HER YETİM BİR EMANET
Muhterem Müslümanlar!
Bir
şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’
dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim
bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı.
Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi.[1] Ve bir defasında Rahmet Elçisi
(s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, “Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız”[2] buyurdu.
Aziz Müminler!
Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler
içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar
haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz.
Bizler; günlük
telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda
insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk,
zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını,
savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde
görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline
geldiği bir dünyada,
insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını
okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları
çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir
hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek,
kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.
Değerli Müminler!
Akrabalarımızın ve
komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan
yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan
yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin
coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki
bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık
yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir.
Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce
Rabbimizin, “Yetimi sakın incitme!”[3] emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve
gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve
manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemizi, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Müslümanların
evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin
bulunduğu evdir…”[4]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder