AHÎLİK AHLAKI
Muhterem
Müslümanlar!
Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in doğumunu, “Peygamberimiz
ve Güzel Ahlak” temasıyla kutladığımız şu günlerde; onun gibi etrafına güven
veren, elinden ve dilinden emin olunan bir insan olmamızın gerekliliğini toplumumuzla
paylaşmaya gayret gösteriyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile özdeşleşen güvenilir
ve emin olma erdemini yansıtmamız gereken alanlardan biri de ticaretimizdir.
Aziz Müminler!
Öncelikle şu hususu ifade edelim ki;
hayatımızın her alanına yön veren ilahi ve nebevi ilkeler, ticaretimizde de bizlere
rehberlik etmektedir. Dini, insani ve vicdani olan bu ilkeler; helal kazancın
peşinden gitmek, dürüst ve güvenilir olmak, haksız rekabetten kaçınmak,
adaleti, doğruluk ve dürüstlüğü ticarette hâkim kılmak, sözleşmelere riayet
etmek gibi değerlerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Alicenap milletimiz; dinimizden,
medeniyet ve örfümüzden aldığı ilhamla, Ahîlik gibi bir teşkilatı ihdas
etmiştir. Bu teşkilat ile ticaret, zanaat ve ustalığı; ahlak, kanaat ve hayırlı
insan yetiştirme anlayışıyla bir araya getirmiş, esnaf ve müşteri arasında kardeşlik
köprüsü kurmuştur. Hatta kurduğu bu kardeşlik köprüsü öyle bir hal almıştır ki;
nice insanın İslam’la şereflenmesine ve nice beldenin kılıçsız fethedilmesine zemin
hazırlamıştır. Şanlı ecdadımız; “Halka hizmet, Hakk’a
hizmettir!” şuuruyla hareket etmiş, nesillerini; “Eline, beline, diline sahip
ol!” düsturuyla yetiştirmiştir.
Değerli
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, kimi insanımız, maddiyatı her şeyin önüne geçirebiliyor; aldatmayı kurnazlık, kandırmayı başarı olarak görebiliyor.
Peygamberimiz (s.a.s)’in,
“Bizi aldatan bizden değildir!”[1]
ikazı apaçık ortada dururken, dünyalık kazanç uğruna malının kusurunu gizlemeyi
ustalık, gerçeği çarpıtmayı ise pazarlama tekniği sayabiliyor.
Ey Esnaf Kardeşim!
Ey Tüccar Kardeşim!
Ey Zanaatkâr Kardeşim!
İşte tam bu noktada bizlerden beklenen; Yüce Rabbimizin,
“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar”[2] uyarısını dikkate almaktır.
Bizlerden beklenen; günlük meşgalelere dalmadan Allah’a karşı kulluk
görevlerimizi yerine getirmek, kul ve kamu hakkına riayet etmektir. Bizlerden
beklenen, dinimizce haram görülen şeylerin ticaretini yapmaktan; rüşvet, faiz,
karaborsacılık ve stokçuluk gibi gayr-ı meşru yollardan uzak durmaktır.
Aziz Müslümanlar!
Kaynağını vahy-i ilahiden ve
Efendimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesinden alan Ahîlik ilkelerini ticaretimize
yansıttığımız ölçüde, toplumumuzda güveni, huzur, barış ve adaleti daha da güçlü
hale getireceğimizi hatırlatıyor; hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu
duasıyla bitiriyoruz:
“Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin.”[3]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder