İSLAM
Muhterem Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir.
“Allah katında yegâne din
İslam’dır”[1] fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.
İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan
arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın
yollarını öğreten bir dindir.
Aziz Müminler!
İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir.
Cenâb-ı Hak,
“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka
ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip
dayanılacak tek varlık O’dur”[2] buyurmaktadır.
Değerli Müslümanlar!
İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır.
Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır:
“Doğrusu
sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk
edin.”[3]
Kıymetli Müminler!
Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan,
İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı
tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren
ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak
olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.
Aziz Müslümanlar!
İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar
koruyacak olan da O’dur.[4] Bu dinin kitabı
Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı
kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma
bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve
birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar
kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir
din olduğu unutulmamalıdır.
Cenâb-ı Hak,
bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın.
Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz:
“Allah’ım!
Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”[5]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder