TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ
Muhterem
Müslümanlar!
İslam, kişinin; Rabbine ve kendisine karşı görevleri yanında, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir dindir.
Allah Resûlü (s.a.s)’in hadislerinde yer alan şu ifade ne kadar da önemlidir:
“Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır.
Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine
hakkını ver!”[1]
Aziz
Müminler!
Eşlerin sevgi ve saygıyla birbirine bağlı kaldığı, büyüklere hürmetin eksik edilmediği, çocuklarla bereketlenen bir aile yuvası kurmak, onu korumak ve güçlendirmek insani ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Zira kişinin; ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak huzur bulduğu, inanç ve medeniyet değerleriyle buluştuğu ilk yer ailesidir. Erdemli bireylerin oluşturduğu faziletli bir toplum ve barış içinde bir dünya inşa etmenin yolu aileden geçmektedir.
Yüce Rabbimiz,
“Kendileri ile huzur
bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile
merhamet koyması O’nun varlığının delillerindendir”[2] buyurarak, bizlere, ailenin ilahî bir lütuf
olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla hiçbir yapı, aile kurumunun alternatifi değildir. Ve yine hiçbir şey;
eşlerin birbirlerine duyduğu muhabbetin, çocukların verdiği neşenin, anne ve
babanın hissettirdiği mutluluğun, dede ve ninenin sağladığı güvenin yerini asla
dolduramaz.
Kıymetli Müslümanlar!
Dinine bağlı, mukaddesatına saygılı nesiller yetiştirmek, ihmal edemeyeceğimiz diğer bir sorumluluğumuzdur. Ecdadımızdan bize miras kalan; kimlik, aidiyet ve fedakârlık gibi hasletleri gençlerimize kazandırmak asli vazifelerimizdendir. Evlatlarımıza değer vermek, onları dinlemek, iki cihan saadetleri için kendilerine rehberlik etmek vazgeçemeyeceğimiz görevlerimizdendir.
Allah Resûlü (s.a.s), bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır:
“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal
etmesi, kişiye günah olarak yeter.”[3]
Değerli
Müminler!
Engelleri azimle aşmaya çalışan kardeşlerimize ve ailelerine karşı duyarlı olmak ise dini, ahlaki ve toplumsal sorumluluğumuzdur.
Bu sebeple
“Kim,
kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[4] nebevi
tavsiyesine uyarak; ibadethanelerimizi, okullarımızı, binalarımızı,
sokaklarımızı, engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekilde imar etmeliyiz.
Hayatı, özel gereksinimli kardeşlerimiz için kolaylaştırmanın gayretinde
olmalıyız.
Aziz
Müslümanlar!
Bugün, topyekûn bütün insanlık, pek çok
yıkıcı unsurla karşı karşıyadır. Hiçbir sınır ve değer tanımayanlar tarafından;
dijital mecralar, reklamlar, televizyon programları ve filmler aracılığıyla
toplumun yapı taşı olan aile müessesesi zayıflatılmak istenmektedir. Sapkın
akımlar ve batıl ideolojiler eliyle, gençlerin zihin dünyaları bulandırılmaya
çalışılmaktadır. Böylesine bir çağda bize düşen; Rabbimizin emirlerine hakkıyla
uymak, fıtratımıza sahip çıkmak, nebevî ahlakı ailemize ve nesillerimize
aktarmaktır.
Hutbemizi, Kur’an-ı Kerim’de yer
alan şu dua ile bitiriyoruz: “…Rabbim! ‘Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi,
razı olacağın işleri yapmayı’ bana nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle…”[5]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder