Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2025 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramı

 ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. 

30 Ağustos, kutlu bir zaferdir.

30 Ağustos, hürriyete aşık aziz milletimizin şeref nişanesidir.
30 Ağustos, yedi düvele karşı şahlanan milli ruhun bu topraklara silinmemecesine vurduğu istiklal mührüdür. 
30 Ağustos, kahraman ecdadımızın tarihe karşı 'Anadolu ebediyen Türk yurdu kalacaktır!' haykırışıdır. 
Muzaffer ordunun dahi kumandanı büyük Atatürk başta olmak üzere, muhteşem ecdadımızı minnet, rahmetle anıyoruz. 

Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)

Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra kamuoyunda ve TBMM’de taarruz için sabırsızlıklar baş göstermiştir. Bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, 6 Mart 1922’de Büyük Millet Meclisinin gizli bir toplantısında endişe ve huzursuzluk duyanlara “Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür.” diyerek bir taraftan zihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken diğer taraftan da orduyu son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlamıştır.

1922 yılının Haziran ayı ortalarında, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçme kararını almıştır. Asıl amaç; yok edici bir meydan savaşı yapmak, düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktır. Büyük Taarruz ve bu taarruzu taçlandıran Başkomutan Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın son safhasını ve zirvesini teşkil etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 3 yıl 4 aylık süreçte Türk milletini ve ordusunu adım adım hedefe taşımıştır.

Batı Anadolu’yu Türk ordusuna karşı savunmayı planlayan Yunan ordusu; Gemlik Körfezi’nden Bilecik, Eskişehir ve Afyon doğusu ile Menderes Nehri’ni takiben Ege Denizi’ne dayanan savunma hattını bir yıla yakın bir süre ile tahkim etmiştir. Özellikle Eskişehir ve Afyon bölgeleri gerek tahkimat gerekse birlik miktarı bakımından daha kuvvetli tutulmuş, hatta Afyon’un güneybatısındaki bölge birbiri gerisinde beş savunma hattı şeklinde tertiplenmiştir.

Hazırlanan Türk taarruz planına göre 1’inci Ordu kuvvetleri, Afyon’un güneybatısından kuzeye doğru taarruza geçtiğinde Afyon’un doğusu ve kuzeyinde bulunan 2’nci Ordu kuvvetleri de taarruzla kesin sonuç almak istediğimiz 1’inci Ordu bölgesine düşmanın kuvvet kaydırmasına engel olacak ve Döğer bölgesinde bulunan düşman ihtiyatlarını kendi üzerine çekmeye çalışacaktır. Süvari Kolordusu da Ahır Dağları’ndan aşarak düşmanın yan ve gerilerine taarruz ederek düşmanın İzmir’le telgraf ve demir yolu irtibatını kesecektir. Baskın prensibi ile Yunan ordusunun imhasının gerçekleşmesi düşünülmüştür.

Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.

İki ordunun insan ve tüfek yönünden aşağı yukarı birbirine denk olmasına karşın makineli tüfek, top, uçak ve özellikle motorlu araçlar yönünden üstünlük Yunan ordusundaydı. Yalnız süvari (kılıç) olarak Türk ordusu üstünlüğe sahipti. Bir taarruz ve özellikle de takip harekâtında tank ve motorlu araçların bulunmadığı o zamanki savaşlarda, süvarinin oynayacağı rolün çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçekti. Mustafa Kemal Paşa, 19 Ağustos 1922’de Ankara’dan Akşehir’e giderek 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı düşmana taarruz emrini vermiştir.

Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.

26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe’deki yerini almıştır. Büyük Taarruz burada başlamış, topçuların sabah saat 04.30’da taciz ateşi ile başlayan harekât, saat 05.00’te önemli noktalara yoğun topçu ateşi ile devam etmiştir.

Piyadeler, sabah 06.00’da Tınaztepe’ye hücum mesafesine yaklaşarak tel örgüleri aşıp Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra Tınaztepe’yi ele geçirmiştir. Bundan sonra saat 09.00’da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düşmandan temizlenmiştir. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1’inci Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe’den Çiğiltepe’ye kadar on beş kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirmiştir. 5’inci Süvari Kolordusu düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulunmuş, 2’nci Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürmüştür.

27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken Türk ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçmiş, bu taarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve insanüstü çabalarla gerçekleştirilmiştir. Afyon kurtuluşun şanlı ve şerefli müjdesi olmuş, Başkomutanlık Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyon’a taşınmıştır.

Sabah saat 05.30’da topçu ateşiyle Büyük Taarruz’un başlaması,
Kocatepe, Afyonkarahisar, 26 Ağustos 1922.

28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen taarruz harekâtı, düşmanın 5’inci Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlanmıştır. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gerekli bulmuşlardır. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar almışlar ve karar süratli ve düzenli bir şekilde uygulanmıştır. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekâtı, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. Büyük Taarruz’un son safhası Türk askerî tarihine Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiştir.

30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ateş hatları arasında, bizzat Zafertepe’den idare ettiği savaşta, tamamen yok edilmiş veya esir edilmiştir. Anadolu’daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha veya esir edilmiş, kalan bölümü ise üç grup halinde çekilmiştir. Bu durum karşısında Çalköy’de yıkık bir evin avlusu içinde Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunu takip etmesi için Türk ordusuna o tarihî “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini vermiştir.

Takip Harekâtı ve Zafer

1 Eylül 1922’de Türk ordusunun takip harekâtı başlamıştır. Muharebelerden kurtulan Yunanlar İzmir’e, Dikili’ye ve Mudanya’ya doğru kaçmaya başlamışlardır. Türk ordusu bu muharebe neticesinde 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girmiştir. Sabuncubeli’nden geçen 2’nci Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir’e doğru akarken bunun solunda 1’inci Tümen de Kadife Kale’ye doğru yürümüştür. Bu Tümenin 2’nci Alayı, Tuzluoğlu Fabrikasından geçerek Kordonboyu’na ulaşmıştır. Yüzbaşı Şeref Bey Hükûmet Konağına, 5’inci Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine ve 4’üncü Alay Komutanı Reşat Bey’de Kadife Kale’ye bayrağımızı çekmişlerdir.

9 Eylül 1922’de İzmir, 11 Eylül'de Bursa ve 18 Eylül'de de Batı Anadolu düşman işgalinden kurtarılmıştır. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması ile Doğu Trakya, silahlı çatışma olmadan Yunan askerinden arındırılmıştır. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirmiştir.

Türk milletinin vatan sevgisinin, yıkılmaz azim ve iradesinin bir eseri olarak ortaya çıkan bu zaferle sadece vatan toprakları düşmandan kurtarılmamış, Büyük Önder ATATÜRK’ün liderliğinde, ulus iradesine ve egemenliğine dayanan bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temeller üzerinde kuruluş süreci başlatılmış ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Büyük Zafer’den iki yıl sonra Mustafa Kemal Paşa, Başkomutan Meydan Muharebesi’ni sevk ve idare ettiği Zafertepe’de 30 Ağustos 1924 tarihinde Büyük Zafer’in önemini şu şekilde ifade etmiştir. “... Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada atıldı. Ebedî hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçuşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır...”

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün engin ileri görüşlülüğüyle kurulan Cumhuriyet, ulusal egemenliğe dayanan yönetim biçimi olmasının yanı sıra kapsamlı bir aydınlanma ve çağdaşlaşma atılımıdır. Cumhuriyet’le birlikte hayata geçirilen devrimler, ulusumuza çağdaş bir yaşamın kapılarını açmış; laik ve demokratik Cumhuriyet’e sahip olmanın onurunu yaşatmıştır.

Kaynak: https://ata.msb.gov.tr/Genel/icerik/milli-mucadele-donemi

https://www.kulturportali.gov.tr/portal/30agustoszaferbayrami


1 Ağustos 2021 Pazar

AYIN SÖZÜ

                  Ayın Seçme Sözü ve Yorumu


         
“Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.” 

                                                                         Sultan ALPARSLAN

İnanan Müslümanlar için dünyada vatan ahirette de iman çok önemlidir.

Dünyada düzgün bir hayat sürdürebilmek için iyi bir barınak şarttır. Ahirette de kurtuluşa ermek ve cennete girebilmek için de iman şarttır. Ahireti kazanma yeri de dünya hayatıdır.

Dünya hayatını iyi bir şekilde geçirebilmek için barınak gerekir. Evsiz ve park sız olarak yaşamak çok zordur.

Kışın soğuk ve yağışlı günlerde evi ve yuvası olmayan kişilerin yaşamlarını sürdürebilmesi mümkün olmaz.

Hayvanların bile yuvaları yıkılınca hayata tutunmaları zorlaşır.

İnsanlar için barınak çok önemlidir. Ancak barınağın yanında çok daha önemli olan şey “Vatan”’dır.

Bağımsız bir vatanın yoksa evin ve barınağın ne önemi olabilir. Başka milletin egemenliğindeki vatan, vatan sayılmaz. Orada köle durumundasın. Orada ruhumuz işkence içinde olur. Huzurumuz olmaz. Moral sıfırlanır.

Çünkü her an başkasının emrindesin…Kölesin yani… Hürriyetin ve özgürlüğün yoktur.

İşte böylesine önemlidir bağımsız bir vatan.

Bu bakımdan Türkiye’miz en büyük değerimizdir. Çünkü Türkiye bağımsız bir Türk Vatanıdır. Vatanımız bize atalarımızdan emanettir.

Bugün Anadolu topraklarında bağımsız T.C. Devletimizin resmi sınırları kutsal vatandır.

Bu toprakları ilk defa 1071 de Türklere açan Sultan ALPARSLAN’dır. Anadolu’yu bize ebedi yurt olarak bırakan Selçuklu sultanı ALPARSAL şöyle der: “Size öyle bir vatan aldım ki, ebediyen sizin olacaktır.”

1071 den bu yana Anadolu toprakları Türk Milletine vatan olmuştur. Allah’ın izniyle kıyamete kadar bu topraklar bize vatan olarak kalacaktır. Anadolu’nun kıyamete kadar elimizde olması için her türlü fedakârlığı göstermeliyiz. Canımız pahasına olsun vatanımızı korumalıyız. Vatanımıza, bayrağımıza, birliğimize göz diken iç ve dış düşmanlarımıza hiçbir zaman fırsat vermemeliyiz.

Bu vatan topraklarımıza her zaman düşman saldırıları ve istilaları olmuştur. Milletimizin birlik ve beraberliğiyle bu saldırılar bertaraf edilmiş, bağımsızlığımız korunmuştur.

Bunlara tarihte pek çok örnek verilebilir. 1915 Çanakkale muharebeleri, Kurtuluş savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz,15 Temmuz hain girişim durdurulması ve birçok tarihi mücadelelerimizi dile getirebiliriz. Bunların her birinde milletimiz büyük komutan ve askerleriyle topyekûn vatanı savunmuşlar. Tarihi zaferler kazanmışlardır.

Biz de tarihte olduğu gibi her daim teyakkuz halinde olmalıyız. Ekonomik ve  bilimsel yönden güçlü olmalıyız. İnsan gücümüzü ve askeri alanda ilerleme kaydetmeliyiz.

1071’den beri bu toprakları bize vatan yapan başta Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arsalan ve tüm gazi ve şehitlerimize minnettarız.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Kutsal vatan TÜRKİYEMİZ bize emanet.

Kıyamete kadar vatanımızı koruyacağımıza ve vatan için çalışacağımıza söz veriyoruz.

Efkan VURAL

Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: 

 

 

 

 

 

 

 

  

                                  

23 Nisan 2021 Cuma

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!

 


Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 101. yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını sevinç ve mutluluk içinde idrak ediyoruz.

Türk milletinin bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli unsuru olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş halidir.

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı 23 Nisan Cuma günü yapılmıştır.

Açılışın Cuma günü yapılması tesadüfi değildir.

Asırlar önce de Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan Anadolu kapılarını Türklere açmak için, bir Cuma günü namazdan çıkıp beyaz elbisesiyle atına binerek seferi başlatmıştır.

Tarihimizde bu olay Türk Milleti içim büyük bir başlangıç olup, unutulmaz değerlerimizdendir.

İşte Mustafa Kemal ATATÜRK’te  özellikle Cuma gününü seçmiştir.

Çünkü çok önemli bir kurumun açılışı yapılacaktı.

Orada tüm dünyaya Türk Milletinin Bağımsızlığı ve bütünlüğü ilan edilecekti.



Böylesi önemli bir günde Cuma namazı sonrası dualarla açılan TBMM Milletin kalbi olmuştur.

Türk Milletinin bağımsızlığı ve varlığı her şeyin üstündedir.

Bağımsızlık olmadan yapılan hiçbir şeyin anlamı yoktur.

Tutsak olmak, zincire vurulmak ölmekten beterdir.

Onun için önce bağımsızlık ve hatta tam bağımsızlık.

Bağımsızlık ve özgürlük yoksa bir yerde Cuma namazı kılınmaz diyerek milleti bağımsızlık ve milli mücadeleye davet eden Maraşlı Sütçü İmam’ı da dile getirmek lazım.

Bağımsızlığımıza ulaşmak adına mücadele eden herkese minnettarız.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Büyük Millet Meclisinin açılışı ile beraber Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisan 1921'de Milli Bayram olarak kutlanmaya başladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramını idrak ettiğimiz bu kutlu günde;

Çocuklar ve gençler yarının büyükleri olarak idealleriniz  ve ideallerimiz kısaca şunlar olmalıdır:

Biz büyük bir milletin çocuklarıyız. Bunu hepimiz çok iyi bilmeliyiz.

Kendimizi hiçbir zaman küçük görmemeliyiz.

 Bizler çok çalışıp, çok okuyup, çok düşünmeliyiz. Bilimsel çalışmalara önem vermeliyiz. Teknolojik olarak çok ilerlemeliyiz.

Kendi teknolojimizi kurmalıyız.

Kendi savaş donanımımızı oluşturmalıyız.

Savunmamızı çok güçlü bir hale getirmeliyiz. En güçlü orduya sahip olmalıyız.

Bunun için ekonomimizin iyi olması lazım. Hep beraber ülke ekonomisine katkı sağlamalıyız.

Hepimiz tasarrufa önem vermeliyiz. Lüks tüketimden uzak durmalıyız.

Devlet malını kullanırken bir toplu iğnenin dahi hesabını Allah’a vereceğimizi unutmamalıyız.

Herkese hoşgörülü olmalıyız.

Elimizden geldiğince herkese yardım etmeliyiz.

Yardım sever olmalıyız.

Hep birlikte daha güzel günlere inşallah....

Efkan VURAL


Bu Yazı Aşağıdaki Web Sitelerinde Yayınlanmıştır:

Milliyet Blog: