Efkan Vural'ın Yazıları
27 Temmuz 2026 Pazartesi
26 Temmuz 2026 Pazar
24 Temmuz 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 24.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İSLAM MEDENİYETİ
İSLAM MEDENİYETİ
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz Hûd sûresinde şöyle
buyurmaktadır: “Semûd
kavmine de kardeşleri Sâlih’i gönderdik. O dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk
edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Sizi topraktan yaratan ve yeryüzünü
imar etme sorumluluğunu size veren O’dur. O halde O’ndan bağışlanma dileyin ve
samimiyetle tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok yakındır, dualara karşılık
verendir.’”[1]
Aziz
Müminler!
Yüce Allah, insanı yeryüzünün bir emanetçisi
olarak yaratmış ve ona hayatı imar etme sorumluluğu yüklemiştir. Bu sorumluluk;
şehirler inşa ederken, ahlak ve faziletin korunduğu bir hayat kurabilmektir.
İşte medeniyet, maddi eserlerle birlikte manevi değerleri de yaşatan bu
anlayışın adıdır.
Kıymetli
Müslümanlar!
Kur’an’ın ve sünnet-i seniyyenin rehberliği
üzerine kurulan ve on beş asırlık tecrübeyle yoğrulan İslam medeniyeti; ilmi
ibadetle, çalışmayı dürüstlükle, gücü adaletle, zenginliği paylaşmayla
buluşturarak yükselmiştir. Tarih boyunca inşa edilen camiler, vakıflar ve
kütüphaneler; insanımıza hizmet eden, toplumu ayakta tutan bu medeniyet
tasavvurunun birer simgesi olmuştur.
Değerli
Müminler!
İslam medeniyetinin temel gayesi; kalpleri kazanmak,
zihinleri ve gönülleri aynı inanç, duygu ve idealde buluşturabilmektir. “Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği
ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar”[2] ayet-i
kerimesinde yer alan ilahi ölçüler bu medeniyetin temelidir. Zira, iyiliğin
unutulduğu ve ahlakın ihmal edildiği bir toplumun kalıcı bir gelecek kurması
mümkün değildir.
Aziz
Müslümanlar!
Camilerimiz, kardeşliğimizi pekiştiren; okullarımız, bilgiyle birlikte erdemi öğreten; iş yerlerimiz ise dürüstlüğün, emeğe saygının ve helal kazancın yaşatıldığı mekânlar olmalıdır. Her birimiz, bulunduğumuz yerde iyiliği temsil edebilirsek medeniyetimiz de güç kazanacaktır. Bize düşen; ecdadımızdan devraldığımız mirası korumak ve onu daha da zenginleştirerek gelecek nesillere ulaştırmaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
“Nerede
olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi
bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!”[3] emri
gereğince, Rabbimize karşı kulluk görevimizi ifa ederken, insanlığa faydalı
olmayı da hayatımızın gayesi hâline getirmektir. Yine bize düşen, medeniyetimizden
ilham alarak geleceğimizi iman, ilim, hikmet ve güzel ahlakla inşa etmektir.
Kıymetli
Kardeşlerim!
Bugün, İstanbul’un
fethinin nişanesi ve ecdadımızın kıymetli emaneti Ayasofya-i Kebir Camii
Şerifi’nin yeniden cemaatiyle buluştuğu gündür. Ayasofya Camiinden yankılanan
ezan-ı Muhammedî, İstanbul’un fethinde olduğu gibi şanlı milletimizin adalet ve
merhametinin yeryüzüne ilanıdır. Camilerimiz,
aziz milletimizin maziyle köprüler kurduğu ve istikbalini yoğurduğu manevi
kalelerimizdir. Toplumun her kesimini; gencini, yaşlısını ve çocuğunu aynı
kubbe altında bir aile kılan bu mabetler, birleştirici ruhunu kıyamete kadar sürdürecektir.
Camilerimizin minarelerinden
okunan ezanlarımızın gök kubbemizde ebediyen yankılanması niyazıyla; hutbemizi,
Tevbe sûresinde yer alan şu ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz:
“Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve
ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnızca Allah’tan
korkan ve çekinen kimseler imar edebilirler. İşte onların doğru yolu
bulanlardan olmaları umulur.”[4]
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 17.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:KUR’AN-I KERİM
KUR’AN-I KERİM
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Rabbimizin kıyamete kadar gelecek bütün insanlara bahşettiği nimetlerden, engin şefkat ve merhametinin tecellilerinden biri de Kur’an-ı Kerim’dir.
Kur’an-ı Kerim, hakkı batıldan ayırt eden ilahi kelamdır. O, asla sıradan bir söz değildir.[1] Kur’an-ı Kerim, sözlerin en güzeli ve en mukaddesidir. O, hidayet kaynağı, şifa membaıdır. Kur’an-ı Kerim, insanlığı; hak ve hakikate, iyilik ve adalete, huzur ve muhabbete sevk eden Rahmani bir muştudur.
Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, “Bu Kur’an, en doğru olana iletir; dünya ve ahiret için yararlı işler yapan müminlere, büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”[2]
Aziz Müminler!
Kur’an-ı Kerim, rahmet peygamberi Allah Resûlü (s.a.s)’in en büyük mucizesidir. Onun tek bir harfi dahi değişmemiştir, asla değiştirilemeyecektir.
Yüce Rabbimiz,
“Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz”[3] buyurarak, bu gerçeği beyan etmektedir.
Kur’an-ı Kerim, insan ürünü değildir; Allah Teâlâ’nın kelamıdır. O, bir benzeri şöyle dursun; bir suresinin, hatta bir ayetinin dahi benzerinin getirilemeyeceği yüce bir kitaptır. Kur’an; Cenâb-ı Hak ile bağımızı güçlendiren, çevremiz ile ilişkilerimizi düzenleyen bir kılavuzdur.
Kıymetli Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim’in rehberliğine sarılan kişiler yolunu kaybetmezler. Onun ilkeleriyle hayat süren aileler huzur bulurlar. Onun ahlakını kuşanan toplumlar güven içinde yaşarlar. Onun adaletini benimseyen milletler güçlü olurlar. Hayatında Kur’an-ı Kerim’e yer vermeyenler, onun emirlerine ve yasaklarına riayet etmeyenler, ayetlerini alaya alanlar ise ancak kendilerini küçük duruma düşürürler. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır:
“…İşte bu kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.”[4]
Değerli Müminler!
Devletimizi, vatanımızı, milletimizi, birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmenin yolu; değerlerimize sahip çıkmaktan geçmektedir. Bilelim ki; bu değerlerin içerisinde Kur’an-ı Kerim vardır, sünnet-i seniyye vardır. Meşruiyetini İslam’dan alan örfümüz vardır, kültürümüz vardır. Mutluluğun yolu da işte bu değerleri öğrenmekten ve hayatımıza aktarmaktan geçmektedir.
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Şüphesiz bu Kur’an, Allah’ın sizlere bir ikramıdır...”[5]
[1] Târık, 86/13,14.
[2] İsrâ, 17/9.
[3] Hicr, 15/9.
[4] Zümer, 39/23.
[5] Hâkim, Müstedrek, 3/144.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
17 Temmuz 2026 Cuma
15 Temmuz 2026 Çarşamba
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ 10 YIL ÖNCE DARBE İLE ÜLKEMİZİ BÖLECEKTİ
10 yaşında olan gençler duyun artık,şimdi kim bilir ülkemiz ne halde olacaktı. Siz yoktunuz ama vatan hainleri vardı. Onlar ülkemizi mahvedeceksin bunun için askeri bir darbe girişiminde bulundular. Bir avuç Fetöçü hainler kendilerini dindar zannederek Allahın yardımını bekliyorlardı. Evet Allahı'ın yardımı geldi ama onlara değil. Allah'ın yardımı imanlı vatansever milletimize ulaşmıştı.
Türk Milleti başardı.Fetöcü hainler yenilmişti.
10 Temmuz 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 10.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:DİN İSTİSMARI
DİN İSTİSMARI
Muhterem Müslümanlar!
Önümüzdeki çarşamba günü takvimler bir kez daha 15 Temmuz’u gösterecek. 15 Temmuz; küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün birliğimize, kardeşliğimize, özgürlük ve hürriyetimize kast ettiği gündür. Aynı zamanda 15 Temmuz, aziz milletimizin; Allah’ın nusret ve inayetiyle hainlerin tuzaklarını başlarına geçirdiği gündür. Kadını erkeği, genci yaşlısı tek yürek olduğumuz gündür. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde vatanımıza, milli ve manevi değerlerimize, istiklal ve istikbalimize sahip çıktığımız gündür.
Aziz Müminler!
“Üzülme! Allah bizimle beraberdir”[1] ayet-i kerimesine gönülden inanan şanlı milletimiz; dünden bugüne devleti, bayrağı ve kutsalları söz konusu olunca, mermilere göğsünü siper etmiş, hayâsızca akınlara geçit vermemiştir. 15 Temmuz günü alçak saldırıyı gerçekleştirenler, hâlâ hainlik planlayanlar, şehitlerimizin kanlarına saygı göstermeyenler bilmelidirler ki, kahraman milletimiz tarih boyunca asla devletsiz kalmamıştır, Allah’ın izniyle kalmayacaktır da. Bizleri tarih sahnesinde üç kıtaya hâkim kıldıran, Malazgirt’le Anadolu’nun kapılarını İslam’a açtıran, İstanbul’un fethiyle çağları değiştiren, Çanakkale ve Milli Mücadele’de devleştiren, 15 Temmuz’da ihanete ‘dur!’ dedirten; Allah’a olan teslimiyetimizdir, göğsümüzdeki imanımızdır, şehadet bilincimizdir. Şu mısralar bu hakikatleri ne de güzel ifade etmektedir:
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Kıymetli Müslümanlar!
FETÖ’yü diğer ihanet şebekelerinden ayıran en belirgin fark, yüce dinimiz İslam’ı ve muazzez değerlerimizi istismar etmesidir. Suret-i haktan görünerek; ‘hoca’, ‘cemaat’, ‘hizmet’ gibi medeniyetimize ait kavramları alçak ihtirasları için kullanmasıdır. Gerçek amacını gizlemesi, gençlerin geleceklerini karartması; menfaatleri uğruna yalanı, ikiyüzlülüğü ve her türlü kötülüğü meşru görmesidir. Zekât, sadaka ve kurban gibi ibadetleri sinsi emellerine ulaşmada aracı kılmasıdır. Yüce Rabbimiz, bu nifak hareketlerini bizlere şöyle tanıtmaktadır: “Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamak istemezler.”[2]
Değerli Kardeşlerim!
Vatanımızı bölmek, birlik ve beraberliğimizi zayıflatmak isteyenler, bu isteklerinden vazgeçmiş değillerdir. Şer odakları, dinimizi istismar etmeye, farklı kisve ve yöntemlerle; inancımızı, kardeşliğimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü hedef almaya devam edeceklerdir. Fırsat buldukları her alanda nifak tohumları ekmeye, toplumumuzun huzurunu bozmaya çalışacaklardır.
Aziz Müslümanlar!
İstismarcı yapılara geçit vermemek ve bunların tuzaklarına düşmemek için yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesini ehil, güvenilir kişi ve kurumlardan öğrenip hayatımıza aktaralım. Çocuklarımız ve gençlerimizi sahih dini bilgi ile buluşturalım. Özellikle aile hayatımızda ve toplumsal ilişkilerimizde güven ve samimiyeti, dostluk ve kardeşliği daha sağlam hale getirelim. ‘Artık böyle tehlikeler geride kaldı!’ düşüncesiyle rehavete kapılmayalım; Müslümanlar olarak ferasetli ve basiretli davranalım. Fitnenin asla uyumadığını, ihanetin her an fırsat kolladığını, düşmanın her gün yöntem değiştirdiğini unutmayalım.
Bu vesileyle, geçmişten günümüze din, vatan ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve ahirete irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “…Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür!... Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!...”[3]
6 Temmuz 2026 Pazartesi
4 Temmuz 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 03.07.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:YAZ KUR'AN KURSLARI
YAZ KUR’AN KURSLARI
Muhterem Müslümanlar!
Geçtiğimiz hafta itibarıyla çocuklarımız bir eğitim öğretim yılını daha tamamlayıp yaz dönemine girdiler. Evlatlarımızın iyi bir eğitim almaları toplumumuz ve geleceğimiz için önem arz etmektedir. Ancak bilmeliyiz ki; beden ve ruhun, dünya ve ahiretin birlikte imar ve ihya edilmesi gerekmektedir. Zira insanı gerçek anlamda değerli kılan; bilgisiyle birlikte imanını, başarısıyla birlikte ahlakını koruyabilmesidir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s),
“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta
bulunmamıştır”[1]
nasihatiyle bu hususa dikkatlerimizi
çekmektedir.
Kıymetli Anne Babalar!
Modern çağın getirdiği tüketim kültürü, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, zaman zaman kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızı günden güne değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Tertemiz dimağlar; batıl inançlar, sapkın akımlar, bağımlılık ve akran zorbalığının girdabında kaybolma riskiyle karşı karşıyadır. Etrafımızı çepeçevre saran bu tehditler karşısında çaresiz değiliz. Çare; akıllara ve kalplere hitap eden ilim ve hikmeti, en güzel şekilde çocuklarımızla buluşturmaktır.
Yüce Rabbimizin,
“Ey iman edenler! Kendinizi
ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”[2]
emri gereğince, evlatlarımıza
helal haram hassasiyeti kazandırmaktır. Milli ve manevi değerlerimizi
özümsemelerine katkı sunmaktır.
Değerli Müminler!
Çocuklarımızın;
Yüce Kitabımız Kur’an’ı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatını, iman
ve ibadet esaslarını, dinî ve ahlaki değerlerimizi, örf ve adetlerimizi
öğrenebilecekleri yaz Kur’an kurslarımız önümüzdeki pazartesi günü başlıyor. Bizler istiyoruz ki; yaz Kur’an
kurslarında çocuklarımız; paylaşmayı, kardeşliği, yardımlaşmayı ve sevgiyi
yaşayarak öğrensinler. Birlikte namaz kılmanın huzurunu, dua etmenin
güzelliğini ve cami adabının inceliklerini idrak etsinler. Vatanımızın dirliği ve milletimizin huzuru için
Kur’an’ın nuruyla aydınlansınlar. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel
ahlakıyla erken yaşta tanışsınlar. Gençlerimiz; zihinlerindeki sorulara,
kalplerindeki arayışlara din görevlilerimizin rehberliğinde cevaplar bulsunlar.
Bir ömür boyu iyiliklere omuz omuza yürüyecekleri arkadaşlıklar kursunlar.
Aziz Müslümanlar!
Unutmayalım ki, çocuklarımızın gönlüne küçük yaşlarda
ekilen Allah sevgisi, ömür boyu meyve verecek en kıymetli tohumdur. Bu vesileyle “Yaz Kur’an Kursunda
Buluşuyoruz” çağrısıyla tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi, camilerimize ve Kur’an
kurslarımıza davet ediyoruz. Aynı zamanda anne babalardan, çocuklarının;
dinimiz, kültürümüz ve camilerimizle olan bağlarını koruma noktasında daha
fazla hassasiyet göstermelerini bekliyoruz.
Hutbemizi,
Allah Resûlü (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyoruz:
“Kim
Kur’an-ı Kerim’i okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü ebeveynine bir taç
giydirilir. Bu tacın ışığı, güneşin dünyadaki bir eve konulduğunda onun
vereceği ışıktan daha güzeldir…”[3]