İNSANLIĞIN SINAVI GAZZE
Muhterem Müslümanlar!
Zalimlerin Gazze’de kardeşlerimize yönelik
başlatmış olduğu soykırımın üzerinden üç yıl geçti. Enkaza dönmüş şehirde bugün
bile camiler, haneler, okullar ve
hastaneler bombalanıyor. Kardeşlerimizin evleri ellerinden alınıyor, bağ ve
bahçeleri talan ediliyor, iş yerleri yakılıp yıkılıyor. Müslümanların
kutsalları çiğneniyor; çocuklar, yaşlılar, kadınlar, engelliler, hâsılı topyekûn
bir toplum, tüm dünyanın gözü önünde acımasızca katlediliyor.
Aziz Müminler!
Gazze’de
yaşanan acılar, sadece Filistinli kardeşlerimizin maruz kaldığı bir felaketten
ibaret değildir. Yeryüzündeki her bir insanın; vicdanının, ahlakının ve
onurunun sınandığı tarihi bir sınavdır. Bununla birlikte Gazze’de arşa yükselen
feryatlar; adaleti, hakkaniyeti ve merhameti şiar edinen her insanın yüreğini
dağlamaktadır. Dünyanın dört bir yanında; katliamın sona ermesi, sivillerin
korunması ve yardımların
ulaştırılması için seslerin ve tepkilerin yükselmesi ise vicdanların körelmediğini
ve insanlığın ölmediğini göstermektedir.
Muhterem Müslümanlar!
Tarih boyunca bütün zalimler aynı yanılgıya düştüler, kendilerini
yenilmez zannettiler. Ancak hakkın galip geleceğini yüzlerine haykıran birileri
daima çıkıverdi. Tıpkı Gazzeli bir yavrumuzun dediği gibi: “Evimizi yıkarsanız yenisini yaparız, okulumuzu yıkarsanız yenisini
kurarız. Biz hiçbir yere gitmiyoruz!” Evet, zulmün asla ebedî olamayacağına,
bir gün mutlaka son bulacağına insanlık daima şahit olmuştur. Zira zalimler ne kadar güçlü olurlarsa
olsunlar Yüce Rabbimizin hükmü kesindir: “…Nice
az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir.”[1]
Kıymetli Müslümanlar!
Gazze, insanlığın izzet sancağını
göğe yükselten tarihi bir direnişin adıdır. Oradaki kardeşlerimiz, evlatlarının
acısıyla, canlarının endişesiyle ve yurtlarının yerle bir edilmesiyle sınanırken;
bizler de duruşumuzla ve duyarlılığımızla imtihana tabi tutulmaktayız. Gazzeli
kardeşlerimizin imtihanı sabretmekse bizim imtihanımız unutmamak, onların
imtihanı direnmekse bizim imtihanımız duyarlı olmak, onların imtihanı yoklukla
mücadeleyse bizim imtihanımız imkânlarımızı onlarla paylaşmaktır. Bununla beraber, sahip olduğumuz tüketim
gücünü de hafife almamak, boykotu gelip geçici bir tepki değil, zulme karşı
bilinçli ve ahlaki bir tavır olarak görmektir. Yüce Rabbimizin uyarısı
gayet açıktır: “Size ne oluyor da Allah
yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından
bir sahip gönder ve bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen çaresiz erkekler,
kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”[2]
Kardeşlerim!
Müslümanlar; “Onlara haksız bir saldırı yapıldığında elbirliğiyle kendilerini
savunurlar”[3]
ayetine icabet edip birbirlerinin yardımına koştuklarında Mescid-i Aksâ ve
Harem-i İbrâhim Camii’ne saygısızlık yapan zalimler hezimete uğrayacak, başta Gazze ve Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz
olmak üzere yeryüzündeki tüm mazlumlar felaha erecektir.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle
bitiriyoruz: “…Müslümanlar, başkalarına karşı tek bir eldir. Güçlüleri
zayıfları korur; önden gidenler geride kalanları gözetir…”[4]

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder