DUYARLILIK
Muhterem Müslümanlar!
Mutlu
bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de
duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz
için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı
fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların
can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini,
kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.
Aziz Müminler!
Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir.
Yüce Rabbimiz,
“Ey iman
edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış
yola sapanlar size zarar veremez”[1] buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı
ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine
getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve
çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı
sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktarandır. Dünyanın
neresinde olursa olsun her bir mazlumun acısını, her bir mağdurun sızısını yüreğinde
hisseden ve üzerine düşen vazifelerini yerine getirendir.
Değerli Kardeşlerim!
Müslümandan beklenen, kendisine emanet edilen dünyaya karşı da
duyarlı olmasıdır. Nasıl ki evini, işyerini ve ibadethanesini temiz tutuyor ise
tüm çevresini de aynı titizlikle temiz tutmasıdır. Müslümandan beklenen; ormanına, toprağına ve suyuna hassasiyet
göstermesidir. Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız
kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri
almasıdır.
Kıymetli Müminler!
Bütün hayatı ve ibadetleri vakit ile tanzim edilmiş Müslümandan beklenen; zamana karşı da duyarlılık göstermesi, onu boşa harcamamasıdır.
Zira çalışmak, Müslümanın şiarıdır. Onun dinlenmesi, bir işi bitirip diğerine başladığındadır.
“Mümin, bal arısına benzer. Bal
arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep
iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”[2] hadis-i şerifi, bu
konuyu bizlere veciz bir şekilde özetlemektedir.
Aziz Müslümanlar!
Unutmayalım ki, kendimiz ve
çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya inşa etmenin yolu; çevremize, vaktimize
ve bütün insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.
Hutbemizi,
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz:
“Nerede olursan ol, Allah’a karşı
sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen
peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla
davran!”[3]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder