Efkan Vural'ın Yazıları
5 Ekim 2026 Pazartesi
2 Ekim 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 02.10.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:CAMİ VE SOSYAL HAYAT
CAMİ VE SOSYAL HAYAT
Muhterem Müslümanlar!
Kardeşliğimizin nişanesi, bağımsızlığımızın
sembolü, imanımızın hayata yansıması olan camiler; müminleri aynı inanç ve
ideal etrafında birleştiren, aynı kıbleye yönelten kutsal mekânlardır. Her cami, bir istikamet pusulası, bir tevhit
nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, gönüllerimizi birbirine kaynaştıran
ülfet ve muhabbet yeridir.
Aziz Müminler!
İslam medeniyetinde camiler, sadece namaz kılınan yerler olmamış, bilakis hayatın tam merkezinde yer almıştır. Şehirlerimiz, camilerin çevresinde gelişmiş; medreseler, kütüphaneler, çarşılar, hanlar, hamamlar ve vakfiyeler camilerin etrafında insanlığa hizmet etmiştir.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Müminlerin
erkekleri de kadınları da birbirlerinin yardımcılarıdır. Onlar; iyiliği
emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a
ve Resûlüne itaat ederler…”[1] ilahi fermanı, camilerden başlayıp toplumsal hayatın
her alanına sirayet etmiştir. Düğünlerin sevinci, camilerin yanı başında
paylaşılmış; cenazelerin hüznü, camilerde teskin olmuş; gariplerin umudu,
camiler etrafında filizlenmiş; yetimler ve kimsesizler, camilerde himaye
edilmiştir.
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde hızlı kentleşme, dünyevileşme ve bireyselleşme camilerin temsil ettiği değerlerin unutulmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, aynı inanca sahip gönüller arasında mesafe oluşmasına, sosyal bağların zayıflamasına ve insanların yalnız kalmasına neden olmaktadır. Oysaki bizleri huzur ve sükûnete erdirecek, kardeşliğimizi güçlendirecek en önemli yerlerin başında camilerimiz gelmektedir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), camide namaz için bir araya gelen müminlere şöyle seslenmiştir:
“Saflarınızı düzgün tutun, ayrı
durmayın ki kalpleriniz de ayrılmasın…”[2]
Kıymetli Müminler!
Her yıl, Ekim ayının ilk haftasını “Camiler ve
Din Görevlileri Haftası” olarak kutluyoruz. Bu yıl, bir farkındalık
oluşturabilmek, camilerimizin tarihi fonksiyonunu yeniden canlandırabilmek için
“Cami ve Sosyal Hayat” temasıyla haftamızı idrak edeceğiz.
Müftülüklerimiz ve din görevlilerimiz vasıtasıyla gerçekleştireceğimiz
programlarla camilerimizin sosyal hayatla olan bağının daha da güçlenmesine
katkı sunacağız. Camilerimizi; çocuklarımızın ibadet alışkanlığı kazanacakları,
gençlerimizin ders halkaları oluşturacakları, büyüklerimizin avlusunda hasbihal
edecekleri, hâsılı ailece bir arada olmanın coşkusunu yaşayacağımız sosyal
hayatın bir parçası haline getirebilmenin gayretinde olacağız.
Aziz Müslümanlar!
Geçmişten günümüze aziz milletimizin manevi imarında katkısı bulunan hocalarımızdan,
camilerimizin yapımında emeği geçen hayır sahiplerinden ve cemaatimizden
ahirete irtihal edenlere rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara sağlık ve afiyet
diliyoruz.
28 Eylül 2026 Pazartesi
25 Eylül 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 25.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ
Muhterem Müslümanlar!
Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam
dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),
bu ulvi görev için Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük demeden
herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün İslam’la buluşmasına vesile oldu.[1]
Öyle ki, bir yıl içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den bahsedilmeyen
hiçbir ev kalmadı.[2]
Aziz Müminler!
Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede
bu denli başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel ahlakını kendisine
rehber edinmesiydi. Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler yüzlüydü. O;
zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret ettiren değil müjdeleyen bir rahmet
elçisiydi.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak,
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel
öğütle davet et…”[3]
ayetiyle işaret ettiği üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı değildir.
İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir
kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla
ailesine, çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek olmalı, hak ve
hakikati onlara anlatmak için gayret göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan
saadeti için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin hayatında olumlu izler
bırakmak için gayret gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her esnaf,
akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış
demektir.
Değerli Müminler!
Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu, bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur. Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye buyurduğu,
“Allah’a
yemin olsun ki Rabbimizin senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin
için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır”[4] sözünü, kendisine
yapılmış bir öğüt olarak bilmelidir.
Kardeşlerim!
Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat edeceğimiz hususlar da artmaktadır.
Dolayısıyla sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin,
“İnsan
hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır
bir melek bulunmasın”[5] uyarısını
dikkate almalıdır. Bir sözü paylaşmadan
önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine
özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal
medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün,
önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya
dönüşebileceğini unutmamalıdır.
Aziz
Müslümanlar!
Bizi gören, İslam’ın
güzellikleriyle tanışmak istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz (s.a.s)’in
ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız, kendini güvende hissetsin.
Hutbemizi Rahmet Elçisi
Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran
kişinin yüzünü ak etsin.”[6]
21 Eylül 2026 Pazartesi
18 Eylül 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 18.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:AHÎLİK AHLAKI
AHÎLİK AHLAKI
Muhterem
Müslümanlar!
Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in doğumunu, “Peygamberimiz
ve Güzel Ahlak” temasıyla kutladığımız şu günlerde; onun gibi etrafına güven
veren, elinden ve dilinden emin olunan bir insan olmamızın gerekliliğini toplumumuzla
paylaşmaya gayret gösteriyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile özdeşleşen güvenilir
ve emin olma erdemini yansıtmamız gereken alanlardan biri de ticaretimizdir.
Aziz Müminler!
Öncelikle şu hususu ifade edelim ki;
hayatımızın her alanına yön veren ilahi ve nebevi ilkeler, ticaretimizde de bizlere
rehberlik etmektedir. Dini, insani ve vicdani olan bu ilkeler; helal kazancın
peşinden gitmek, dürüst ve güvenilir olmak, haksız rekabetten kaçınmak,
adaleti, doğruluk ve dürüstlüğü ticarette hâkim kılmak, sözleşmelere riayet
etmek gibi değerlerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Alicenap milletimiz; dinimizden,
medeniyet ve örfümüzden aldığı ilhamla, Ahîlik gibi bir teşkilatı ihdas
etmiştir. Bu teşkilat ile ticaret, zanaat ve ustalığı; ahlak, kanaat ve hayırlı
insan yetiştirme anlayışıyla bir araya getirmiş, esnaf ve müşteri arasında kardeşlik
köprüsü kurmuştur. Hatta kurduğu bu kardeşlik köprüsü öyle bir hal almıştır ki;
nice insanın İslam’la şereflenmesine ve nice beldenin kılıçsız fethedilmesine zemin
hazırlamıştır. Şanlı ecdadımız; “Halka hizmet, Hakk’a
hizmettir!” şuuruyla hareket etmiş, nesillerini; “Eline, beline, diline sahip
ol!” düsturuyla yetiştirmiştir.
Değerli
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, kimi insanımız, maddiyatı her şeyin önüne geçirebiliyor; aldatmayı kurnazlık, kandırmayı başarı olarak görebiliyor.
Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“Bizi aldatan bizden değildir!”[1]
ikazı apaçık ortada dururken, dünyalık kazanç uğruna malının kusurunu gizlemeyi
ustalık, gerçeği çarpıtmayı ise pazarlama tekniği sayabiliyor.
Ey Esnaf Kardeşim!
Ey Tüccar Kardeşim!
Ey Zanaatkâr Kardeşim!
İşte tam bu noktada bizlerden beklenen; Yüce Rabbimizin,
“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar”[2] uyarısını dikkate almaktır.
Bizlerden beklenen; günlük meşgalelere dalmadan Allah’a karşı kulluk
görevlerimizi yerine getirmek, kul ve kamu hakkına riayet etmektir. Bizlerden
beklenen, dinimizce haram görülen şeylerin ticaretini yapmaktan; rüşvet, faiz,
karaborsacılık ve stokçuluk gibi gayr-ı meşru yollardan uzak durmaktır.
Aziz Müslümanlar!
Kaynağını vahy-i ilahiden ve
Efendimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesinden alan Ahîlik ilkelerini ticaretimize
yansıttığımız ölçüde, toplumumuzda güveni, huzur, barış ve adaleti daha da güçlü
hale getireceğimizi hatırlatıyor; hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu
duasıyla bitiriyoruz:
“Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin.”[3]
14 Eylül 2026 Pazartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 11.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:EĞİTİM ve ÖĞRETM
EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Muhterem Müslümanlar!
İnsanın; Rabbiyle, kendisiyle, toplumla ve çevresiyle olumlu ilişkiler kurmasında, ölçülü ve dengeli bir hayat yaşamasında en önemli etken, eğitim ve öğretimdir.
İlim öğrenmenin ve doğru bilgi elde etmenin Allah katındaki kıymetini,
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[1] ayet-i kerimesi en güzel şekilde ifade etmektedir.
Aziz Müminler!
Yaratana kulluk etmeyi ve yaratılana merhamet göstermeyi kendisine düstur edinen, milli ve manevi değerlerine bağlı iyi bir insan yetiştirme anlayışı, eğitimin temeli olmalıdır. Zira eğitimden maksat; imanla beslenen, ilimle güçlenen, merhametiyle tüm insanlığı kucaklayan; milletimiz, ümmet-i Muhammed ve bütün insanlık için umut olan bir nesil yetiştirebilmektir. Eğitimden maksat; vahyin rehberliğinde hikmeti ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in örnekliğinde güzel ahlakı temsil eden bir toplum inşa edebilmektir. Eğitimden maksat, ülkemizin; bilimde, teknolojide, sanatta, hâsılı hayatın her alanında söz sahibi olmasına katkı sunabilmektir.
Kıymetli Anne ve Babalar!
Değerli Öğretmenler!
Her şeyin büyük bir hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte gençlerin ilgi, algı ve beklentilerinin de hızlı bir şekilde değiştiğini görüyoruz. Bu bakımdan, iyi bir eğitim için, öncelikle evlatlarımızı iyi tanımak zorundayız. Onların; zamanın ruhunu yakalamalarına, çağı anlamalarına ve geleceğin icaplarına uygun donanıma sahip olmalarına destek olmalıyız.
Bununla beraber,
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”[2] emr-i ilahisi gereğince, çocuklarımızı ve gençlerimizi; sapkın ideolojilerden, batıl akımlardan ve her türlü bağımlılıktan korumalıyız.
Aziz Müslümanlar!
Bugün bize düşen; inancımızı, örf ve adetlerimizi, tarih ve kültürümüzü en doğru şekilde evlatlarımıza tanıtmaktır. Onların dünyevi başarıları için çaba gösterdiğimiz kadar, hatta daha da fazla, ahiret azığı elde etmelerine rehberlik etmektir. Unutmayalım ki, ebedi bir âlemin varlığına inananlar için asıl başarı, rızâ-yı ilahiye ulaşmaktır.
Bu vesileyle, önümüzdeki Pazartesi başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılının; evlatlarımıza, öğretmenlerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu müjdesi ile bitiriyoruz:
“Kim ilim için yola çıkarsa, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır...”[3]
8 Eylül 2026 Salı
5 Eylül 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 03.09.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK
PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK
Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz!
Veladetinin sene-i devriyesinde,
“Ne mutlu beni görmeden iman edenlere”[1]
diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena
ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve
ashabına olsun.
Aziz Müminler!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın
“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”[2] övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır.
Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”[3]
Yine buyurdular ki: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür…”[4]
Ve yine buyurdular ki: “Her dinin kendine özgü bir ahlakı vardır; İslam
ahlakının özü hayâdır.”[5]
Kıymetli Müslümanlar!
Allah Resûlü (s.a.s), iki cihan saadetinin yolunu
“Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey olmayacaktır”[6] hadis-i şerifleriyle göstermiştir. İman ile ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini,
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olmazsınız”[7] sözleriyle vurgulamıştır.
Toplumsal huzur ve barışı sağlamanın yöntemini ise, “Birbirinizden
nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey
Allah’ın kulları, kardeş olun”[8]
uyarısıyla bizlere öğretmiştir.
Değerli Müminler!
Ailede, eğitimde, iş ve ticarette, hâsılı hayatın her alanında insanlığı iyiliğe ulaştıracak tüm hasletleri Resûl-i Ekrem (s.a.s) haber vermektedir.
“İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar,
Allah’ı çokça zikredenler için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir
örneklik vardır”[9] ayet-i kerimesi, bu hakikati bizlere hatırlatmaktadır. O, işçiye hak ettiği ücreti teri kurumadan ödememizi emretmekte,[10]
komşumuz açken tok olarak uyumaktan bizleri nehyetmektedir.[11]
“Bir yetimin başını okşadın mı? Bir muhtacı doyurdun mu? Bir hastayı ziyaret
ettin mi?” gibi sorularla da ahlaki sorumluluklarımızı bizlere hatırlatmaktadır.
Aziz Müslümanlar!
Bugün; maddeyi önceleyip manayı öteleyen, görünür olmayı yegâne hedef hâline
getiren, fâni olanı bâkiye, yalanı hakikate tercih eden anlayış, hepimizi
derinden etkilemektedir. Böylesi bir ortamda artık kendimizle yüzleşmeliyiz.
Peygamberimiz (s.a.s)’in güler yüzü, nazik tabiatı, ince
ve hassas ruhu ile temsil ettiği nebevî ahlakını hayatımıza yansıtmalıyız.
Unutmayalım ki; insan onuruna layık bir hayat yaşamanın
yolu, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in cihanşümul ahlakını tanımaktan ve ona
sımsıkı sarılmaktan geçmektedir.
Yüce Rabbimizden niyazımız, Resûl-i
Ekrem (s.a.s)’in şu duasıdır:
“Allah’ım! Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek
yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlakı benden
uzaklaştıracak yoktur.”[12]
[1] İbn Hanbel, III, 155.
[2]
Kalem, 68/4.
[3]
Müslim, Birr, 34.
[4]
Müslim, Birr, 105.
[5] İbn Mâce, Zühd, 17.
[6] Tirmizî,
Birr, 62.
[7] Müslim,
Îmân, 93.
[8]
Buhârî, Edeb, 62.
[9]
Ahzâb, 33/21.
[10] İbn
Mâce, Rühûn, 4.
[11] İbn
Ebû Şeybe, Musannef, Îmân ve rü’yâ, 6.
[12]
Müslim, Müsâfirîn, 201.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü