Efkan Vural'ın Yazıları
21 Ağustos 2026 Cuma
17 Ağustos 2026 Pazartesi
14 Ağustos 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 14.08.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HER YETİM BİR EMANET
HER YETİM BİR EMANET
Muhterem Müslümanlar!
Bir
şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’
dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim
bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı.
Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi.[1] Ve bir defasında Rahmet Elçisi
(s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, “Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız”[2] buyurdu.
Aziz Müminler!
Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler
içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar
haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz.
Bizler; günlük
telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda
insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk,
zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını,
savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde
görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline
geldiği bir dünyada,
insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını
okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları
çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir
hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek,
kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.
Değerli Müminler!
Akrabalarımızın ve
komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan
yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan
yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin
coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki
bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık
yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir.
Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce
Rabbimizin, “Yetimi sakın incitme!”[3] emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve
gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve
manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemizi, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Müslümanların
evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin
bulunduğu evdir…”[4]
10 Ağustos 2026 Pazartesi
7 Ağustos 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 07.08.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:KARDEŞLİK
KARDEŞLİK
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam’ın temel hedefi, hem bu dünya hem
de ebedi âlemde insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Huzur ve mutluluğu
sağlamanın yolu ise; kardeş olmaktan, aramızdaki sevgi ve muhabbeti daha da
güçlendirmekten geçmektedir. Öyle ki Rahmet Elçisi Peygamberimiz (s.a.s), birbirimizi
sevmeyi iman etmenin bir gereği olarak ifade etmiştir.[1]
Aziz Müminler!
Savaşların farklı bölgelere yayıldığı, İslam
coğrafyasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ülkemizin ateş çemberinin içine
çekilmek istendiği bir dönemde; istikbalimiz, kardeşliğimize bağlıdır. Ecdadımızın
canlarını feda ederek bizlere emanet ettiği cennet vatanımızda; sevinçlerimiz,
hüzünlerimiz, dualarımız, zenginlik olarak kabul ettiğimiz farklılıklarımız
bizleri yekvücut kılacaktır.
Kıymetli Müslümanlar!
Dün olduğu gibi bugün de kardeşliğimize göz diken, muhabbetimize kasteden, bizi birbirimize düşürmek isteyenler olacaktır. Şunu unutmayalım ki, sadece Müslümanların değil, mazlum durumda olan bütün insanların umudu olan bizler, gaflet içerisinde olmadığımız müddetçe düşmanlarımızın emelleri kursaklarında kalacaktır.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın”[2] emri gereğince dinimize ve mukaddesatımıza bağlı kalırsak fitne ve fesat ateşi bizlere dokunamayacaktır.
Rahmet Peygamberi (s.a.s)’in,
“Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun”[3] çağrısına kulak verirsek ayrılık ve gayrılık bu topraklarda kendine yer bulamayacaktır.
“Müminler ancak
kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten
sakının ki rahmetine mazhar olasınız”[4] emr-i ilahisine göre davranırsak vatanımızın
dirliğini ve ümmetin birliğini kimse bozamayacaktır.
Değerli
Müminler!
Şunu hepimiz biliriz ki;
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.
Toplu
vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
Bugün bize düşen; fitneye karşı basiretle, ayrılığa karşı vahdet şuuru ile hareket etmek, birbirimizi
koruyup gözetmektir. Kardeşliğimizi zedeleyebilecek her türlü
şeyden uzak durmak, birbirimizin yükünü hafifletmektir. Milli ve manevi değerlerimiz etrafında buluşmak; birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu[5] unutmamaktır.
Aziz Kardeşlerim!
Kendi
inanç ve medeniyet köklerimize tutunduğumuzda, bir binanın tuğlaları gibi birbirimize sımsıkı kenetlendiğimizde yarınlarımız daha huzurlu olacaktır.
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz:
“Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra
gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah
sabredenlerle beraberdir.”[6]
2 Ağustos 2026 Pazar
Diyanet İşleri Başkanlığının 31.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:HELAL HARAM DUYARLILIĞI
HELAL HARAM DUYARLILIĞI
Muhterem Müslümanlar!
Helaller ve haramlar; kulu, Allah’ın rızasına kavuşturan ilahi ölçülerdir. Kişiye, hayat yolculuğunda iyi ile kötüyü gösteren kılavuzlardır.
Bizler, Allah Resûlü (s.a.s)’in
“Helâl
bellidir, haram da bellidir…”[1]
sözünden de biliyoruz ki, helal ve haram apaçık ortaya
konulmuştur.
Aziz Müminler!
Dinimiz İslam ile bizlere bildirilen her bir emir ve yasak; insanın haysiyetini, nesillerin emniyetini ve toplumun huzurunu muhafaza etmek gibi hikmetler barındırmaktadır. Mesela, Yüce Rabbimiz; neslin devamını sağlayan evliliği helal,
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü
o, son derece çirkin bir iştir”[2] ayeti kerimesiyle de
toplumu yok eden zinayı haram kılmıştır. Aynı şekilde Allah Teâlâ, toplumda düzen ve adaleti
sağlayacak olan ticareti, alın teriyle kazanmayı, emek vermeyi bizlere helal
kılarken; bereketi yok eden faizi, ölçü ve tartıda hile yapmayı, ticaret
malının ayıbını saklamayı, kısaca insanları aldatmayı haram kılmıştır.
Kıymetli Müslümanlar!
Şunu da bilmeliyiz ki,
helal haram duyarlılığı, sofraya konulan lokmanın temiz olmasıyla sınırlı
değildir. Mesela, “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan
sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar… Mümin kadınlara da söyle, gözlerini
haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…”[3]
ayetleri, iffet ve hayâ gibi insanın onurunu yücelten çok
önemli bir hususa işaret etmektedir. Dolayısıyla erkek kadın her Müslüman, iffetini
korumalı, giyim kuşamına dikkat etmeli, insanın saygınlığını zedeleyen davranışlardan
uzak durmalıdır. Müslümana düşen; hayâ, iffet ve ahlakın bir araya geldiğinde
anlamlı olduğunu idrak etmektir. Hem sosyal hayatta hem de dijital mecralarda
mahremiyet sınırlarına dikkat etmek; dilini yalandan, gözünü haramdan uzak
tutmaktır.
Değerli Müminler!
Paylaşma duygusunu ortadan
kaldıran, nimeti adilce paylaşmanın önünde en büyük engel olan israf da
böyledir. Dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insan bir lokma ekmeğe, bir
damla suya muhtaçken ve israf bize yasaklanmış durumdayken,[4] ülkemizde
tonlarca ekmeğin çöpe atılması, sularımızın sorumsuzca sarf edilmesi helal haram
sınırının aşıldığına bir işarettir.
Kıymetli
Kardeşlerim!
Rahmet Elçisi (s.a.s)’in,
“…Kişinin malını helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine
bakmayacağı!”[5] sözüyle bizleri ikaz ettiği bir çağa şahitlik
etmekteyiz. Helalin hor ve hakir görüldüğü, haramın özendirildiği, gayr-ı meşru
söz ve davranışların makul sayıldığı bir zamanın zorluklarıyla karşı
karşıyayız. Şunu unutmayalım ki, insanların canına, malına, iffet ve
şerefine kastetmek, kamu malına el uzatmak; rüşvet, tefecilik, hırsızlık, içki,
uyuşturucu ve kumar gibi kötülüklerden uzak durmak, ancak Yüce Rabbimizin, helal haram ölçüleriyle çizdiği, dosdoğru yolunda olmaktan
geçmektedir.
Hutbemizi,
Cenâb-ı Hakk’ın şu çağrısıyla bitiriyoruz:
“Ey
insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz olan şeylerden yiyin; şeytanın peşinden
gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.”[6]
27 Temmuz 2026 Pazartesi
26 Temmuz 2026 Pazar
24 Temmuz 2026 Cuma
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 17.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN-I KERİM
KUR’AN-I KERİM
Muhterem Müslümanlar!
Yüce
Rabbimizin kıyamete kadar gelecek bütün insanlara bahşettiği nimetlerden, engin
şefkat ve merhametinin tecellilerinden biri de Kur’an-ı Kerim’dir.
Kur’an-ı
Kerim, hakkı batıldan ayırt eden ilahi kelamdır. O, asla sıradan
bir söz değildir.[1]
Kur’an-ı Kerim, sözlerin en
güzeli ve en mukaddesidir. O, hidayet kaynağı, şifa
membaıdır. Kur’an-ı Kerim, insanlığı; hak ve hakikate, iyilik ve adalete, huzur
ve muhabbete sevk eden Rahmani bir muştudur. Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, “Bu Kur’an, en doğru olana iletir;
dünya ve ahiret için yararlı işler yapan müminlere, büyük bir mükâfat olduğunu
müjdeler.”[2]
Aziz Müminler!
Kur’an-ı Kerim, rahmet peygamberi Allah Resûlü (s.a.s)’in en büyük
mucizesidir. Onun tek bir harfi dahi değişmemiştir, asla değiştirilemeyecektir.
Yüce Rabbimiz, “Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik.
Onun koruyucusu da elbette biziz”[3]
buyurarak, bu gerçeği
beyan etmektedir.
Kur’an-ı Kerim, insan ürünü değildir; Allah
Teâlâ’nın kelamıdır. O, bir benzeri şöyle dursun; bir suresinin, hatta bir
ayetinin dahi benzerinin getirilemeyeceği yüce bir kitaptır. Kur’an; Cenâb-ı
Hak ile bağımızı güçlendiren, çevremiz ile ilişkilerimizi düzenleyen bir kılavuzdur.
Kıymetli Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim’in
rehberliğine sarılan kişiler yolunu kaybetmezler. Onun ilkeleriyle hayat süren
aileler huzur bulurlar. Onun ahlakını kuşanan toplumlar güven içinde yaşarlar.
Onun adaletini benimseyen milletler güçlü olurlar. Hayatında Kur’an-ı Kerim’e
yer vermeyenler, onun emirlerine ve yasaklarına
riayet etmeyenler, ayetlerini alaya alanlar ise ancak kendilerini küçük duruma düşürürler.
Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “…İşte bu kitap, Allah’ın,
dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de
saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.”[4]
Değerli Müminler!
Devletimizi, vatanımızı,
milletimizi, birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmenin yolu; değerlerimize
sahip çıkmaktan geçmektedir. Bilelim ki; bu değerlerin içerisinde Kur’an-ı
Kerim vardır, sünnet-i seniyye vardır. Meşruiyetini İslam’dan alan örfümüz vardır,
kültürümüz vardır. Mutluluğun yolu da işte bu değerleri öğrenmekten ve
hayatımıza aktarmaktan geçmektedir.
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i
şerifleriyle bitiriyoruz: “Şüphesiz
bu Kur’an, Allah’ın sizlere bir ikramıdır...”[5]
17 Temmuz 2026 Cuma
15 Temmuz 2026 Çarşamba
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ 10 YIL ÖNCE DARBE İLE ÜLKEMİZİ BÖLECEKTİ
10 yaşında olan gençler duyun artık,şimdi kim bilir ülkemiz ne halde olacaktı. Siz yoktunuz ama vatan hainleri vardı. Onlar ülkemizi mahvedeceksin bunun için askeri bir darbe girişiminde bulundular. Bir avuç Fetöçü hainler kendilerini dindar zannederek Allahın yardımını bekliyorlardı. Evet Allahı'ın yardımı geldi ama onlara değil. Allah'ın yardımı imanlı vatansever milletimize ulaşmıştı.
Türk Milleti başardı.Fetöcü hainler yenilmişti.
10 Temmuz 2026 Cuma
6 Temmuz 2026 Pazartesi
4 Temmuz 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 03.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:YAZ KUR'AN KURSLARI
YAZ KUR’AN KURSLARI
Muhterem Müslümanlar!
Geçtiğimiz hafta itibarıyla çocuklarımız bir eğitim öğretim yılını daha tamamlayıp yaz dönemine girdiler. Evlatlarımızın iyi bir eğitim almaları toplumumuz ve geleceğimiz için önem arz etmektedir. Ancak bilmeliyiz ki; beden ve ruhun, dünya ve ahiretin birlikte imar ve ihya edilmesi gerekmektedir. Zira insanı gerçek anlamda değerli kılan; bilgisiyle birlikte imanını, başarısıyla birlikte ahlakını koruyabilmesidir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s),
“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta
bulunmamıştır”[1]
nasihatiyle bu hususa dikkatlerimizi
çekmektedir.
Kıymetli Anne Babalar!
Modern çağın getirdiği tüketim kültürü, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, zaman zaman kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızı günden güne değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Tertemiz dimağlar; batıl inançlar, sapkın akımlar, bağımlılık ve akran zorbalığının girdabında kaybolma riskiyle karşı karşıyadır. Etrafımızı çepeçevre saran bu tehditler karşısında çaresiz değiliz. Çare; akıllara ve kalplere hitap eden ilim ve hikmeti, en güzel şekilde çocuklarımızla buluşturmaktır.
Yüce Rabbimizin,
“Ey iman edenler! Kendinizi
ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”[2]
emri gereğince, evlatlarımıza
helal haram hassasiyeti kazandırmaktır. Milli ve manevi değerlerimizi
özümsemelerine katkı sunmaktır.
Değerli Müminler!
Çocuklarımızın;
Yüce Kitabımız Kur’an’ı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatını, iman
ve ibadet esaslarını, dinî ve ahlaki değerlerimizi, örf ve adetlerimizi
öğrenebilecekleri yaz Kur’an kurslarımız önümüzdeki pazartesi günü başlıyor. Bizler istiyoruz ki; yaz Kur’an
kurslarında çocuklarımız; paylaşmayı, kardeşliği, yardımlaşmayı ve sevgiyi
yaşayarak öğrensinler. Birlikte namaz kılmanın huzurunu, dua etmenin
güzelliğini ve cami adabının inceliklerini idrak etsinler. Vatanımızın dirliği ve milletimizin huzuru için
Kur’an’ın nuruyla aydınlansınlar. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel
ahlakıyla erken yaşta tanışsınlar. Gençlerimiz; zihinlerindeki sorulara,
kalplerindeki arayışlara din görevlilerimizin rehberliğinde cevaplar bulsunlar.
Bir ömür boyu iyiliklere omuz omuza yürüyecekleri arkadaşlıklar kursunlar.
Aziz Müslümanlar!
Unutmayalım ki, çocuklarımızın gönlüne küçük yaşlarda
ekilen Allah sevgisi, ömür boyu meyve verecek en kıymetli tohumdur. Bu vesileyle “Yaz Kur’an Kursunda
Buluşuyoruz” çağrısıyla tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi, camilerimize ve Kur’an
kurslarımıza davet ediyoruz. Aynı zamanda anne babalardan, çocuklarının;
dinimiz, kültürümüz ve camilerimizle olan bağlarını koruma noktasında daha
fazla hassasiyet göstermelerini bekliyoruz.
Hutbemizi,
Allah Resûlü (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyoruz:
“Kim
Kur’an-ı Kerim’i okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü ebeveynine bir taç
giydirilir. Bu tacın ışığı, güneşin dünyadaki bir eve konulduğunda onun
vereceği ışıktan daha güzeldir…”[3]
1 Temmuz 2026 Çarşamba
27 Haziran 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 26.06.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:AİLE OLMAK
AİLE OLMAK
Muhterem Müslümanlar!
“Kendileri ile huzur
bulasınız diye sizin için eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var
etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için
ibretler vardır”[i] ayet-i kerimesinde ifade edildiği üzere, ilahi
rahmetin yeryüzündeki tecellilerinden biri de ailedir.
Aziz Müminler!
Aile,
İslam’ın ilkelerini belirlediği nikâh akdiyle kurulan huzur ve muhabbet yuvasıdır. Sıkıntıların birlikte omuzlandığı;
kederlerin paylaşıldığı, sevinçlerin çoğaltıldığı huzur ocağıdır. Aile;
bizleri, günahlardan uzak tutan güvenli bir sığınaktır. Millî
ve manevi değerlerimizi kuşaktan kuşağa aktarmamıza vesile olan bir
müessesedir.
Değerli Müslümanlar!
Aile olmak, sadece aynı mekânı
paylaşmak değildir. Aile olmak, dünyayı da ahireti de cennete çevirmek için el
ele verebilmektir. İyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliği
güçlü kılabilmektir. Aile olmak, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnekliğini
hayatımıza yansıtabilmektir. Onun gibi, elinden ve dilinden emin olunan güvenilir
bir eş olabilmektir. Kızını ayakta karşılayıp yerini ona ikram eden vefakâr bir
baba olabilmektir. Namazdayken omuzlarına çıkan torunlarının oyunlarını
bozmamak için secdesini uzatan müşfik bir dede olabilmektir. Yetim ve öksüzlere
hamilik yapan, kimsesiz çocuklara aile sıcaklığını hissettiren merhametli bir
insan olabilmektir.
Kıymetli
Müminler!
Her geçen gün, aile
değerlerimiz örselenmekte; evlilikler, külfetli hale getirilmekte; bekârlık ve
evlilik dışı hayat teşvik edilmektedir. İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu[ii] vurgulanmasına
rağmen, ‘çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı’ söylemleri günden güne artmaktadır.
Hâlbuki devletlerin geleceği; ailenin kurulmasına, korunmasına ve güçlendirilmesine
bağlıdır. Milletlerin en büyük sermayesi, milli ve manevi değerleriyle yetişen
nesillerdir. Bu sebeple, göz aydınlığı evlatlarımızın evliliklerine yardımcı
olmak, sadece anne ve babaların değil bütün toplumun ortak sorumluluğudur. Diyanet
İşleri Başkanlığımız da bu sorumluluğun bir gereği olarak müftülüklerimiz
marifetiyle nikâh merasimleri icra etmektedir.
Aziz Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
“Nikâhın en
hayırlısı, en kolay olanıdır”[iii] tavsiyesini
kendimize düstur edinelim. Gösteriş ve
israfa dayalı nişan, nikâh ve düğün merasimleriyle gençlerimizin ve
ailelerimizin omuzlarına ağır yükler yüklemeyelim. Hanelerimizi huzur ve güvenin
kaynağı haline getirelim. Rabbimizin lütfu olan çocuklarımızı bereket vesilesi
olarak görelim.
Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: