BİRLİKTE RAHMET VARDIR
Muhterem
Müslümanlar!
Yüce Rabbimizin saygı duyulmasını emrettiği dört aydan[1] biri olan, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
“Hürmete layık”[2] olarak zikrettiği Muharrem ayının manevi iklimi içerisindeyiz.
Resûl-i Ekrem (s.a.s),
“Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli
oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”[3] buyurarak, bu
mübarek ayın; ibadet ve taatle, hamd ve şükürle, tövbe ve istiğfarla
değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.
Aziz Müminler!
Önümüzdeki perşembe Âşûrâ
gününü idrak edeceğiz. Birçok peygamberin hayatında önemli gelişmelere sahne
olan Âşûrâ günü; ne hazindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Cennet
gençlerinin efendisi”[4]
diyerek
övdüğü, torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ile çoğu Ehl-i Beyt’e mensup yetmişi aşkın
Müslümanın Kerbelâ’da acımasızca şehit edildiği gündür.
Kıymetli
Müslümanlar!
Kerbelâ, müminlere; birlik
ve beraberlik içinde hareket etmeyi, ayrılık ve gayrılığa düşmemeyi hatırlatır.
Hak ve hakikati ayakta tutmayı, adaletten ve iyilikten ayrılmamayı anlatır.
Kerbelâ, aramıza fitne ve fesat tohumu ekmek, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere
karşı feraset ve basiretle davranmamızı tavsiye eder. Sevgili Peygamberimiz
(s.a.s)’in, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”[5]
uyarısına kulak vermemizi; sevinci ve nimeti
paylaştığımız gibi hüznü ve meşakkati de paylaşmamızı telkin eder.
Değerli
Müminler!
Bugün, inananları; acı ve gözyaşına mahkûm etmek, İslam beldelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek isteyen zalimler, başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok farklı coğrafyada yeni Kerbelâlar yaşanması için her türlü yolu denemektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de bir daha aynı hüznü yaşamak ve şer odaklarını sevindirmek istemiyorsak, aramızdaki ihtilafları derinleştirmek yerine ortak paydada buluşmanın yollarını aramalıyız. Zira Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz birdir.
Cenâb-ı Hakk’ın,
“Kendilerine apaçık
deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın”[6] emri gereğince birbirimize kenetlenmeli; İslam
kardeşliğine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmalıyız.
Bu
vesileyle, başta Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt-i Mustafa olmak üzere; din, vatan ve
mukaddesat uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz.
Hutbemizi, Allah Resûlü
(s.a.s)’in şu uyarısı ile bitiriyoruz:
“Birbirinize
nefret ve düşmanlık beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt
çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun…”[7]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder