet, 191.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK: