29 Aralık 2025 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


27 Aralık 2025 Cumartesi

ALLAH'IN GÜZEL İSİMLERİ (ESMA'ÜL-HÜSNA)

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur: 

“Kişinin iyi Müslüman olduğunun işaretlerinden biri de faydasız söz ve lüzumsuz işleri terk etmesidir”

                                   

                                                            (Tirmizî, Zühd, 11.)

Diyanet İşleri Başkanlığının 26.12.12.2025 Tarihli Cuma Hutbesi: KİMLİĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR

                                   KİMLİĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR




Muhterem Müslümanlar!

Her toplumun kendine özgü bir kimliği vardır. Milletler, bu kimlikle tarihteki yerlerini alırlar. Millî ve manevi değerlerini bu kimlikle muhafaza ederler. Aile olmayı bu kimlikle sağlar; sanat ve mimarilerini, şehir ve medeniyetlerini bu kimlikle oluştururlar. Geleceklerini bu kimlikle ayakta tutarlar.

Aziz Müminler!

Bizi biz yapan, bizi millet kılan, birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamamızı sağlayan unsurlardan biri de Müslüman kimliğimizdir.

 Bu kimlik, mayasını şu ayet-i kerimeden alır: 

“Biz, Allah’ın boyasıyla boyandık. Kimin boyası Allah’ın boyadığı renkten daha güzeldir ki! Biz, yalnızca O’na kulluk ederiz.”[i] 

Bu kimliğin harcında, Kur’an’ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’den beslenen rahmet pınarları vardır. Bu kimliğin temelinde, zamana ve zemine göre değişmeyen İslam ahlakı vardır. Bu kimliğin inşasında, rahmet ve merhameti, adalet ve iyiliği kuşanmak vardır.

Kıymetli Müslümanlar!

Tarih sahnesinden silinen milletler, önce yabancı kültürlerin etkisi altına girmişler, sonra kimliklerine yabancılaşmışlardır. Nihayetinde medeniyetlerini ve geleceklerini kaybetmişlerdir. Bugün, insanlık, ahlaki bir yozlaşma ile karşı karşıyadır. Sınır tanımayan bir tarzda gerçekleştirilen eğlencelerle tertemiz yaratılan fıtrat bozulmak istenmektedir. İnsanın; zamanını ve imkânlarını harcadığı ölçüde mutlu olabileceği algısı üretilmektedir. Özüne ve kültürüne yabancı, kimliksiz nesiller oluşturulmaya çalışılmaktadır. Yüce Rabbimiz, yeryüzünde bu kötülüklere sebep olanları bizlere şöyle tanıtmaktadır:

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, eline güç geçtiğinde bozgunculuk çıkarıp ürünleri, kültürleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu asla sevmez.”[ii]

Aziz Müslümanlar!

Takvimden kopardığımız her yaprak, aslında hayatımızdan eksilen bir günün sessiz şahididir. Önümüzdeki hafta yeni bir miladi yıla girecek, ömür sayfamızdan bir yılı daha geride bırakmış olacağız. Bu günler; değerlerimiz ve kimliğimizle bağdaşmayan eğlencelerle hayatımızı zayi ettiğimiz günler olmamalıdır. Bu günler; inancımızda ve kültürümüzde yeri olmayan sembollerle evlerin, işyerlerinin ve sokakların donatıldığı bir ortama çevrilmemelidir. Bu günler; bedenimize ve ruhumuza zarar veren alkolün tüketildiği bir zaman dilimi haline getirilmemelidir. Bu günler; içinde alın teri olmayan, kendisiyle hayır yapılamayan, adı ne olursa olsun kumar, piyango ve şans oyunlarının oynandığı bir hale dönüştürülmemelidir. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde,

“Kişinin iyi Müslüman olduğunun işaretlerinden biri de faydasız söz ve lüzumsuz işleri terk etmesidir”[iii] buyurmaktadır.

Değerli Kardeşlerim!

hutbe qr kodÖmür nimetinin her anını paha biçilmez bir hazine olarak görelim.

Yüce Rabbimizin, 

“İnsanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı; hâlbuki onlar gaflet içinde haktan yüz çevirmektedirler”[iv] ikazına kulak verelim. Bugüne kadar nasıl yaşadığımızı gözden geçirirken, halimizi ve geleceğimizi ebedi yurdumuz olan ahirete göre şekillendirelim. Unutmayalım ki, uzak gördüğümüz ölüm ve hesap bize çok yakındır.  



[i] Bakara, 2/138.

[ii] Bakara, 2/205.

[iii] Tirmizî, Zühd, 11.

[iv] Enbiyâ, 21/1.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

25 Aralık 2025 Perşembe

23 Aralık 2025 Salı

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


21 Aralık 2025 Pazar

Üç Aylar Başlıyor

 🌙 

Bugün 21 Aralık Pazar.Üç ayların başlangıcı.

Dinimizde çok fazileti sayılan üç aylar Recep,Şaban ve Ramazan aylarıdır.

20 Aralık 2025 Cumartesi

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur: 

Diyanet İşleri Başkanlığının 19.12.12.2025 Tarihli Cuma Hutbesi: HER ANIMIZI EBEDİ KAZANCA DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ

    HER ANIMIZI EBEDİ KAZANCA DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ




Muhterem Müslümanlar!

Zaman, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı hem büyük bir nimet hem de önemli bir imtihandır. Aslında zamanın uzunluğu ve kısalığı yaşadığımız duygularla ilgilidir. Öyle zaman olur ki, bir ömre bedeldir; geçmesini istemeyiz. Öyle zaman da olur ki, hüzün kaplar dört bir yanımızı, hemen bitmesini isteriz. Bir an gelir huzurla dolar ruhumuz, gönlümüz şenlenir. Bir an da gelir kâbus gibi çöker üstümüze, kalbimiz daralır. Bununla birlikte bazı vakitler vardır ki, Yüce Allah, rahmet ve mağfiret kapılarını ardına kadar açmış, onları kullarına ikram etmiştir. İşte önümüzdeki Pazar günü karşılayacağımız üç ayların ilki olan Receb ayı, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece idrak edeceğimiz Regaib Kandili Yüce Rabbimizin bizlere bir ikramıdır.

Ey Genç Kardeşim!

Sana lütfedilen ömrün en bereketli dönemini yaşamaktasın. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde arşın gölgesinde olacaklar arasında zikrettiklerinden biri de sensin.[1] Hayatının bu dönemini; ebedi mutluluğa götürecek faydalı işlerle de sonrasında pişmanlık duyacağın yanlışlarla da geçirmek senin elindedir. Zamanını; alnını secdeyle buluşturup bereketlendirmek de aklını örten alkol, sağlığını tehlikeye atan uyuşturucu maddelerle ziyan etmek de senin elindedir. Günlerini oruçla geçirip sekinete ermek de zina ve fuhşiyat ile hayatını zindana çevirmek de senin elindedir. Yapacağın küçük bir iyilik ya da bir yetimi sevindirdiğin için Peygamberimiz (s.a.s)’e ebedi âlemde komşu olmak da ocaklar söndüren kumar ve şans oyunlarıyla hem kendi hem de sevdiklerinin hayatını zindana çevirmek de yine senin elindedir.

Ey Anne Babalar!

Tıpkı zaman gibi çocuklarımız da bize emanettir. Onların hata ve günahlara sürüklenmelerinin en başında ilgisizlik gelmektedir. Çocuklarımız bizlerden; kendilerine değer vermemizi, iyi günde de zor günde de yanlarında olmamızı beklemektedir. Evet, rahmet yağmurlarının sağanak sağanak yağacağı günlerin gölgesi üzerimize düştü elhamdülillah. Üç aylar ve Kandil Geceleri; tövbeye kapı, umuda pencere, gönle şifa olan manevi bir iklimdir. Bu bereketli vakitleri; çocuklarımızla el ele gönül gönüle verebilmenin, evimizde aynı sofrayı, camilerimizde aynı safı paylaşabilmenin vesilesi kılmak en büyük kazancımız olacaktır.

Kıymetli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir kudsî hadislerinde Yüce Rabbimizin şöyle buyurduğunu bizlere haber vermektedir: 

Âdemoğlu zamana kahreder. Hâlbuki zamanı var eden benim! Gece de gündüz de benim elimdedir.[2]

Evet, ey aziz kardeşlerim! Bize düşen; zamanın kıymetini bilip her anımızı ebedi kazanca dönüştürmektir. Rabbimizin emrinde, Peygamberimiz (s.a.s)’in izinde bir ömür geçirmektir. Hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’le hemhal olmak, onun nuruyla evlerimizi bereketlendirmektir. Heva ve hevesimizin değil, Rabbimizin rızasını kazanmanın gayretinde olmaktır. Kötü alışkanlıklarımızı geride bırakmak, hem kendimizi hem de çocuklarımızı cehennem azabından korumaktır.

Şimdiden üç aylarımızı ve Regaib Kandilimizi tebrik ediyor, hutbemizi; fani ömrümüzü baki mutluluğa çevirmenin yollarını gösteren Asr sûresinin mealiyle bitirmek istiyorum: 

“Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır.”[3]



[1] Buhârî, Ezân, 36.

[2] Buhârî, Edeb, 101.

[3] Asr, 103/1-3.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

17 Aralık 2025 Çarşamba

17 Aralık VUSLAT

     Hz.Mevlana

15 Aralık 2025 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


13 Aralık 2025 Cumartesi

BİR GARİP ÖLDÜ DİYELER

Bizim Yunus dediğimiz Yunus Emre, milletimizin özü ve ruhudur. Şiirlerinde Türkçemizi çok güzel kullanarak Türk Milletinin gönlüne taht kurmuştur. Onun şiir ve ilahileri dilden dile yürekten yüreğe dolaşıp durmaktadır.

Şöyle Garip Bencileyin Şiirinde beni en çok etkileyen şu mısralara bayılıyorum.

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
Bir garip (fakir) öldüğünde ölüm haberi geç duyulur.
Soğuk su ile yıkanır ve kefenlenir. Cenazesine katılım az olur.
Ama zengin soylu ve makam sahibi birinin cenazesi erken duyulur.
Cenazesi çok kalabalık olur.Herkes cenazeye gelir,
Çünkü menfaat ilişkileri bunu gerekli kılar.
İşte Yunus Emre insanın karakterini ne kadar güzel anlatır.

 ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN


Acep şu yerde varm'ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin


YUNUS EMRE


12 Aralık 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur: 

Diyanet İşleri Başkanlığının 12.12.2025 Tarihli Cuma Hutbesi:İNSAN: KÂİNATIN GÖZBEBEĞİ

                                         İNSAN: KÂİNATIN GÖZBEBEĞİ




Muhterem Müslümanlar!

Her doğan gün batacak, her can ölümü tadacaktır. Yaratılan her şey nihai sonla karşılaşacaktır. Denizler kaynayacak, dağlar yerinden oynayacak, yıldızlar dökülecektir. Kabirlerde olanlar dışarı çıkartılacak ve her insan; dünyada neleri yaptığını, neleri de yapmadığını anlayacaktır.

Kıymetli Müminler!

İnsan vardır; niçin yaratıldığını, nereden geldiğini ve nereye gittiğini düşünmez. Kendini unutur, Rabbini unutur, ölümü unutur, hesabı unutur, cennet ve cehennemi unutur. Kötülüğün gölgesinde dolaşır; kalp kırar, gönül incitir. Kâbil olur cana kıyar. Kârun olur zenginliğiyle şımarır. Nemrut olur mülküyle övünür. Ebû Cehil olur, hak ve hakikati göremez. İnsan da vardır; dünyayı ahiretin tarlası bilir, hem dünyası hem de ahireti için çalışır. Ahmed Yesevî olur, Hacı Bayrâm-ı Velî olur, Hacı Bektâş-ı Velî olur, Mevlânâ olur, Yunus Emre olur, sözleriyle yürekleri fetheder.

Ey Aziz İnsan!

Sen, âlemin özüsün, kâinatın gözbebeğisin. Hâlık-ı zü’l-Celâl’in gözdesisin. Dünyayı ve içindekileri yaratıp senin hizmetine sunan Allah Teâlâ’dır. Yaratılışını en güzel şekilde yapan O’dur. İyiyi kötüden ayırt edebilecek izan ve şuuru sana veren O’dur. Huzur ve mutluluğun yollarını sana gösteren kitaplar gönderen, peygamberleri senin için rehber kılan O’dur. Tüm bunlara rağmen, “Ey insan! Kerim olan Yüce Rabbine karşı seni yanıltıp aldatan nedir?”[i] Seni Allah’a kul olmaktan alıkoyan nedir? Emrettiklerini yapmaya, yasaklarından kaçınmaya engel olan nedir?

Değerli Müslümanlar!

Bugün maalesef birçok zıtlığı daha fazla bir arada yaşamaktayız. Bir yanda; kendisi, ailesi, milleti ve tüm insanlık için dünyayı cennet kılmaya uğraşanlar varken, diğer yanda mazlum ve masumlara zulmederek yeryüzünü cehenneme çevirmek isteyenler var. Bir yanda karıncayı dahi incitmeyen nezaket ve zarafet sahibi insanlar varken, öte yanda kibir ve gururla yürüdüğü yolları, geçtiği diyarları yakıp yıkanlar var. Bir yanda iyilik ve merhametin hayat bulması için çabalayanlar varken, diğer yanda yaptıkları kötülüklerle insanlığı zifiri karanlığa mahkûm bırakmak isteyenler var. Peygamber Efendimiz (s.a.s), hadis-i şeriflerinde bu ikilemi şöyle ifade etmektedir: “Mümin aziz ve cömerttir. Fâcir ise saygısız ve cimridir.”[ii]

Muhterem Müminler!

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Evet, hem nurun hem de kirin aynı anda aktığı bu dünyada biz müminlere düşen; bulunduğumuz her yeri imanımızla güven yurduna, ibadetlerimizle huzur ve mutluluk diyarına, güzel ahlakımızla ülfet ve muhabbet ortamına dönüştürmektir. Kötülüğe ve haksızlığa geçit vermemek; sevgiyi ve muhabbeti hayatımızın her alanına hâkim kılmaktır.

hutbe qr kodHutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitirmek istiyorum: Öyle insanlar vardır ki âdeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir. Öyleleri de vardır ki, şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir. Ne mutlu! Yüce Allah’ın, hayrın anahtarlarını kendilerine verdiği kimselere[iii]



[i] İnfitâr, 82/6.

[ii] Ebû Dâvûd, Edeb, 5.

[iii] İbn Mâce, Sünnet, 19.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

8 Aralık 2025 Pazartesi

HAFTANIN AYETİ

 Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:


ŞÜKRETMEK

5 Aralık 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur: 

Diyanet İşleri Başkanlığının 05.12.2025 Tarihli Cuma Hutbesi:İNSAN, HUZURU İBADETLE ELDE EDER

                               İNSAN, HUZURU İBADETLE ELDE EDER




Muhterem Müslümanlar!

Kainatta her varlık belli bir amaca yönelik yaratılmıştır. Varlıklar içerisinde akıl ve iradesiyle seçkin bir yere sahip olan insan da yüce bir gaye için dünyaya gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, bu hususu, “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?”[1] ayet-i kerimesiyle bizlere haber vermiştir.

Aziz Müminler!

İbadet, samimi bir niyetle İslâm’ın emir ve yasaklarını gözetmektir. Yüce Rabbimizin verdiği sayısız nimetlere şükretmektir. İbadet, imanın hayata yansımış halidir. İnsanı kötülüklerden koruyan bir kalkan, huzura ve mutluluğa ulaştıran bir kılavuzdur.

Kıymetli Müslümanlar!

İbadetler sadece kişiye değil, bütün bir topluma iyilik ve hayır getirir. Evet, namaz kişiyi; hayâsızlıktan, günahlardan ve yanlışlardan korur. Bununla birlikte mümin, namaz kıldığı halde Allah’ın emir ve yasaklarını çiğnemeye; ailesine, komşusuna ve diğer insanlara eziyet etmeye devam ediyorsa kıldığı namazları gözden geçirmelidir. Zekât, insana paylaşmayı, ihtiyaç sahiplerine destek olmayı, cimrilik ve tembellikten arınmayı hatırlatır. Müslüman; bencillik, cimrilik, hırs, haset, israf, faiz, gurur ve kibirden uzaklaşmadığı müddetçe zekâtın gerçek mahiyetini kavrayamamış demektir. Hac, insanların Allah katında bir tarağın dişleri gibi denk olduğunu, tevhit ve vahdeti, marifet ve hikmeti, mahşeri ve hesabı hatırlatıyorsa amaç hasıl olmuştur. Oruç, insana takvayı ve sabrı öğretir. Şayet mümin; yalan söylemeyi, gıybet ve dedikoduyu, kul ve kamu hakkı yemeyi sürdürüyorsa hadis-i şerifte işaret edildiği üzere oruçtan kendisine sadece açlık ve susuzluk kalmıştır.[2]

Değerli Müminler!

İbadetler sadece belli bir zaman ve belli bir mekanla sınırlı değildir. Aramızda sevgi, saygı, şefkat ve merhameti yaymamız, iyiliği yeryüzünde egemen kılmak için gayret göstermemiz de bir ibadettir. Aile fertlerine karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemiz, onlara şefkat ve merhametle davranmamız, yetim ve muhtaçları sevindirmemiz de bir ibadettir. Rızkımızı helalinden kazanıp helal yollarda harcamamız da bir ibadettir. Çalışmamız ve üretmemiz; vatanımıza, milletimize ve tüm insanlara faydalı olmamız da bir ibadettir. Yeri geldiğinde insanlara eziyet veren küçücük bir engeli yoldan kaldırmamız dahi ibadettir.

Aziz Kardeşlerim!

Müslüman için ibadetin olmadığı bir hayat düşünülemez. “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin!”[3] buyuran Yüce Rabbimize ibadet etmek, O’nun rızasını kazanmak, sevgisine nail olmak bizler için kazançların en büyüğüdür. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in “…Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır”[4] hadis-i şerifi gereğince ömür sermayemizi ibadetlerle ve salih amellerle değerli kılmak, karşılığında da ahiret yurdunu elde etmek ne kıymetli bir kazançtır. Çocuklarımıza güler yüz ve tatlı dille ibadet alışkanlığı kazandırmak onlara bırakabileceğimiz en değerli mirastır.

hutbe qr kodHutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitirmek istiyorum: “Allah’ım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmek için bana yardım et!”[5]

 



[1] Kıyâmet, 75/36.

[2] Buhârî, Savm, 8; İbn Mâce, Sıyâm, 21.

[3] Furkân, 25/77.

[4] Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 27.

[5] Ebû Dâvûd, Vitr, 26;  Nesâî, Sehiv, 60.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

1 Aralık 2025 Pazartesi

28 Kasım 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)şöyle buyurur: 

Diyanet İşleri Başkanlığının 28.11..2025 Tarihli Cuma Hutbesi:FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİ: ÎSÂR

                                 FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİ: ÎSÂR




Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın temel gayelerinden biri de Allah rızası için birbirini seven, birbirine yardım eden, iyilikte yarışan erdemli insanların oluşturduğu bir toplum inşa etmektir. İslam, bunun yolunu da bize göstermiştir. Bu yol, sevgi ve kardeşlik temeline dayanan; kişiyi bencillik, cimrilik ve kıskançlık gibi kötü hasletlerden arındıran îsâr duygusudur.

Aziz Müminler!

Îsâr; yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek insanların ihtiyaçlarını imkânımız nispetinde karşılamaya gayret göstermektir. Kendimizi düşündüğümüz kadar hatta daha da fazla başkalarını düşünmektir. Îsâr; şefkat, merhamet ve sabırla anne ve babamızın, eş ve çocuklarımızın gönüllerini hoş tutabilmektir. Engelli kardeşlerimize hayatı kolaylaştırmak; göremeyenin gözü, konuşamayanın dili, işitemeyenin kulağı, yürüyemeyenin ayağı, tutamayanın eli olabilmektir. Îsâr; içinde yaşadığımız toplumun, hatta bütün insanların iyiliğe ve hayra ulaşması için kimi zaman malımızdan, kimi zaman rahatımızdan vazgeçmektir. Kimi zaman yanı başımızdaki komşularımızın, kimi zaman akrabalarımızın, kimi zaman da Gazze’deki mazlum kardeşlerimizin yanında olmak, maddi ve manevi desteğimizi onlardan esirgememektir. Yeri geldiğinde ise din, vatan ve mukaddesat uğruna canımızı feda etmektir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bizler, fedakârlığın en güzel örneklerini Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve güzide ashabından öğrendik. Onlar, başlarına gelen bütün zorluklara göğüs germişler, insanların gönüllerinin İslam’a ısınmaları için var güçleriyle çalışmışlar, onlar için Cenâb-ı Hakk’a daima dua etmişlerdir. Onlar, yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire seve seve ikram ederler. Ve şöyle derler: Biz size Allah için ikram ediyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz”[1] ayet-i kerimesinin yaşayan örnekleri olmuşlardır.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Kendiniz için istediğinizi mümin kardeşiniz için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız”[2] buyurmaktadır. Hal böyleyken, bugün basit gibi görünen ancak îsâr ahlakımızla çözebileceğimiz nice davranışlara şahit olmaktayız. Bir yandan birbirine ikram için yarışan insanların öte yandan trafikte yol vermemesi, hatta bunun için tartışması, ambulans ve itfaiye araçlarının geçişini engellemesi, emniyet şeridini ihlal etmesi, engellilere ayrılan park yerlerine araçlarını park etmesi ne kadar da ibretlik bir durumdur. Çocuklarını uyuturken ya da hastası varken evinde parmaklarının ucuna basarak yürüyen ve fısıltıyla konuşanların televizyon ya da müziğin sesini sonuna kadar açarak komşusunu, hastaları rahatsız etmesi ne kadar da düşündürücü bir tablodur. Kendisi için bir şey almak ya da evine sağlıklı gıda götürmek için kılı kırk yaranların sattığı şeyin kusurunu gizlemesi, son kullanma tarihi geçmiş malların etiketlerini değiştirmesi, helal haram hassasiyetini kaybetmesi ne kadar da acı bir haldir. Kişinin; toplu taşıma araçlarında kendi konforunu önceleyip hasta, hamile ve yaşlıları ötelemesi ne kadar da üzücü bir husustur.

Aziz Müslümanlar!

Îsâr’ın gereği;

“İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın”[3] ilahi davetine icabet ederek nerede bir ihtiyaç sahibi varsa onun yardımına koşmak, hayatı birbirimize yaşanılır kılmaktır. Her yüreğe huzur ve mutluluk ulaştırmak, bir yetimin duasında, bir garibin tebessümünde yer almaktır.

Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in hadis-i şerifleriyle bitirmek istiyorum: Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur.”[4]



[1] İnsan, 76/8,9.

[2] Buhârî, İmân, 7.

[3] Mâide, 5/2.

[4] Ebû Dâvûd, Edeb, 60.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü 

24 Kasım 2025 Pazartesi

21 Kasım 2025 Cuma

HAFTANIN HADİSİ

 Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

Diyanet İşleri Başkanlığının 21.11..2025 Tarihli Cuma Hutbesi:ŞİDDETİN ÇARESİ MERHAMET EĞİTİMİ

ŞİDDETİN ÇARESİ MERHAMET EĞİTİMİ




Muhterem Müslümanlar!

İnsan, yeryüzünün en değerli varlığıdır. Her türlü saygıya layıktır. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı ayırt edilmeksizin her insanın canı mukaddestir. Dolayısıyla kimden gelirse gelsin, kim maruz kalırsa kalsın ve gerekçesi ne olursa olsun şiddetin hiçbir çeşidi kabul edilemez. İster ailede, ister sosyal hayatta, isterse dijital mecralarda söz, tutum ve davranışlarla hiç kimseye zarar verilemez, kimsenin şeref ve haysiyetine dil uzatılamaz. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Müslümanı şöyle tarif etmektedir: “Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kişidir.”[i]

Aziz Müminler!

Şiddetin sıradan bir hal aldığı, akran zorbalığının her geçen gün yaygınlaştığı, insanların birbirleriyle kavgalarını sosyal medyada paylaşmayı marifet saydığı; sokakta, toplu taşımada ve trafikte mal ve can emniyetinin hiçe sayıldığı bir dönemden geçmekteyiz.  Alkol, kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklar, kötülüklere sevk eden dijital oyunlar, yanlış örneklerle kirlenen ekranlar maalesef şiddetin günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Oysa şiddet hiçbir sorunu çözemez. Aksine sevgiyi bitirir, insanı yalnızlaştırır, toplumu çürütür. Nitekim ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in hayatında şiddetin izine dahi şahit olunmamıştır. O, Kıyamet gününde azabın şiddetlisini görecek olanlar, dünyadayken insanlara şiddet gösterenlerdir”[ii] buyurarak şiddetin ve zulmün asla karşılıksız kalmayacağını haber vermiştir.

Kıymetli Müslümanlar!

Şiddetin çaresi merhamet eğitimidir. Allah’ın bizlere emaneti olan çocuklar; inancı, iyiliği, merhameti, sevgi ve saygıyı ilk olarak ailesinden öğrenir. Bu münasebetle “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…”[iii] ayet-i kerimesini rehber edinen her anne baba; çocuklarının yüreklerine dokunmalı, başlarını okşamalı, onları Allah’a iyi bir kul, çevrelerine faydalı bir insan olarak yetiştirmeye gayret göstermelidir. Bir çocuk için, ilim ve hikmet yolculuğundaki en önemli kişilerden biri de öğretmenlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), eğitim ve öğretim gibi kutsal bir vazifeyi yürütenlere; “İlim öğreten kimseye, öğrettiği ilimle amel edenlerin kazandıkları kadar ecir verilir…”[iv] müjdesini vermektedir. Zira öğrencilerine ahlak ve edebiyle, şefkat ve merhametiyle rol model olan her bir öğretmen toplumda fazilet ve erdemin teminatıdır.

Değerli Müminler!

Şiddetin gölgesini hayatımızdan uzaklaştırmak için; gönüllerimize muhabbeti, evlerimize ve okullarımıza merhameti hâkim kılalım. Kalbimize düşen öfke kıvılcımlarını rahmet yağmurlarıyla söndürelim. Evlatlarımızın yüreğine sevgi, saygı, anlayış ve paylaşmanın tohumlarını serpiştirelim. Unutmayalım ki, bir çocuğun zihnine işlenen güzel bir söz, gönlüne yerleştirilen merhamet ve muhabbet yarının huzur dolu dünyasına dikilmiş bir fidan olacaktır.

hutbe qr kodBu vesileyle merhamet eğitiminde bizlere rehberlik eden anne ve babamızı, öğretmenlerimizi, hocalarımızı ve Kur’an muallimlerimizi hayırla yâd ediyoruz. Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu uyarısıyla bitirmek istiyorum: İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.[v]


[i] Tirmizî, İman, 12; İbn. Hanbel, VI, 22.

[ii] İbn Hanbel, IV, 90.

[iii] Nahl, 16/125.

[iv] İbn Mâce, Sünnet, 20.

[v] Bûhârî, Tevhid, 2.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü