RAMAZAN
BAYRAMI
Muhterem
Müslümanlar!
Bugün
Ramazan Bayramı. Bir yandan Ramazan-ı şerifi idrak etmenin huzurunu diğer
yandan bayrama kavuşmanın sevincini yaşamaktayız.
Bayramlar; birlik ve beraberlik günleridir. Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin.
Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları!
Kardeş olun”[1] buyurarak bizleri
kardeşliğe davet etmektedir. Ümmet-i
Muhammed olarak bizler de aramızdaki küskünlükleri
sonlandırabilir, ayrılık ve gayrılığı bir tarafa bırakabilirsek; bayramın
neşe, sevinç ve mutluluğunu daha fazla hissedebiliriz. Aramıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere
karşı uyanık olur, gönlümüzü
birbirimize samimiyetle açabilirsek her günümüzü bayram kılabiliriz.
Aziz Müminler!
Bayramlar; ailece bir
arada olduğumuz, aynı havayı soluduğumuz, sevgi ve muhabbeti paylaştığımız özel
günlerdir. Anne-babamızın hoşnutluğunu kazandığımız, ellerini öpüp
hayır dualarını aldığımız bereket günleridir.
Bayramlar; Allah
Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek
yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uykuda iken namaz kılın ve selametle
cennete girin”[2] tavsiyesine uyarak akrabalık ve komşuluk hukukumuzu gözettiğimiz günlerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Bayramlar; millet
olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kim,
bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”[3]
müjdesine nail olmak umuduyla ihtiyaç
sahiplerinin sıkıntılarına çare, darda kalanların yaralarına merhem, zulüm
altındaki kardeşlerimizin dertlerine derman olduğumuz
günlerdir.
Bayramlar; aynı zamanda
mukaddes değerler uğruna canından geçen aziz şehitlerimizin, ahirete göç
eden kahraman gazilerimizin, bu günlere gelmemize vesile olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edip onlar için
dua ettiğimiz günlerdir.
Değerli Müminler!
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,
Uhud Savaşından sonra yetim kalan bir çocuğa, “Ben
senin baban, Âişe de annen olsun istemez misin?”[4] örneği,
yetimlere karşı davranışımızı belirlemektedir. Bugün, bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını
kuşanarak yetim ve öksüzlere kol kanat gerelim, onların bayram sevinçlerini
paylaşalım. Küçüğüyle büyüğüyle, genciyle yaşlısıyla, hastasıyla
sağlıklısıyla, yetim, öksüz ve tüm çocuklarıyla bayramı hep birlikte
birbirimize bayram kılalım.
Aziz Müslümanlar!
Mescid-i Aksâ günlerdir kapalı. Zalimler,
harîm-i ismetimiz olan Mescid-i Aksâ’nın dokunulmazlığını hiçe saymaktadır.
Ancak şu husus unutulmamalıdır ki; mabetlere el uzatılamaz, saygınlığına halel
getirilemez, içinde ibadet edilmesine yasak konulamaz. Dolayısıyla Mescid-i
Aksâ derhal açılmalıdır. Müslümanlar, kendi camilerinde hür bir şekilde
ibadetlerini eda etmelidir. Bu hususta Yüce Rabbimizin uyarısı gayet açıktır: “Allah’ın mescitlerinde O’nun adının
anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim
olabilir?”[5]
Bu vesileyle başta Mescid-i Aksâ olmak üzere, mazlum
coğrafyaların, zulüm altında inleyenlerin, yurtsuz kalmış bütün insanların daha
güzel günlere kavuşması temennisiyle Ramazan Bayramımızı tebrik ediyoruz.
Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu
ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak
koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak
komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin.
Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” [6]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder