27 Haziran 2026 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 26.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:AİLE OLMAK

                                                         AİLE OLMAK




Muhterem Müslümanlar!

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır[i] ayet-i kerimesinde ifade edildiği üzere, ilahi rahmetin yeryüzündeki tecellilerinden biri de ailedir.

Aziz Müminler!

Aile, İslam’ın ilkelerini belirlediği nikâh akdiyle kurulan huzur ve muhabbet yuvasıdır. Sıkıntıların birlikte omuzlandığı; kederlerin paylaşıldığı, sevinçlerin çoğaltıldığı huzur ocağıdır. Aile; bizleri, günahlardan uzak tutan güvenli bir sığınaktır. Millî ve manevi değerlerimizi kuşaktan kuşağa aktarmamıza vesile olan bir müessesedir.

Değerli Müslümanlar!

Aile olmak, sadece aynı mekânı paylaşmak değildir. Aile olmak, dünyayı da ahireti de cennete çevirmek için el ele verebilmektir. İyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliği güçlü kılabilmektir. Aile olmak, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnekliğini hayatımıza yansıtabilmektir. Onun gibi, elinden ve dilinden emin olunan güvenilir bir eş olabilmektir. Kızını ayakta karşılayıp yerini ona ikram eden vefakâr bir baba olabilmektir. Namazdayken omuzlarına çıkan torunlarının oyunlarını bozmamak için secdesini uzatan müşfik bir dede olabilmektir. Yetim ve öksüzlere hamilik yapan, kimsesiz çocuklara aile sıcaklığını hissettiren merhametli bir insan olabilmektir.

Kıymetli Müminler!

Her geçen gün, aile değerlerimiz örselenmekte; evlilikler, külfetli hale getirilmekte; bekârlık ve evlilik dışı hayat teşvik edilmektedir. İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu[ii] vurgulanmasına rağmen, ‘çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı’ söylemleri günden güne artmaktadır. Hâlbuki devletlerin geleceği; ailenin kurulmasına, korunmasına ve güçlendirilmesine bağlıdır. Milletlerin en büyük sermayesi, milli ve manevi değerleriyle yetişen nesillerdir. Bu sebeple, göz aydınlığı evlatlarımızın evliliklerine yardımcı olmak, sadece anne ve babaların değil bütün toplumun ortak sorumluluğudur. Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu sorumluluğun bir gereği olarak müftülüklerimiz marifetiyle nikâh merasimleri icra etmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,

“Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır”[iii] tavsiyesini kendimize düstur edinelim. Gösteriş ve israfa dayalı nişan, nikâh ve düğün merasimleriyle gençlerimizin ve ailelerimizin omuzlarına ağır yükler yüklemeyelim. Hanelerimizi huzur ve güvenin kaynağı haline getirelim. Rabbimizin lütfu olan çocuklarımızı bereket vesilesi olarak görelim.

Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: 
Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır. İçinizde ailesine karşı en iyi olan da benim!


[i] Rûm, 30/21.

[ii] Hûd, 11/6.

[iii] Ebû Dâvûd, Nikâh, 30-31.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

24 Haziran 2026 Çarşamba

21 Haziran 2026 Pazar

20 Haziran 2026 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 19.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:BİRLİKTE RAHMET VARDIR

                                    BİRLİKTE RAHMET VARDIR




Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimizin saygı duyulmasını emrettiği dört aydan[1] biri olan, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,

“Hürmete layık”[2] olarak zikrettiği Muharrem ayının manevi iklimi içerisindeyiz. 

Resûl-i Ekrem (s.a.s), 

“Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”[3] buyurarak, bu mübarek ayın; ibadet ve taatle, hamd ve şükürle, tövbe ve istiğfarla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.

Aziz Müminler!

Önümüzdeki perşembe Âşûrâ gününü idrak edeceğiz. Birçok peygamberin hayatında önemli gelişmelere sahne olan Âşûrâ günü; ne hazindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Cennet gençlerinin efendisi”[4] diyerek övdüğü, torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ile çoğu Ehl-i Beyt’e mensup yetmişi aşkın Müslümanın Kerbelâ’da acımasızca şehit edildiği gündür.

Kıymetli Müslümanlar!

Kerbelâ, müminlere; birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi, ayrılık ve gayrılığa düşmemeyi hatırlatır. Hak ve hakikati ayakta tutmayı, adaletten ve iyilikten ayrılmamayı anlatır. Kerbelâ, aramıza fitne ve fesat tohumu ekmek, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere karşı feraset ve basiretle davranmamızı tavsiye eder. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”[5] uyarısına kulak vermemizi; sevinci ve nimeti paylaştığımız gibi hüznü ve meşakkati de paylaşmamızı telkin eder.

Değerli Müminler!

Bugün, inananları; acı ve gözyaşına mahkûm etmek, İslam beldelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek isteyen zalimler, başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok farklı coğrafyada yeni Kerbelâlar yaşanması için her türlü yolu denemektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de bir daha aynı hüznü yaşamak ve şer odaklarını sevindirmek istemiyorsak, aramızdaki ihtilafları derinleştirmek yerine ortak paydada buluşmanın yollarını aramalıyız. Zira Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz birdir.

Cenâb-ı Hakk’ın, 

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın”[6] emri gereğince birbirimize kenetlenmeli; İslam kardeşliğine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmalıyız.

Bu vesileyle, başta Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt-i Mustafa olmak üzere; din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz.

Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu uyarısı ile bitiriyoruz:

Birbirinize nefret ve düşmanlık beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun…”[7]



[1] Tevbe, 9/36.

[2] Müslim, Sıyâm, 203.

[3] Müslim, Sıyâm, 202.

[4] Tirmizî,  Menâkıb, 30.

[5] İbn Hanbel, IV, 278.

[6] Âl-i İmrân, 3/105.

[7] Buhârî, Edeb, 62.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

12 Haziran 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 12.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN

                                       HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN




Muhterem Müslümanlar!

İslam’ın ilk yıllarında müminler, Mekkeli müşriklerin günden güne artan eza ve cefasına, işkence ve boykotuna maruz kalmışlardır. Müslümanlar, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen imanlarından asla taviz vermemişlerdir. Nihayet Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı güzîn, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. İşte bu yıl, daha sonra hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Aziz Müminler!

Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resûlünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s), 

“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir[1] buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Her birimizin, gerçekleştireceği bir hicreti mutlaka vardır. Yeter ki, hatalarımızı fark edip yanlışlarımızla yüzleşelim. Kendimizle barışık olalım. Fıtratımızın sesine kulak verelim. Yaratılış gayemizi hatırımızdan çıkarmayalım.

Değerli Kardeşlerim!

Müslümanın hicreti; kibirden tevazua, öfkeden merhamete, bencillikten diğerkâmlığa, zulümden adalete, karamsarlıktan umuda doğru yol almasıdır.

Müslümanın hicreti; yalan, iftira, fitne ve gıybet gibi dilin afetlerinden uzaklaşıp; doğruluğu, kardeşliği ve muhabbeti kuşanmasıdır.

Müslümanın hicreti; nefsini ve neslini, sapkın fikirlerden, bâtıl ideolojilerden ve yanlış yönelişlerden koruması; dinine, değerlerine, kültürüne ve örfüne uygun bir ömür sürmesidir.

Müslümanın hicreti; alkol, zina, faiz, rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılık gibi huzur ve güveni zedeleyen haramlara tevessül etmemesi, helallerle yetinmesidir.

Müslümanın hicreti; kul ve kamu hakkını ihlal edecek her türlü günahtan uzak durması; sözüne, davranışlarına ve işine dikkat etmesidir.

Aziz Müslümanlar!

Müslümanlara düşen; hicri yeni yılda, hicretin anlam ve önemini yeniden kavramaları, içinde bulundukları dönemi doğru okumaları, hayatlarının muhasebesini yaparak geleceğe yön vermeleri olmalıdır. İslam kardeşliğini esas almaları, birbirlerine kenetlenmeleri, maddi ve manevi imkânlarını birbirleriyle paylaşmaları olmalıdır.

Bu vesileyle, önümüzdeki salı günü idrak edeceğimiz hicri yeni yılımızın; mazlumların yüzlerinin gülmesine, insanlığın huzura ermesine, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Hutbemizi, şu ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır…”[2]



[1] Buhârî, Îmân, 4.

[2] Enfâl, 8/72.

 

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

5 Haziran 2026 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 05.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:DUYARLILIK

                                                            DUYARLILIK




Muhterem Müslümanlar!

Mutlu bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini, kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.

Aziz Müminler!

Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir. 

Yüce Rabbimiz, 

“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez”[1] buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktarandır. Dünyanın neresinde olursa olsun her bir mazlumun acısını, her bir mağdurun sızısını yüreğinde hisseden ve üzerine düşen vazifelerini yerine getirendir.

Değerli Kardeşlerim!

Müslümandan beklenen, kendisine emanet edilen dünyaya karşı da duyarlı olmasıdır. Nasıl ki evini, işyerini ve ibadethanesini temiz tutuyor ise tüm çevresini de aynı titizlikle temiz tutmasıdır. Müslümandan beklenen; ormanına, toprağına ve suyuna hassasiyet göstermesidir. Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri almasıdır.

Kıymetli Müminler!

Bütün hayatı ve ibadetleri vakit ile tanzim edilmiş Müslümandan beklenen; zamana karşı da duyarlılık göstermesi, onu boşa harcamamasıdır. 

Zira çalışmak, Müslümanın şiarıdır. Onun dinlenmesi, bir işi bitirip diğerine başladığındadır. 

“Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”[2] hadis-i şerifi, bu konuyu bizlere veciz bir şekilde özetlemektedir.

Aziz Müslümanlar!

Unutmayalım ki, kendimiz ve çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya inşa etmenin yolu; çevremize, vaktimize ve bütün insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.

hutbe qr kodHutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: 

“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla davran!”[3]  

 



[1] Mâide, 5/105.

[2] İbn Hanbel, II, 199.

[3] Tirmizî, Birr, 55.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü