AİLE
Muhterem Müslümanlar!
İnsanın hayata gözlerini açtığı, kişiliğinin ve değerlerinin şekillendiği ilk yer ailedir. İnsan; güzel sözün gönül aldığını, merhametin yaraları sardığını ailede öğrenir. Doğruluğun, büyüklerinin sözünde; merhametin, kendisine gösterilen şefkatte; adaletin ise kardeşler arasında kurulan dengede olduğunu orada tanır. Dünyanın hengâmesinde yorulan yüreğini,
“Allah, evlerinizi sizin için bir huzur
ve sükûn yeri yaptı…”[1] ayet-i kerimesinde
buyrulduğu üzere ailesinde huzura kavuşturur.
Aziz Müminler!
Aile,
sadece dünyevi bir birliktelik ya da geçici heveslerle kurulan bir hayat
ortaklığı değildir. Bilakis aile; kişinin, hayatı boyunca sığınacağı en güvenli limandır. Aile;
hastalığında anne babanın bakımını üstlenmek, ateşi yükseldiğinde evladının
başında beklemek, bayram sabahında kucaklaşmaktır. Unutulmasın ki huzurevleri, çocuk
evleri yapılabilir; fakat bir çocuğa şefkatle sarılacak annenin, ona güzel örnek
olacak babanın, torununa masal anlatacak dede ve ninenin yeri doldurulamaz.
Kıymetli Müslümanlar!
Çocuklar, ilk dualarını annelerinin dizinde, namazlarını babalarının yanı başında öğrenirler. Büyüğe hürmeti, küçüğe şefkati; merhameti ve paylaşmayı aile ocağında görürler. Yalanın günah, kul hakkının ağır olduğunu ailede kavrarlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.s),
“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel
terbiyeden daha üstün bir miras bırakamaz”[2] buyurmuştur. Dolayısıyla
çocuklarını ekranlara mahkûm edip ilgi göstermeyen bir anne ve baba, onları bu
mirastan mahrum bırakıyor demektir.
Değerli Kardeşlerim!
Ailede kazanılan
sorumluluk bilinci, toplum hayatına da yansır. Ailesinde sevgi, saygı, dostluk, arkadaşlık ve
paylaşmayı öğrenen çocuklar; okulda, iş yerinde, hayatının her aşamasında örnek
bir insan olurlar. Bununla birlikte ailesinde kavga ve şiddet gören, ilgisiz ve
sevgisiz kalan çocuklar ise bu yaraların izlerini hayatları boyunca taşırlar.
Değerli Anne Babalar!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), ‘Her birimizin
ailemizden sorumlu olduğumuzu’ beyan etmiştir.[3] Çocuklarımızın kimlerle
arkadaşlık ettiğini, sanal âlemde hangi uygulamalarda vakit geçirdiğini,
ibadetlerini yapıp yapmadıklarını bilmek ve takip etmek bu beyanın gereğidir. Ailemize
ayırdığımız vakit, karşılıklı yaptığımız fedakârlıklar birer ibadet mesabesindedir.
Kim; evinin kapısından girerken günün yorgunluğunu dışarıda bırakır, ailesine
vakit ayırır, güler yüz gösterirse Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetini ihya eder.
Kim de bunu ihmal ederse kendisi ve ailesini Peygamberimiz (s.a.s)’in
sünnetinden mahrum bırakır.
Kıymetli Genç
Kardeşlerim!
Yuva kurmak; sizi günahlardan koruyacak bir kalkan, ruhunuza sükûnet verecek bir nimettir.
Yuva kurmak;
“Sizin en
hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır…”[4] buyuran Peygamber Efendimiz
(s.a.s)’in nebevi mirasına yeni bir halka eklemektir.
Unutmayalım ki Peygamberimiz (s.a.s)’in övgüsüne mazhar olacak nesiller
yetiştirmek, ahirette amel defterinin açık kalmasına vesile olacaktır.
Hutbemizi, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere öğrettiği şu dua
ile bitirelim: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz
aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!”[5]

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder