İyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığının 17.12.2021 Tarihli Cuma Hutbesi:MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR

       MÜSLÜMAN, DİNÎ VE AHLAKİ DEĞERLERİYLE YAŞAR




Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: 

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a iman edersiniz…”[i] 

Aziz Müminler!

“En hayırlı ümmet” övgüsüne mazhar olan her bir mümin, zihnine ve gönlüne yalnızca İslam’ın yüce değerlerini nakşeder.  Kaynağı vahiy olmayan her çeşit düşünce, uygulama ve alışkanlıklar karşısında dikkatli davranır. İmanına zarar verebilecek tehlikelerden uzak durur. Söz ve davranışlarına İslam ahlakını yansıtır. Dünyevî heves ve arzuların peşinden koşmaz. Alın terinin kıymetini, helal kazancın bereketini unutmaz. Aldığının ve sattığının hesabını vereceğini aklından çıkarmaz. Az da olsa yalnızca helalle yetinir. Aklı uyuşturan alkolle, ocaklar söndüren kumarla ömrünü zayi etmez.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimliğini muhafaza eden bir Müslüman, popüler kültürün girdabında kaybolmaz. Başka dünyalara ait yaşam tarzlarını bilinçsizce taklit etmez. Dinimizde ve sahih geleneğimizde yeri olmayan sembolleri, eğlence biçimlerini, tutum ve davranışları benimsemez. Bunun, Müslüman kimliğini zedelediğini, toplumu ve gelecek nesilleri dinine, tarihine ve değerlerine yabancılaştırdığını bilir. Tarih sahnesinden silinen nice milletin önce inanç ve değerlerini, sonra da kültür, edebiyat ve sanatını kaybettiğini unutmaz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 

“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”[ii] 

Yani bir kimse, kendi değerlerini yaşamak ve yaşatmak yerine başkasına özenir, onun inanç ve adetlerini benimserse, sonunda onlar gibi düşünmeye ve onlar gibi yaşamaya başlar. Zira maddi ve fiziki benzeşmenin manevi sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

O halde, Rabbimize, insanlığa ve gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Kur’an’a ve sünnete sımsıkı sarılalım. Hayatımızın her alanında İslam ahlakını ve terbiyesini kuşanalım. Yaratılış gayemizden uzaklaştıran, kültür ve medeniyetimizi yozlaştıran her türlü söz, anlayış ve davranıştan uzak duralım. Unutmayalım ki toplumlar, dinî ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve bu değerlerden beslenen şuurla yaşarlar.



[i] Âl-i İmrân, 3/110.

[ii] Ebû Dâvûd, Libâs, 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

KAYNAK:

5 Eylül 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-25

 

Hadis-i Şeriften Mesaj Var

Helal Yolda Yürümek Harama Yaklaşmamak

İnsanlar hayatlarını sürdürebilmeleri ve refah içinde yaşayabilmeleri için rızık peşinde koşmalıdırlar.

Rızkımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

Hiçbir uğraş vermeden, eziyet çekmeden, çalışıp çabalamadan geçimimizi sağlayamayız.

Dünya hayatını huzurlu, sağlıklı ve rahat geçirebilmek için maddi ve manevi ihtiyaçların yerine getirilmesi şarttır.

Maddi ihtiyaçlarımızı elde etmek için helal yolları kullanarak çalışıp rızkımızı temin etmeliyiz. İşimize gücümüze haramı karıştırmamalıyız. Kazancımızı elde ederken yalandan ve hileden uzak durmalıyız. Yaptığımız her türlü faaliyetler helal çizgi üzerinde olmalıdır.

Dinimizin yasakladığı haram olan şeyleri yaşam alanlarımızın her köşesinden uzakta tutmalıyız.

Resmi işlerimizde, ticari faaliyetlerimizde, kazancımızda, üretim faaliyetlerimizde, tarımsal işlerimizde ve bil umum yaptığımız her işimizi helal yoldan yapmalıyız. Haramı haram bilip, her daim haramdan ve şüpheli olan şeylerden uzak durmalıyız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

”(Rızık temin ederken)helal olanı alın haram olanı terk edin.” (İbni Mace,Ticaret,2.)

Peygamberimizin bu hadisinde bize vermiş olduğu mesajı iş hayatımızda kısaca şu şekilde uygulamaya çalışabiliriz:

1-Öğrencilik hayatımızda, ders ve sınavlarımızda usulsüzlük yapmamalıyız.

2-İş ve çalışmalarımızda dürüst olmalıyız.

3-Çevremizde yaptığımız davranışlarımızla güven vermeliyiz.

4-Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı düşünerek, ölçerek ve aklımızı kullanarak yerine getirmeliyiz.

5-İş ahlakımızdan yalan, hile ve dolandırıcılığı tamamen uzaklaştırmalıyız.

6-Her daim çalışkan, samimi ve dürüst olmalıyız.

7-Rızkı veren Allah’tır. Bize düşen çalışmak ve gayrettir. Rızık konusunda endişeye kapılıp, yalan ve hileye baş vurmamalıyız.

8-Kazancımızı helal yollardan elde etmeye çalışmalıyız.

9-İşimize besmele ile (Allah’ın adıyla) başlamalıyız. Allah’ın adıyla işimize samimi olarak başlarsak, harama düşmekten korkar, Allah’tan utanır ve bu durumu hatırımızdan çıkarmamış oluruz.

10-Yaptığımız iş ve davranışlarımızda (her türlü faaliyetlerde) Allah’ın bizi her daim gördüğünü, meleklerin de izleyip kayıt ettiklerini düşünmeliyiz. Bu şekilde de haramdan ve günahtan uzak durmaya çalışırız.

Ne mutlu helal-haram çizgisini takip edip, helal yoldan rızıklarını kazananlara…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

8 Ağustos 2021 Pazar

Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerinden Mesaj Var-24

                                      Hadis-i Şeriften Mesaj Var

İyiliği Esirgememek

İnsanın yalnız başına yaşaması ve hayatını sürdürebilmesi zordur. İnsanoğlunun maddi özellikleri yanında manevi özellikleri de vardır. İnsan sadece maddi bir varlık değildir.

İnsan maddi ve manevi ihtiyaçlarını giderdiği ölçüde mutlu olur.

İnsanın hem beden sağlığı ve hem de ruh sağlığı çok önemlidir. Hiçbirini ihmal etmemeliyiz. Her ikisi de dengeli olmalıdır.

Bedenimizin sağlıklı olması için gereken şeyleri yerine getirmeliyiz.

Ruhsal yönümüzün de güçlü ve sağlam olması için manevi ihtiyaçlarımızı zamanında karşılamalıyız.

Ruhsal yönümüzün v e maneviyatımızın güçlenmesi için başkalarına karşılık beklemeden iyilik etmeliyiz.

Yaptığımız iyilik ve yardımlar karşılığında; alacak olduğumuz sevaplar bizi dünyada ve ahirette mutlu edecektir.

Dünyada yaptığımız iyilikler öteki taraf için azık (yol için alınan yiyecek) olacaktır.

Dünyada biriktirdiğimiz azıklar bizi ahirette cennete ve oradaki nimetlere ulaştıracaktır. Bu inanış bizi mutlu edecektir. Yine bu inanış ruhumuzu huzura kavuşturup, maneviyatımızı yükseltecektir.

Ruh sağlığına kavuşmuş ve ruh sağlığını korumuş olmakla, beden sağlığımızı da korumuş oluruz.

İnsanlara elimizden gelen her türlü iyiliği yapmalıyız.

Yapabilme imkanına sahip olduğumuz en küçük bir iyiliği bile insan ve diğer canlılardan esirgememeliyiz.

Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde bu konuda bize şöyle mesaj vermektedir:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: ”Kardeşini güler yüzle karşılamak gibi en küçük bir iyilik dahi olsa, onu hor görme” (Müslim,Birr ve Sıla,144)

İnsanlara, hayvanlara ve tüm canlılara iyilik yapmak bir insani erdemdir. Elimizden gelen her türlü iyiliği yapmaya gayret etmeliyiz.

Yapabileceğimiz bazı iyilikleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Ayırım yapmadan ve karşılık beklemeden herkese iyilik yapmak.

2-Allah’ın selamını esirgememek.

3-Hoşgörülü olmak ve nazik davranışlar sergilemek.

4-Çevremize iyi örnek olmak.

5-Maddi ve manevi desteklerde bulunmak.

6-Görevlerimizi titizlikle yerine getirmek.

7-Hasta, yaşlı ve engellilere hürmet etmek ve yardımcı olmak.

8-Yetim, yoksul, ihtiyaç sahibi ve borçlulara kol kanat germek.

9-Hayvanları korumak onlara yardım etmek ve çevreyi korumak.

10-Allah’ın razı olacağı şeyleri yapmak ve başkalarına önermek.

Yapılan yardım ve iyilikleri gizli yapmak dinimizce uygun olur. İyiliklerin Allah katında değerli olabilmesi için tamamen karşılıksız olarak yapılmalıdır. İyilikleri sadece Allah rızası için yapılmalıdır. Görsünler, desinler, işitsinler için yapılan iyiliklerin bir faydası olmayacaktır.

Gizli açık yapılan her şeyi Yüce ALLAH bilir.

Hani bir söz vardır ya;“İyilik et, suya at. Balık bilmezse Halik bilir.”

Ne mutlu yaptığı iyilikleri sadece Allah rızası için yapanlara….

Ne mutlu yaptığı iyilikleri Allah katında makbul olanlara…

Ne mutlu yaptığı iyilikler yüzünden cennette ödüllendirilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: 

 

31 Temmuz 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

     Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ


طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ


"Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır."

(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)


24 Temmuz 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

   Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ 

 الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ 

وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ


(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

(Tirmizî, Birr, 36.)

18 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an-ı Kerim'den Mesaj var-43

                 İman Edip İyi İşler Yapanlar

Dünya hayatı geçici bir süreyle bizlere bahşedilmiştir. Allah bizi dünyaya gönderirken bizden maddi bir şey istemiyor. O insanı sadece Rabbini tanıması, büyüklüğünü görebilmesi ve O’na kulluk etmesi için yaratmıştır.

Allah insanı sayısız nimetlerle donattığı bir dünyaya gönderiyor. Bu nimetlerin kıymetini bilerek Yüce Allah’a şükretmeli ve kulluğumuzu yerine getirmeliyiz.

İnsanoğlu yaratılış gayesini ve kulluk vazifesinin ne olduğunu kendi kendine bilemez. Allah bunları peygamberleri aracılığıyla bildirmiştir.

Allah tüm insanları elçileriyle uyarmıştır. Çeşitli kitap ve peygamberler gönderen Yüce ALLAH en son gönderdiği peygamberi Hz. Muhammed’e kıyamete kadar tüm insanlığı uyarıcı nitelikte olan Kur’an’ı indirmiştir.

Kur’an’da dünya hayatında insanların uyacağı her husus bildirilmiştir. Dünya hayatının ahiret hayatının kazanılacağı bir saha olduğu bildirilmiştir. Adete dünyanın ahiretin bir tarlası olduğu vurgulanmıştır. Tarla ekilir, sulanır ve bakımı yapılırsa, bol ürünler elde edilir.

Bunun gibi dünyada inanan ve güzel işler yapan ve düzgün hayat sürdüren bir kişi buradan ayrılıp öteki aleme geçiş yaptığında orada dünyada yaptıklarının karşılığını alacaktır. Yaptığı iyiliklerine karşı cennetteki nimetleri hak edecektir.

Bu konu ile ilgili Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki mesajı şöyledir: 

İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır.”( Rûm Sûresi 15. Ayet)

Cennetteki nimetlere mazhar olmak için öncelikli şart Allah’a iman etmektir. Allah’a iman etmek için; Allah’ın bir tek olduğuna inanmak, Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna ve ona gönderilen Kur’an’a inanmak gerekir.

İman ettikten sonra cennetteki nimetlere kavuşmak için; bol ibadet, bol iyilik, güzel ve faydalı şeyler yapmak gerekir.

Allah kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’de bu dünya yaşamımızda ne yapmamız ve nelerden uzak durmamız gerektiğini ortaya koymuştur. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emir ve nehiylerini insanlara öğretmiş ve onların Kur’an’a uymalarını sağlamıştır. Bu şekilde Kur’an’a inanan ve Hz. Muhammed’in elçiliğini kabul edip, Allah’a iman eden Mü’minlerin yaptıkları her iyilik ve güzel işler karşılığında cennetle mükafatlandırılacaktır.

Müslümanlar, Ahirette mükafat olarak cennette karşılaştıkları nimetlerle sevince mazhar olacaklardır.

Ne mutlu ahirette nimetler içinde mutlu sonsuz bir hayata ulaşabilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

11 Temmuz 2021 Pazar

Hadis-i Şerifler Aydınlatıyor-9

                         Babaların Hakkı Çok Büyük

Yılın bir gününü babalar günü olarak ilan edip, o gün babaların gönlünü almak suretiyle onların hakkı ödenemez.

Anne ve baba hakkı her evladın önemseyeceği şeylerin en başında yer almalıdır. Onların üzerimize olan hakkını ödemeye kalkarsak bunu yapamayız. Yani tam olarak yapamayız demek istiyorum. Çünkü hakları asla ödenemez.

Hiçbir baba evlatlarına yaptıklarını bir hak olarak görmez. Analık ve babalık duygusu Allah’ın insanoğluna vermiş olduğu bir özelliktir. Anneler ve babalar herhangi bir karşılık beklemeden rollerini eksiksiz yerine getirirler.

Önemli olan bizler bir evlat olarak anne ve babamızın kıymetini ve değerini bilmektir. Onlara karşı sorumluluğumuz çok büyüktür. Onların hakkı kolay kolay ödenmez. 

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde bizi şöyle aydınlatır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse (hürriyetine kavuşturursa), babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.”

(Müslim, İtk, 25; Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120; Tirmizî, Birr, 8/1906).

Bu hadis-i şerifte babanın hakkının ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz. Burada anne ve babamıza karşı çok daha fazla hassas olmamız kastedilmektedir.

Anne ve babalarımıza karşı görev ve sorumluluklarımızdan bazılarını sıralamak istiyorum:

1-Anne ve babalarımızın  gönlünü almaya gayret edelim.

2- Hediyelerimiz yanında, onlara vereceğimiz en büyük hediye ; yalnız olmadıklarını ,bir gün değil her gün gerektiğinde yanlarında olabileceğimiz güvenini verebilmeye çalışalım.

3-Gerektiğinde yanlarına koşalım. İş ve güçlerinde onlara yardım edelim.

4-Sağlık hizmetlerini takip ederek onların huzurlu yaşamalarına ön ayak olalım.

5-Maddi ve manevi yönden her zaman yanlarında olmaya çalışalım.

6-Onları mutlu etmek için bizim nasıl olmamızı istiyorlarsa (iyi bir kişi) öyle biri olmaya gayret edelim.

7- Eğer anne ve babamız vefat etmişse ruhlarını analım. Onlar için sadaka verelim. İyilik yapalım.

Ne mutlu anne ve babasına karşı davranışlarından dolayı cennete gidebilenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


4 Temmuz 2021 Pazar

Kur'an Ayetleri Aydınlatıyor-9

 Sahip Olduğumuz Nimetlere Karşılık

               Çok Az Şükrediyoruz.

İnsan yaratılanlar içerisinde en mükemmel olanıdır. Allah insana birçok özellik ve nitelik vermiştir. Bütün yaratılar kendilerine has birtakım özelliklere sahiptir.

Canlı cansız tüm varlıkların sahip olduğu farklılıkları görmekteyiz. Bu farklı olma durumlarını hiçbiri kendi kendine elde etmesi mümkün değildir. Her şey bir etki ve tepkiye göre meydana gelmektedir.

       Elimizde bulunan bir cep telefonunu düşünelim. Telefondaki yazılım ve tüm programlar cihaza yüklenmemiş olsa telefonun hiçbir özelliği olmaz. Telefonun değerini artıran yazılım ve programlardır. Cihazın teknik kalitesi de çok önemlidir elbette. Telefonu değerli ve kullanılır kılan tüm özellikleri, mühendislik ölçüsünde birtakım çalışmalarla yapılır. Hiçbir cihaz kendiliğinden meydana gelmez. Her şeyin bir tasarımcısı ve ustası var.

       İşte bunun gibi insanoğlunun ve diğer tüm canlıların sahip olduğu özellikler Yüce Allah tarafından tasarlanıp oluşturulmuştur.

       Doğuştan sahip olduğumuz, görme, işitme, ses çıkarma, yeme, içme, tat alma, kalp damar sistemi, beyin sinir sistemi, karaciğer, akciğer, kan dolaşımı, mide, kalın bağırsak ve boşaltım sistemi gibi sayısız özellik ve nitelikler bize programlanarak karşılıksız hibe edilmiştir.

       Biz bu programları hazır bulduk. Hiçbir uğraş vermeden sahip olduğumuz bunca özellikleri bize yükleyen yüce bir varlık olan Allah’tır. Allah bize bunları karşılıksız verdi. Nimetlere karşılık, bize de şükretmek düşer.

Allah bizi bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle aydınlatır:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“(Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk Sûresi,23.Ayet)

       Bunca nimete karşılık Allah bizden kendisini tanımayı, kendisine ibadet etmeyi kısaca bizden kulluk istemektedir. Allah’a yaptığımız kulluk karşılığında da cennetle ödüllendirilmiş olacağız.

      Size bir kişi bir ikramda bulunursa, bir çay ikram etse, ona hemen teşekkür edersiniz memnuniyetinizi belli edersiniz. Önemli bir işimizde bize yardım eden birine karşı ne kadar çok müteşekkir oluruz. Onun yaptığı iyiliği unutamayız. Biz de onun iyiliğine karşılık veririz.

       Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetine karşılık biz de O’na bolca şükretmeliyiz. Şükrümüzü söz ile ifade etmek yeterli değil. Şükrümüzü, Allah’a karşı özel ibadetlerimizle göstermeliyiz.

       Namaz, oruç, zekat, iyilik ve yardım yapmak, zikir, Kur’an okumak, yetimle ilgilenmek, çalışmak, ilim yapmak gibi işlerle şükrümüzü fiiliyata çevirmeliyiz.

       İbadetlerimizle ve güzel ahlaklı yaşam süreciyle şükrümüzü her daim

       göstermeliyiz.

        Ne mutlu Allah’ın verdiği nimetleri fark ederek, hayatını şükür ve ibadetle geçirenlere…

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:


5 Haziran 2021 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur:


إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

(Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.)

1 Haziran 2021 Salı

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


                                           وَاَعْطٰى قَل۪يلًا وَاَكْدٰى


          "(Malından)Azıcık verip sonra vermemekte direneni?

                                                                    (Necm Sûresi, 34. Ayet)


Güzel İnsan İsa ÇELİK-5

 

                 Güzel İnsan İsa ÇELİK-5

Tam bir yıl önce aramızdan ayrılıp Hakka yürüyen çok sevdiğimiz komşumuz güzel insan İsa ÇELİK abimizin hayat öyküsünü  paylaştığım yazı dizisini bugün tamamlamak istiyorum.         


                                 Umarım biraz olsun İsa abiyi anlatabilmişiz.

İsa ÇELİK hayatının büyük bir bölümünü engelli oğlu Celal ÇELİK’i mutlu edebilmekle geçirmiştir. Kendini tamamen oğluna adamıştı. Kendi mutluluğunu oğlunun mutluluğunda buluyordu. Oğlu için arabasına rampa yaptırdı, banyoda kaldıraç sistemi yaptı, balkondan dışarıya çıkış köprüsü yaptı,yatağı otomatik sistemle çalışır vaziyete getirdi, bilgisayar ve sınırsız internet tedariki yaptı… İsa ÇELİK oğlu için lazım olacak bir şey için çarşı ve mağazaları dolaşır. Oğlu mutlu olsun diye hasta ve yorgun haliyle de olsa hiç pes etmeden var gücüyle mücadele etmiştir.

İsa ÇELİK büyüğümüzün vatan ve millet sevgisini de zikretmeden geçemem. Beraber olduğumuz sohbet ve konuşmalarımızda devlet büyüklerimize ne kadar çok saygı duyduğunu  her haliyle belli ediyordu. Onların yaptığı başarılı çalışmaları anlatırken heyecanlandığına bir çok kez şahit olmuştum. Milletimize hizmet eden devlet büyüklerine, asker, polis, hakim, savcı, avukat, doktor, öğretmen, mühendis,iş adamı, usta ve sanatkar  gibi çalışanlara minnettar olduğunu ve onlara saygı duyduğunu ifade ederdi.

 Vatanın bütünlüğü ve milletin bölünmezliğini her daim dillendirirdi. Askerimizi ve polisimizi çok sever başarılarını duydukça heyecanlanırdı. Asker ve polislerimizin başarılarını gündeme getiren dizi filmlerini  duygulanarak ve ağlayarak seyrederdi. Arka sokaklar ve Diriliş Ertuğrul dizileri  bunlardan bazılarıydı.


İsa ÇELİK’in dile getirmediğimiz bir önemli özelliği de  hepimize örnek olsun istiyorum. İsa abi kendisi için istediği ve memnun olduğu bir şeyi başkaları içinde istemesi ve hatta bu konuda gayret göstermesi takdire şayandır. Engelli oğlu için banyoda yaptığı vinçi, başka bir engelli aileye önererek, vinci kendisi yaparak bir engelliyi sevindirmiştir. Bir yerden uygun ve güzel bir şey aldığında bunu komşu ve tanıdıklarına da önerirdi. Böylece başkalarının da faydalanmasını canı gönülden isterdi. O herkesin iyi olmasını isterdi. Başkalarının iyiliğini istemesi bir temenni ötesinde, gerçekten birinin iyiliğe ulaşması için kendisi gayret ederdi.

                          Hz.Ali’de Buluşmak Üzere….

İsa ÇELİK abimiz hani demiştik ya oğlu için her şeyi yapar ve bu şekilde mutlu olur, vicdanı huzur bulur. Başta astım rahatsızlığı olmak üzere birçok hastalığına rağmen Celal’i için uğraşan İsa ÇELİK, her Cuma oğlunu hazırlayıp, engelli arabasıyla balkon köprüsünden dışarıya çıkarıp engelli rampayı kurarak kendi arabasına bindirerek mahalledeki Hz Ali mescidine getiriyordu. Orada hep beraber Cuma namazını eda ediyorduk.                                                                

   İsa abi için bu yaptığı bile tek başına büyük bir sevap. İnşallah Allah onu cennetine yerleştirir.                                                                                                                         

    Cuma namazı bittikten sonra mescit önünde komşularla kısa sohbet edilir ve ayrılık vakti gelince, bir hafta sonraki Cuma günü tekrar burada yani Hz.Ali Mescidinde buluşmak üzere der ve ayrılırdık. Ben okula giderdim.                

  Daha sonraları  bu Hz.Ali mescidindeki buluşmayı aynı zamanda ahirette Hz.Ali’de buluşma arzusuna dönüştürmüştük.  Şöyle derdik, Hz. Ali cennette Hz.Muhammed’le beraber olacağından bizde Hz.Ali’de buluşursak aynı zamanda peygamberimizle buluşmuş oluruz. Ogün bugün Celal ÇELİK’le görüşmemizde “Hz.Ali’de Peygamberimizle görüşmek ve komşu olmak dileğiyle hoşça kal… İfadesini kullanırız. İnşallah bu gerçekleşir.(Amin)



Engelli  Celal ÇELİK  babası İsa ÇELİK’i  Anlatıyor:

 Canım babacım İsa Çelik.

Güzel bir hayat yaşadı,

Babam çocukluğundan itibaren 72 yaşında ölene kadar sürekli çalıştı. 

Babam benim için çok iyi bir örnekti.

Çok dürüst doğru haksızlık karşısında dayanamayan cesur bir insandı.

27 yıl devlete işçi olarak hizmet etti.

Atölyesinden şahsı için bir vida dahi kullanmadı.

Bir defasında bir mafya bozuntusu komşuya hakaret ve tehdit ediyordu 

Apartmanda Yüksek ses gelince babam çıkmış adamın üzerine yürümüş sen kimsin be defol buradan diye kovmuş, tutmasalar dövecekmiş.

Babam çok mütevazı ve iyiliksever biriydi. 

Bir bayram günü sokakta komşuya gelen misafir babama arabasından gelen sesten bahsedince üzerinde bayramlıklâ hemen arabanın altına yattı tamir etti, gömleği yağ olmuştu.

Babam çok yufka yürekli idi.

Bazı Kemal Sunal filmlerine bile ağlardı.

Ben engelli olup ilerde yatalak olacak dendiğinde Allah'a söz verdi 

Sonuna kadar bakacağım engelli evlada.

16 yıl işe götürdü getirdi emekli etti Allah'ın izniyle 

Tuvalet banyo diş yemek giydirmek..

Sanrm98de işyerinde karnım ağrıdı.

 Babamı çağırdım. 

İşyerinde tuvalete götürdü hemen beni. 

İshal olmuş hem üstüm hem tuvalet batmıştı. 

Astımı olan babam çok uğraştı terledi. 

Babam ailesine çok düşkündür .

Yetmislerde duyuyor ki Hatay Dörtyol'da olan kız kardeşi sıkılıyor eniştesi de çarşıya

 yürümekten yorulmuş.

Bir radyo ve motosiklet göndermiş. 

Hocam çok yoruldum

Yavaş yavaş ara ara bir haftada 3 saatte yazdım 


Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK

 

Sevgili Celal Çelik kardeşimiz babası saygı değer büyüğümüz İsa abiyi çok güzel bir biçimde

 özetleyerek anlattı. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Değerli okurlar İsa ÇELİK abimizi acizane olarak sizlere tanıtmaya çalıştık. Esasen birçok şeyi

 atlayarak yazımızı tamamlamaya çalıştık…

İsa ÇELİK gibi bir değerimizi anlatabilmek beni çokça bahtiyar etmiştir.

İnşallah böyle bize güzel örnek olan büyüklerimizden bir şeyler alır ve bunları hayatımızda

 önemseriz. Ve çocuklarımıza da bir miras olarak bırakmış oluruz.

İnşallah İsa abinin 5 torunu dedelerini tanıyarak onu örnek almak suretiyle vatana ve millete

 yararlı birer kişi olurlar. Buna, az da olsa katkı verebildiysem  kendimi mutlu hissederim.

Dürüst, çalışkan, yardım sever, iyi yürekli, herkesi düşünen, empati yapan, mütavazi birçok

 özelliğe sahip değerli büyüğümüz İsa ÇELİK’e hürmet eder saygılarımı sunarım.

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.(Amin)

 (Son)

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

Celalin Penceresinden

31 Mayıs 2021 Pazartesi

Güzel İnsan İsa ÇELİK-4

                         Güzel İnsan İsa ÇELİK-4

 Tam bir yıl önce aramızdan ayrılıp Hakka yürüyen çok sevdiğimiz komşumuz güzel insan İsa ÇELİK abimizin hayat öyküsünü sizlerle paylaşmaya devam etmek istiyorum.




İsa ÇELİK abimizin anlatılacak bir çok yönü var elbette. Onun  bence en önemli özelliklerinden biri de her konuda bilgi ve tecrübe sahibi olmasıydı. Kendisi iyi bir usta ve iyi bir şoför olmasından dolayı bu sahada kendisine güveni tam olup, başarılı bir geçmişe sahipti. Yani bu konularda tam anlamıyla söz sahibi idi.

Bunların dışında da hemen hemen her konuda bilgi sahibi olup, her mesleğin genel özelliklerini bilirdi. Bu biraz merak ve biraz da kabiliyete bağlıdır. Her ikisi de İsa abide mevcuttu.

Başka mesleklerinde püf noktalarını bilirdi. Buna bir örnek vererek İsa abinin ne derece bilgi ve anlayışa sahip olduğunu görmeye çalışacağız.

Tanıdığımız stajyer bir öğretmen, dersini dinlemeyen haylaz bir öğrenciyi sınıftan kovar. Öğretmen öğrenciye der ki, dışarı çık ve dersin sonuna kadar orada bekle. Öğrenci dışarda beklemez, doğruca çarşı merkezine gider. Orada bir bakkaldan yiyecek canı çeker ve gizlice bir şeyleri alıp kaçmak isterken yakalanır ve polislere teslim edilir. İlçe çok küçük bir yerleşim yeri olduğundan konu kaymakam bey’e yansır. Kaymakam hemen okulu arar ve karşısına çıkan nöbetçi öğretmen:Buyurun efendim der… Okul müdürü o anda okulda olmadığı için nöbetçi öğretmen telefona bakar. Telefonun uçunda Kaymakam bey var. Kaymakam olayı anlatır ve kızar tabi… Nöbetçi öğretmen aynı zamanda öğrenciyi dersten dışarı çıkaran kişidir. Tesadüf öğretmen ile Kaymakam önceden tanışıyordu. Öğretmen Kaymakam’a şöyle der: Kaymakam bey özür dilerim öğrenciyi dışarda beklemesi için çıkarmıştım. Oda bu yanlış davranışa yöneldi… Kaymakam bey’de öğretmeni tanımıştı. Hocam dedi bir daha böyle bir şey olmasın… Bu olay, stajyer öğretmen için hayatında büyük bir ders olmuştu.                                                    Bu olayı bir öğretmen olarak İsa abi ile konuşurken, İsa abinin söylediği şu söz onun ne kadar bilgi ve tecrübe sahibi olduğunu gösteriyordu:” Yaramazlık yapan öğrenciyi tahtaya kaldırıp, dersin sonuna kadar tek ayak üstünde bekletseydi ya” İşte bu tüm öğretmenlere iyi bir önek olsun.

İsa abinin bize anlattığı bir çok öykü  vardı. Hepimize ders verici özellikte olan anlatımlarını videoya çekmeye başlamıştık. Maalesef bu çekimleri tamamlayamadık. İsa abinin anlattığı ilgi çekici ve eğlendirici olanlarından bir iki örnek vermek istiyorum.    

                    Ön Tarafı ve Sürücü Yeri Olmayan Kamyon

Eskiden  kamyonla yolcu taşınmaktaydı. O zamanlar  yolcu arabası yaygın değildi. Kamyonlarla yolcu taşınmaktaydı. Sürücü yeri ve ön tarafı olmayan ve terk edilmiş bir kamyon kasası varmış. İki kişi  kamyon kasasının arka kapısını açıyorlar ve oradaki yolculara sesleniyorlar. Birazdan kamyon şu yere  hareket edecek. Hadi vatandaş gel birkaç yolcu aldıktan sonra kalkacak diyerek, kamyonu yolcu ile dolduruyorlar. Yolcular binerken yol paralarını da veriyorlardı. Son yolcu bindikten sonra kamyonun kapısını kapatıyorlar. Ve yüksek sesle şoföre bağırıyorlar. Hareket edebilirsin iyi yolculuklar… Aradan az bir süre geçmişti. Kamyon hareket etmeyince yolcular mırıldanmaya başlıyor. Niye kalkmıyor bu araba? Ne var acaba? İçlerinden biri aşağıya iniyor şoförü uyarmak için bir de ne görsün, kamyonun önü yok, şoför yok… Tüm yolcular aldatılmıştı… Böyle bir aldatma nasıl yapılır diye hayretler içinde gülüşüyorduk, İsa abinin anlatımlarıyla… 

                                Ailenin Mutluluk Sırrı:Karpuz

Mutlu ve huzurlu bir aile reisi arkadaşlarını evine davet eder. Evde ziyafet verilir. Arkadaşları evde gördükleri huzur ve mutluluğun sebebi nedir, diye sorarlar.

Adam  eşine derki , Bir karpuz getir de ikram edelim. Hanım bir karpuz getirir, eşine verir. Adam karpuza eliyle birkaç kez vurur. Hanımına der ki,  bu karpuz iyi değil git başka getir. Hanım karpuzu alır gider ve arkasından yeni bir karpuz getirir. Adam karpuzu inceler eliyle vurur karpuzu yine beğenmez. Hanımına karpuzu verir git diğer karpuzlardan getir, der. Hanım hiç bozuntuya vermez gider yeniden bir karpuz daha getirir. Adam karpuza dokunur şimdi iyi bir karpuz getirdin der, hanımına. Karpuz kesilir ve afiyetçe yenir. Arkadaşları adama sorar. Hani bize mutluluğun sırrını demedin.  Nedir sizi mutlu eden şey?

Ben size bunu gösterdim. Ama siz fark edemediniz. Mutluluğumuzu sağlayan şey karpuzdu. Önce anlayamamışlardı mutluluğun sebebini…. Adam sırrı açıklayınca herkes anlamıştı sırrı. Meğer evde tek karpuz vardı. Evin hanımı her sefer gider aynı karpuzu alır getirir. Başka karpuz yok diyerekten Kocasını rezil  etmez. Eşlerin birbirine her zaman değer vermesidir mutluluk kaynağı.




Rahmetli İsa abi eşi Nuriye hanıma bakarak şöyle demişti: Hocam bizim hanımda böyledir…Bizim huzurumuz Nuriye hanımdır. Ben dışarda gurbetlerde çalışırken. Nuriye hanım evi döndürdü. Çocuklarımı yetiştirdi. Onların okumalarına sebep oldu. Allah razı olsun ondan, dedi.

Gerçekten çok uyumlu eşlerdi. Allah her ikisinden razı olsun. Tüm aile Cennette buluşur İnşallah.

(Devam edecek)

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog:

Celalin Penceresinden