Efkan Vural'ın Yazıları
29 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 29.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
Muhterem Müslümanlar!
Aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam
ile müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim kılmak için mücadele etmiştir.
Bu mukaddes amaç uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere, zaferden zafere
koşmuştur. Allah’ın inayetiyle nice gönülleri fethetmiş, nice beldelere barış
ve huzur götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan yürütmüş ve sonunda Allah
Resûlü (s.a.s)’in müjdesine[1] nail olup İstanbul’u fethetmiştir.
Aziz
Müminler!
Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in rahmet ve esenlik mesajlarını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını bütün insanlığa ulaştırma çabasıdır.
Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın,
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden
bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir”[2] davetine icabet
ederek, adalet ve iyiliğin dünyadaki yaşayan temsilcileri olma gayretidir. İlim
ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma azmidir.
Kıymetli
Müslümanlar!
Şanlı ecdadımız, fetih ruhunun hayata aktarılması ve kalıcı olması için gittiği her yerde vakıflar kurmuş; insanlığı, İslam’ın mesajlarıyla buluşturmak için gayret göstermiştir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“İnsanların en hayırlısı,
insanlara faydalı olandır”[3] hadis-i şerifi gereğince;
camiler, medreseler, hastaneler, kütüphaneler, aşevleri, köprüler ve çeşmeler
inşa ederek iyiliği kurumsal hale getirmiştir. Dinine, diline ve rengine
bakmadan; kimsesizlerin kimsesi, yetim ve öksüzlerin hamisi, yolda kalmışların
sığınağı, mazlumların umudu, ilim tahsil edenlerin destekçisi olmuştur. Bütün
dünyaya, merhametin ve güzel ahlakın en güzel örneklerini sunmuş, insanların
hafızalarında silinmez izler bırakmıştır.
Değerli Müminler!
Vakıflar, vakfedenlerin topluma bıraktığı
emanetleridir. Bu hususta bize düşen; vakıf
medeniyetimizi ihya etmektir. Ecdadımızın bizlere bıraktığı muhteşem vakıf eserlerini
korumak ve nesillerimize yeni vakıf mirasları
bırakmaktır.
Bu vesileyle, cennet vatanımızı bizlere emanet eden şanlı ecdadımıza,
şehitlerimize ve ahirete irtihal eden gazilerimize Yüce
Rabbimizden rahmet diliyoruz. Cenâb-ı Hak, vakıflara öncülük edenlerden, destek
verenlerden ve geleceğe aktarılması için çalışanlardan razı olsun.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Kim,
güzel bir işe öncülük ederse hem kendi yaptığının sevabını hem de kendisinden
sonra o işi yapanların sevaplarını alır. Üstelik onların sevaplarından da bir
şey eksilmez...”[4]
28 Mayıs 2026 Perşembe
Diyanet İşleri Başkanlığının 27.05.2026 Tarihli KURBAN BAYRAMI Hutbesi:Kurban Bayramı
KURBAN BAYRAMI
vakfeye duran müminlerin, aynı duygu ve heyecanla Kâbe’de tavaf ettikleri tevhit ve vahdet günüdür.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Bugün ilk işimiz, bayram namazını kılmak, sonra dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur”[1] hadis-i şeriflerini ihya etme günüdür. Besmeleler, tekbirler ve dualarla kurbanlarımızı kesme, kardeşlerimizle paylaşma, Rabbimizle yakınlaşma ve takva bilincini kuşanma günüdür.
Kıymetli Müslümanlar!
Bugün Bayram… Bizi biz yapan, bizi millet kılan milli ve manevi değerlerimizi yaşama ve nesillerimize aktarma vaktidir.
Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı KURBAN BAYRAMI
Muhterem Müslümanlar!
Kalplerimizin
sevinçle dolduğu, tekbir seslerinin semaya yükseldiği, rahmet ve mağfiret ikliminin
yeryüzünü kuşattığı bir Kurban Bayramı’na daha ulaşmanın huzuru içerisindeyiz.
Bizleri bu kutlu vakte ulaştıran Yüce Rabbimize
sonsuz hamd ve sena; kurbanla teslimiyeti, bayramla muhabbeti bizlere öğreten
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam ediyoruz.
Aziz Müminler!
Bugün Bayram… Dünyanın
dört bir yanından gelerek Arafat’taaranızda yayın, yemek yedirin, akrabalık hukukunu
gözetin”[2] tavsiyesine uyarak,
sıla-i rahim ile uzakları yakın kılma vaktidir. Anne babamızın dualarını alma; akraba, komşu ve
dostlarımızın hatırlarını gözetme; geçmişlerimizi hayırla yâd etme vaktidir. Vereceğimiz
hediyelerle çocuklarımızı bayramın neşesine
ortak kılma, zihinlerinde güzel izler bırakma vaktidir. Hanelerimizden
başlayarak, sokaklarımıza, şehirlerimize, ülkemize ve bütün dünyaya iyiliği,
huzur ve güveni taşıma vaktidir.
Değerli Müminler!
Bugün Bayram… Günahlarımıza tövbe etme, Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz
rahmet ve mağfiretine sığınma zamanıdır. Hastalarımızı, yaşlılarımızı ve
kimsesizleri ziyaret etme, gönüllerini alma zamanıdır. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin
arasını düzeltin…”[3] ayet-i kerimesini hayatımıza
aktarma zamanıdır. Aramızdaki dargınlıkları bitisrme,
küskünlüklere son verme, kardeşlik bağlarını sağlamlaştırma zamanıdır. Başta Filistin
olmak üzere savaş mağduru kardeşlerimizin acılarını yüreklerimizde hissetme, maddi
ve manevi imkânlarımızla onların yanlarında olma zamanıdır.
Aziz Müslümanlar!
Kurban Bayramı’nın; ruhumuza ferahlık,
işlerimize bereket, ailelerimize dirlik, ümmet-i Muhammed’e birlik getirmesini
Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu tavsiyeleriyle bitiriyoruz: “Allah için size sığınan kimseye sığınak
olun. Allah için sizden bir şey isteyene verin. Sizi davet edene icabet edin.
Size bir iyilik yapana iyilikte bulunun…”[4]
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
26 Mayıs 2026 Salı
23 Mayıs 2026 Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanlığının 22.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA
SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA
Muhterem Müslümanlar!
Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere,
“Gönül alıcı söz, sadakadır.”[1]
Aziz
Müminler!
Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir:
“Mümin; insanları karalayan, lânet
eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.”[2]
Kıymetli Müslümanlar!
Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür.
Kur’an-ı Kerim’de,
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”[3] buyrulmaktadır.
Bu sebeple; yuvasında huzur arayan, dilini zarafetle süslesin. Evladına ulaşmak isteyen, önce onun gönlüne bir çift tatlı kelamla misafir olsun. Saygınlık bekleyen, dilini doğrulukla mühürlesin. Berekete nail olmak isteyen, sözüne dürüstlük katsın.
Hâsılı, Allah Resûlü (s.a.s)’in buyurduğu üzere,
“Allah’a ve ahiret
gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”[4]
Değerli
Müminler!
Söz ahlakının en çok ihlal edildiği alanların başında dijital mecralar gelmektedir. Kimi insanlar, sanal kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklarla; kimileri de şiddete sevk eden dijital oyunlar aracılığıyla kötülüğün günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Kimi insanlar; kimliklerini gizleyerek kalp kırmayı, başkalarının şahsiyetine, şeref ve haysiyetine dil uzatmayı marifet saymaktadır. Kimileri de yalan haberler ile toplumun sinesine fitne ve fesat tohumları ekmektedir.
Yüce Rabbimizin bu husustaki
uyarısı gayet açıktır: “İnsanın
yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”[5]
Aziz
Müslümanlar!
Bizler, teknolojik imkânlarla gelen tehlikeleri, fırsatların
arkasına gizlenmiş sinsi tuzakları fark edebilirsek, sanal âlemin zararlarını
asgari düzeye indirebiliriz. Dijital teknolojileri, etik değerlerimizi
gözeterek kullanabilirsek, kültürümüzle bağdaşmayan söz ve içeriklerden
kendimizi ve ailemizi muhafaza edebiliriz.
Hutbemizi, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman
olduğunun göstergesidir.”[6]
19 Mayıs 2026 Salı
15 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 15.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ
TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ
Muhterem
Müslümanlar!
İslam, kişinin; Rabbine ve kendisine karşı görevleri yanında, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir dindir.
Allah Resûlü (s.a.s)’in hadislerinde yer alan şu ifade ne kadar da önemlidir:
“Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır.
Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine
hakkını ver!”[1]
Aziz
Müminler!
Eşlerin sevgi ve saygıyla birbirine bağlı kaldığı, büyüklere hürmetin eksik edilmediği, çocuklarla bereketlenen bir aile yuvası kurmak, onu korumak ve güçlendirmek insani ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Zira kişinin; ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak huzur bulduğu, inanç ve medeniyet değerleriyle buluştuğu ilk yer ailesidir. Erdemli bireylerin oluşturduğu faziletli bir toplum ve barış içinde bir dünya inşa etmenin yolu aileden geçmektedir.
Yüce Rabbimiz,
“Kendileri ile huzur
bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile
merhamet koyması O’nun varlığının delillerindendir”[2] buyurarak, bizlere, ailenin ilahî bir lütuf
olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla hiçbir yapı, aile kurumunun alternatifi değildir. Ve yine hiçbir şey;
eşlerin birbirlerine duyduğu muhabbetin, çocukların verdiği neşenin, anne ve
babanın hissettirdiği mutluluğun, dede ve ninenin sağladığı güvenin yerini asla
dolduramaz.
Kıymetli Müslümanlar!
Dinine bağlı, mukaddesatına saygılı nesiller yetiştirmek, ihmal edemeyeceğimiz diğer bir sorumluluğumuzdur. Ecdadımızdan bize miras kalan; kimlik, aidiyet ve fedakârlık gibi hasletleri gençlerimize kazandırmak asli vazifelerimizdendir. Evlatlarımıza değer vermek, onları dinlemek, iki cihan saadetleri için kendilerine rehberlik etmek vazgeçemeyeceğimiz görevlerimizdendir.
Allah Resûlü (s.a.s), bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır:
“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal
etmesi, kişiye günah olarak yeter.”[3]
Değerli
Müminler!
Engelleri azimle aşmaya çalışan kardeşlerimize ve ailelerine karşı duyarlı olmak ise dini, ahlaki ve toplumsal sorumluluğumuzdur.
Bu sebeple
“Kim,
kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[4] nebevi
tavsiyesine uyarak; ibadethanelerimizi, okullarımızı, binalarımızı,
sokaklarımızı, engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekilde imar etmeliyiz.
Hayatı, özel gereksinimli kardeşlerimiz için kolaylaştırmanın gayretinde
olmalıyız.
Aziz
Müslümanlar!
Bugün, topyekûn bütün insanlık, pek çok
yıkıcı unsurla karşı karşıyadır. Hiçbir sınır ve değer tanımayanlar tarafından;
dijital mecralar, reklamlar, televizyon programları ve filmler aracılığıyla
toplumun yapı taşı olan aile müessesesi zayıflatılmak istenmektedir. Sapkın
akımlar ve batıl ideolojiler eliyle, gençlerin zihin dünyaları bulandırılmaya
çalışılmaktadır. Böylesine bir çağda bize düşen; Rabbimizin emirlerine hakkıyla
uymak, fıtratımıza sahip çıkmak, nebevî ahlakı ailemize ve nesillerimize
aktarmaktır.
Hutbemizi, Kur’an-ı Kerim’de yer
alan şu dua ile bitiriyoruz: “…Rabbim! ‘Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi,
razı olacağın işleri yapmayı’ bana nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle…”[5]
11 Mayıs 2026 Pazartesi
10 Mayıs 2026 Pazar
Anneler Günü mü dediniz.
Bu yıl Anneler Günü 10 Mayıs Pazar.
Evet bu gün Anneler günü...
Peki diğer günler başka gün mü?
Yani Annelerin olmadığı günler mi.
Bugün bakıyorsun, hediyeler ve çiçekler elden ele dolaşıyor.
Bu iyi bir şey.
Ancak biz evlatlar bir günle kurtulamayız.
Her gün önemli...
Anne ve babalarımızı hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz.
Onları hiçbir zaman üzmemeliyiz.
Dinimizde anne ve baba hakkı çok önemli.
Onlara "of" bile dememeliyiz. Bu Allah'n uyarısıdır.
Kur’an’ı Kerimde Yüce Allah bazı ayetlerde anne ve baba hakkında şöyle buyurmaktadır:
“ Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir….. (Ankebut, Suresi,8.Ayet)
“ Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana –babaya … iyilik edin… (Nisa,Suresi,36.ayet)
“Rabbin kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi , ana babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri , yada her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa ,sakın onlara “ öf ! “ bile deme; onları azarlama ; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve deki : ”Rabbim ! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sende onlara acı. ” (İsra,Suresi,23.ve24.ayet)
Cennete girmek istiyorsak Anne ve babamıza iyi davranmalıyız. Cennetin anaların ayağının altında olduğunu unutmamalıyız.
Bu konu ile ilgili bir rivaye şöyledir:Muaviye b. Câhime’dir. Anlattığına göre, İbn Câhime (ra) bir gün Hz. Peygamber’e (sas) geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişare etmeye geldim” dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Annen var mı? (hayatta mı?)” diye sordu. “Evet” deyince, “Öyleyse ondan ayrılma, zira cennet onun ayağının altındadır” buyurdu. (Nesâî, Cihâd, 6)
Anne ve babamızın rızasını kazanarak cennete girme şansımızı artırmalıyız.
Bu konu ile ilgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır.
“Burnu yere sürünsün, burnu yere sürünsün, burnu yere sürünsün. ”Kimin ya Rasulallah denince .”İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de (onların rızasını kazanarak) cennete giremeyenin ” buyurdu. (Müslim,birr ve sıla9,10.)
Anne ve babamıza karşı gelmemeliyiz. Onlara karşı saygıda ve sevgide kusur etmemeliyiz.
Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
Büyük günahların en büyüğünü size bildireyim mi? Deyince;
Sahabe:Evet ya Rasulullah! Dediler.
Peygamberimiz de:”Allah’a şirk koşmak,anne ve babaya karşı gelmek” buyurdu. (Tirmizi birr ve sıla,4.)
Bir adam Peygamberimize gelerek ey Allah’ın elçisi insanlar içinde en güzel şekilde davranmam gereken kimdir ? deyince Peygamberimiz de Annendir “ diye cevap verir. Adam sonra kimdir? diye ikinci ve üçüncü defa sorunca da Hz. Peygamber (s.a.v), “Annendir” buyurdu. Adam sonra kimdir? Deyince Peygamberimiz, “Sonra babandır.” diye cevap verdi.(Buhari,edeb,4)
Bir gün değil her gün anneler günüdür.
Her daim, Anne ve babamızı baş tacı edelim...
Bütün Annelerin Günü Kutlu Olsun.
Onlar Her Daim Mutlu ve Huzurlu Olsun.
💙💗💜
8 Mayıs 2026 Cuma
Diyanet İşleri Başkanlığının 08.05.2026 Tarihli Cuma Hutbesi:İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR
İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR
Muhterem Müslümanlar!
İbadetlerimiz, bizi; Rabbimize yakınlaştıran, O’nun rızasına ulaştıran ve güzel ahlakla donatan kulluk vazifemizdir.
“De ki: Benim namazım, ibadetlerim,
hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”[1]
ayet-i kerimesi bunun en açık ifadesidir.
Namazımız, bizi günahlardan
ve kötülüklerden alıkoyar. Kalbimize ferahlık, ruhumuza huzur verir. Zekâtımız
ve sadakamız, malımıza ve ömrümüze bereket katar. Yardımlaşma ve dayanışma
bilincinin bütün topluma yayılmasına vesile olur. Orucumuz; gönlümüzü, dünyevi
hırs ve tutkuların esaretinden kurtarır. Ahlakımızı olgunlaştırır, bize
şahsiyet kazandırır.
Aziz
Müminler!
Haccımız ve umremiz, Allah’a teslimiyetimizin nişanesi olan ibadetlerimizdendir.
Kur’an-ı Kerim’de,
“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine
getirin”[2]
buyrulmaktadır. Hacı adaylarımızı kutsal beldelere yolcu ettiğimiz şu günlerde
bizler biliyoruz ki, haccımız ve umremiz; dili, ırkı ve mezhebi farklı olan
Müslümanları bir araya getiren, onlara kulluk bilinci ve ümmet şuuru kazandıran
kardeşlik buluşmasıdır. Müminin, Allah’ın sonsuz rahmet ve merhametine
sığındığı, samimi tövbeler ve gözyaşlarıyla günahlarının bağışlanmasını umduğu kutlu
bir yolculuktur. İnananlara, geçmişin muhasebesini yaparak geleceklerini inşa
etme fırsatı sunan yenilenme ve diriliş zamanıdır.
Kıymetli
Müslümanlar!
Yüce Rabbimize olan kurbiyyetimizi artıran bir diğer ibadet ise kurbandır. Yine bugünlerde hazırlığına başladığımız kurban ibadetimiz, malımızı ve canımızı Cenâb-ı Hakk’ın yolunda feda edebileceğimizin bir göstergesidir.
“Kurbanların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na
ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır”[3] ayet-i kerimesinde buyrulduğu üzere, kurbandan
maksat, Allah’ın emrine boyun eğmektir. O’na olan sadakati izhar
etmektir. Kurbandan
maksat; bencillik,
cimrilik ve tamahkârlık gibi kötü huylardan arınmaktır. Ve kurbandan maksat; gönüllerimizi
birbirine açmaktır, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmektir. Böylelikle
iyiliği yeryüzüne hâkim kılmanın gayretinde olmaktır.
Değerli
Müminler!
Kurban, bir iyilik hareketidir. Milletimizi bir umut olarak gören
insanlarla aramızda kurduğumuz gönül köprüsüdür. Kurban, yolumuzu hasretle bekleyen kardeşlerimizin
hanelerine muhabbet taşımak, sofralarında bayram sevincini yaşatmaktır. Bu
vesileyle; arzu eden kardeşlerimiz, vekâlet yoluyla kestirmek istedikleri kurbanlarını,
Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye
Diyanet Vakfımıza emanet ederek bu iyilik hareketine destek verebilirler.
Yüce Rabbimizden; bizleri, sağlık ve afiyet içerisinde
Kurban Bayramı’na ulaştırmasını niyaz ediyoruz. Hutbemizi, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz:
“…Allah’ım! Bu kurban Sendendir
ve Hz. Muhammed (s.a.s) ile ümmeti tarafından Senin rızan için sunulmuştur.”[4]