25 Ağustos 2025 Pazartesi

DOĞAL GÜZELLİKLER

 Allah'ın Bahşettiği  Doğal Güzellikler

Çevremize baktığımızda gördüğümüz nice güzellikler tabiatta sergilenen Yüce Allah'ın insanlığa ve bütün canlılara ayırımsız bir ikramıdır.

Sıra sıra dağlar,vadiler,ovalar,ormanlar,otlaklar,dereler,akarsular,denizler, göller, kayalıklar, topraklar, bitkiler, meyveler, diğer tüm canlı ve cansız varlıklar.

Allah doğal güzelliklerinin hepsini bize karşılıksız verdi. 

Biz bunların kadri kıymetini bilmiyoruz. Hatta nankörlük edip bu sahip olduğumuz güzellikleri hunharca yok ediyoruz.

Yıkıp yok ediyoruz. Doğanın güzelliklerini kendi elimizle mahvediyoruz.

Herşey kendi mecrasında akıp gitmeli.

Düzeni bozmadan bu güzelliklerden faydalanmalıyız. Ama saygıyla ve sevgiyle.

Başta insanları, tüm canlı ve cansız varlıkları korumalıyız.

Maalesef insanlar hattı aşmışlar hiçbir şeye değer  vermiyorlar.

Her şeyin önüne menfaat ve hırs geçmiştir.

İnsanların yaşama hakkı ellerinden alınmış.

Gazze ve Filistin başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde insanların katledildiği ve soykırıma uğradığını görmekteyiz.

İnsana değer vermeyen insanoğlu tabiattaki her şeyi yok etmektedir.

Bu konuda herkes yarış halindedir.  

Çevreyi korumama gibi, zararlı maddeleri etrafa saçma gibi, orman yangınları, hava ve suyu kirletmeleri, hayvanları yok etmeleri gibi bir çok örnek verilebilir.

İnsanlık son yıllarda bitti.

İnsanlar bu günlerden utanacaktır.

Ama iş işten geçtikten sonra utanmanın ne anlamı var ki,

Hala geç kalınmış sayılmaz.

Hemen acilen doğal olan ALLAH'IN Koyduğu kurallara uygun olarak hayat nizamını sürdürmeliyiz.

Hemen savaşlara son verilmeli.

Herkes Hak ettiğini alabilmeli...

Özellikle yaşama konusunda vs. vs.

Yüce Alllah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:

İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, (Rûm Sûresi, 41. Ayet)





23 Ağustos 2025 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 22.08.2025 Tarihli Cuma Hutbesi:İBADET ; RUHA SEKİNET, TOPLUMA HUZUR VERİR

            İBADET; RUHA SEKİNET, TOPLUMA HUZUR VERİR




Muhterem Müslümanlar!


Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: 

“Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı, kulların O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır. Böyle yapmaları halinde kulların Allah üzerindeki hakkı ise, onlara Allah’ın azap etmemesi ve onları cennetine koymasıdır.”[2]

Aziz Müminler!

İbadet; İslam’ın emri, Müslümanın şiarı, imanın hayata yansımasıdır. Yüce Rabbimize olan teslimiyetimizin, şükrümüzün ve muhabbetimizin ifadesidir. İbadet, kul ile Allah arasındaki en sağlam bağdır. İnsanı Cenâb-ı Hakk’ın rızasına, rahmetine ve sevgisine ulaştıran en güzel yoldur. Kişinin şahsiyetini inşa eden, ruhunu olgunlaştıran, ahlakını güzelleştiren; kalbine nur, ruhuna sekinet veren ilahî bir disiplindir. 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ 

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”[3] ayetinde buyrulduğu üzere ibadet, yaratılış amacımızdır, kulluğumuzun gereğidir.

Kıymetli Müslümanlar!

İbadetler, Allah’ın kullarına yüklediği yük değil, lütuftur. Zira ibadetler; sabrı kuşanmayı, zamanı doğru kullanmayı bizlere öğretir. Nefsimizin cimriliğinden korur, yardımlaşma ve paylaşma bilinci kazandırır. Ümmet olma hassasiyetimizi pekiştirmemize, kardeşliğimizi kuvvetlendirmemize vesile olur. Hâsılı ibadetler, bizi; ailemize, çevremize ve topluma faydalı insan haline getirir.  

Dinimiz, hayatımızın her anını ibadet bilinciyle geçirmemizi öğütlemektedir.

 Nitekim Kur’an-ı Kerim’de 

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ   

“De ki: Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”[4] buyrularak bu hususa dikkatlerimiz çekilmektedir. Allah’ın, bizim için farz kıldığı ibadetleri ihmal etmeden kendimizin ve ailemizin rızkını helalinden temin etmek için çalışmamız da bir ibadettir. İnsanları aldatmadan, faiz, yalan, stokçuluk gibi günahlara dalmadan, kul ve kamu hakkına bulaşmadan dürüst çalışmak da bir ibadettir.

Değerli Müminler!

Bir Müslümanın, İslam’ın inanç esaslarını ve ibadetlerini göz ardı ederek başka bir dinin inanç ve ibadetlerinden, örf ve adetlerinden medet umması düşünülemez. Gerçek huzur ve mutluluk; ihlas ve samimiyet içerisinde Allah’a ibadet etmekle mümkündür. Yüce Rabbimiz, 

اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ 

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.”[5] buyurmaktadır. Eğer gençlerimizin ve çocuklarımızın gönlüne Allah sevgisini, ibadet aşkını yerleştiremez, kalplerini ilim ve irfanla dolduramazsak, maalesef onlar da İslam dışındaki batıl inançlardan ve kültürlerden huzur ve teselli arama çabasına girerler.

Aziz Müslümanlar!

Cuma günü camilerimiz dolup taşıyor elhamdülillah. Bizi kötülüklerden alıkoyan, iyiliklere ulaştıran vakit namazlarımıza da aynı ehemmiyeti gösterelim. Toplumsal huzurun, barış ve kardeşliğin sembolü olan camilerimizde omuz omuza kıyama duralım. Ailece camide olalım. Çocuklarımızı güzel söz ve tatlı dille camilere alıştıralım.  Unutmayalım ki, bizler dünya hayatına sadece mal biriktirmek, makam ve mevki elde etmek, oyun ve eğlence içinde bir ömür geçirmek için gelmedik. İbadetler olmadan imanımız kemale ermez. Kazancımız bereketlenmez. Yuvamızda huzur olmaz. Hayatımızı anlamlı kılacak olan, güzel ahlakla bezenmiş ibadetlerimizdir. 

Bizi Allah katında değerli kılacak olan da işte budur. Cenâb-ı Hakk’ın uyarısı gayet açıktır:

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَآؤُ۬كُمْۚ  

  “De ki: Duanız, ibadetiniz olmasa Allah ne diye size değer versin!”[6]

Kıymetli Müminler!

hutbe qr kodİçinde bulunduğumuz Ağustos ayının son günleri, î’lây-i kelimetullah aşkıyla yanan şanlı ecdadımızın vatan ve mukaddesat uğruna nice zaferler elde edip fetihler gerçekleştirdiği önemli günlerdir. Yüce dinimiz İslam’ın yolunda aziz ecdadımız Malazgirt Zaferi ile Anadolu’yu bize vatan kılmıştır. Büyük Taarruz ile de Anadolu’nun ilelebet bir Müslüman yurdu olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu vesile ile mukaddes değerler uğruna canını feda eden aziz şehitlerimize, Hakk’a yürüyen kahraman gazilerimize Yüce Rabbimden rahmet diliyorum.

 



[1] Hicr, 15/99.

[2] Müslim, Îmân, 48; Buhârî, Cihâd, 46.

[3] Zâriyât, 51/56.

[4] En’âm, 6/162.

[5] Ra’d, 13/28.

[6] Furkân, 25/77.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

18 Ağustos 2025 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


17 Ağustos 2025 Pazar

15 Ağustos 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 15/08/2025 Tarihli Cuma Hutbesi :KUL HAKKI ATEŞTEN GÖMLEKTİR

                    KUL HAKKI ATEŞTEN GÖMLEKTİR




Muhterem Müslümanlar!


Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir gün, ashâbına “Müflis kimdir biliyor musunuz?” diye sordu.

 Sahabe-i kirâm, ‘Malını mülkünü kaybetmiş, iflas etmiş kimsedir.’ diye cevap verdiler. 

Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu: 

“Bir kişi kıyamet günü kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken birine sövmüş, diğerine iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını dövmüştür. İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak onun iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesap tamamlanmadan iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır. İşte gerçek müflis budur.”[i]

Aziz Müminler!

Ailede, toplumda ve dünyada yaşanan bütün kötülüklerin temelinde kul hakkı ihlalleri vardır. Maalesef, kimi zaman alışkanlıkla, kimi zaman ihmal ve gafletle, kimi zaman da kasten kul hakları ihlal edilmektedir. Canın, dinin, malın, aklın ve neslin muhafazası, İslam’ın en temel esaslarındandır. Bu haklar Allah katında kutsal ve dokunulmazdır. Onların ihlali ise ağır bir vebal, büyük bir zulüm ve kul hakkına girmektir.

Kıymetli Müslümanlar!

Kul hakkı ihlallerinin en büyüğü, bir insanın canına kast etmektir. Ne yazık ki bugün, siyonist zalimler, dünyanın gözü önünde bu insanlık suçunu işlemeye devam etmektedir. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: 

“Kim bir mümini kasten öldürürse; cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”[ii] Bize düşen ise; başta Gazze olmak üzere dünyadaki zulümlere karşı sessiz kalmamak, mazlumlara maddi ve manevi desteğimizi daha da artırmaktır.


Değerli Müminler!


Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır. Arazi sınırlarını ihlal ederek başkasının mülkünü gasp etmek, asılsız gerekçelerle insanların mallarına el koymak, yalan beyanlarla insanları mağdur etmek ateşten gömlek giymektir. 

Hutbeme başlarken okuduğum hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem (s.a.s),

“Hiç kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.”[iii] buyurmaktadır.

Aziz Müslümanlar!

Adam kayırmak, çalışanlar arasında adil davranmamak kul hakkıdır. İşverenin; çalışanına ücretini tam ve zamanında vermemesi, gücünün üstünde iş yüklemesi, sigortasını yaptırmadan onu çalıştırması kul hakkıdır, günahtır. Çalışanın ise, işverenin malına zarar vermesi, çalışma saatlerine riayet etmemesi, hasta olmadığı halde rapor alarak işe gitmemesi de kul hakkıdır, günahtır.

Zemin etüdü yaptırmadan bina inşa etmek, inşaat malzemesinden çalmak, kalitesiz malzeme kullanmak insanları aldatmaktır, kul hakkıdır. Ayrıca, ülkemize gelen yabancılara, yurt dışından vatanlarını ziyarete gelen kardeşlerimize alışverişte farklı tarife uygulamak, bilgisizliklerinden istifade ederek onları aldatmak kul hakkıdır, günahtır.

Kıymetli Müminler!

Hangi sektörde olursa olsun, üreticinin malını değerinden düşük alıp yüksek fiyatlara satmak, bir ürünün raf ömrünü uzatmak için içerisine sağlığa zararlı maddeler katmak, son kullanma tarihi geçmiş ürünleri piyasaya sürmek kul hakkıdır, günahtır. Stokçuluk ve karaborsacılık yaparak fiyatları yükseltmek, ölçü ve tartıda hile yapmak, ayıplı bir malın kusurunu gizleyerek satmak kul hakkıdır, haramdır. 

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s),

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا 

“Bizi aldatan bizden değildir.”[iv] buyurarak konunun önemine dikkatlerimizi çekmektedir. 

Ayrıca kişinin, herkesin ortak kullanımına ait olan sokakları ve kaldırımları şahsi çıkarları için işgal etmesi ve insanların yürümelerine engel olması kul hakkıdır. Sosyal medyada, dijital mecralarda yalan ve yanlış haberlerle insanlara iftira atmak, onurlarını rencide etmek de kul hakkıdır, günahtır. Müslümana yaraşan ise, helalle yetinmek, harama asla tevessül etmemektir. Hiç kimsenin şerefine ve haysiyetine dil uzatmamak, bir başkasının malına göz dikmemektir.

Değerli Müslümanlar!

Kul hakkı bilinci, ailede başlar. Güçlü bir eğitim ve manevi bir bilinçle kök salar. Unutmayalım ki kul hakkı, mahşerin en ağır hesaplarından biridir. Hak sahibinden helallik almadan, onun maddi ve manevi zararlarını telafi etmeden ahiretin çetin azabından kurtuluş olmayacaktır.

hutbe qr kodHutbemi Bakara sûresinin 281. ayetinin mealiyle bitiriyorum:  “Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı tastamam verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.”[v]



[i] Müslim, Birr, 59.

[ii] Nisâ, 4/93.

[iii] Müslim, Müsâkât, 137.

[iv] Müslim, Îmân, 164.

[v] Bakara, 2/281.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü